SADECE ALLAH’A SECDE EDENLERİN MÜCADELESİ

Tarih boyunca zulümle yoğrulmuş toplumlar hep bir devrim beklemiştir. Ancak her devrim kurtuluş getirmemiştir. Çoğu zaman yeni bir zulmün habercisi olmuştur. Çünkü devrimin pusulası adalet değilse, yıkılan düzenin yerini yeni bir tiranlık alır. Malcolm X’in şu sözü bu bağlamda bir istikamettir: “Gerçek devrimci Allah’tan başka kimseye secde etmeyendir.” Bu cümle sadece siyasi bir duruş değil, aynı zamanda itikadî bir duruş, bir kulluk devrimidir. Gerçek devrim; kalpte, akılda ve secdede başlar. Çünkü yalnızca Allah’a secde eden bir yürek, zalimin önünde eğilmez. Yalnızca Allah’a kulluk eden bir insan, kula kulluğu reddeder. Bu secde, dünyevi olan her şeyi elinin tersiyle itip odağına Allah Teâlâ’yı koymak ve tek otorite olarak yalnızca O’nu görmek demektir.

KULLUĞUN ŞAHSİYETİ: SECDEDE ÖZGÜRLEŞMEK

Kur’an’ın temel mesajlarından biri, insanı kula kul olmaktan kurtarıp yalnızca Allah’a kul kılmaktır. Çünkü kulluğun yönü, insanın şahsiyetini belirler. Neye secde ediyorsan, kim için eğiliyorsan karakterini de oradan alırsın. Rabbimiz Kur’an’da şöyle buyurur:

“Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zâriyât, 56)

Kulluk sadece namazda eğilmekle sınırlı değildir. Aynı zamanda zihinsel, duygusal ve toplumsal bir duruştur. Bir kişi makam, para, güç ya da başka insanlara secde ediyorsa; ne kadar dindar görünürse görünsün, gerçek özgürlükten uzaktadır. Allah’a gerçek manada kul olan bir insan, kimsenin esiri olmaz. Çünkü o, dünyevi olan her şeyi elinin tersiyle itip odağına Allah Teâlâ’yı koymuştur ve yalnızca O’nu tek otorite kabul eder. Bu nedenle Hz. Ömer şöyle der:

“İnsanları özgür doğurmuşken ne diye onları kullar haline getiriyorsunuz?”

Müslüman, secdede özgürleşen insandır. Çünkü onun alnı yalnızca Yaratıcı’ya değer. Zalim sultanlara, emperyalist güçlere, çıkar odaklı sistemlere değil. Gerçek devrimci de budur: Hak karşısında boyun eğen, batıl karşısında dimdik duran kişidir.

MALCOLM X’İN DEVRİMİ: KALPTEN BAŞLAYAN DÖNÜŞÜM

Malcolm X’in hayatı, imanla yoğrulmuş bir devrimin pratiğidir. Amerika’daki ırkçılığa karşı verdiği mücadele, onu sadece siyahilerin hak savunucusu değil, tüm mazlumların sesi yapmıştır. Ancak onun devrimci kimliği, asıl olarak Müslüman olduktan sonra derinleşmiştir. Çünkü o, İslam’la tanışınca sadece sistemin değil, nefsinin de zincirlerini kırmıştır.

Malcolm X, devrimini sokaklarda değil; secdede, Kur’an’la, sabahla ve şuurla yapmıştır. Bu yüzden hayatının son döneminde söyledikleri, sadece siyasal değil, ruhani bir isyanın da yansımasıdır:

“Gerçek devrimci, Allah’tan başka kimseye secde etmeyendir.”

Bu söz, modern çağın kulluk tuzaklarına, ideoloji putlarına ve çıkar düzenlerine karşı açık bir meydan okumadır. Aynı zamanda dünyevi olan her şeyi elinin tersiyle itip yalnızca Allah Teâlâ’yı odağına koymanın ve tek otorite olarak sadece O’nu tanımanın ilanıdır.

Bugün Malcolm X’in devrimciliği hâlâ geçerlidir. Çünkü hâlâ insanlar kula kul edilmektedir. Hâlâ zulüm düzenleri secde beklemektedir. Ama hakiki Müslüman bilir ki; “Kimin önünde eğildiğin, kime inandığını gösterir.”

DİRENİŞİN İLKESİ: YALNIZCA HAKKA BOYUN EĞMEK

Hakiki direniş, Allah’ın sınırlarını çiğneyen her türlü sisteme karşı durabilmektir. Hz. Musa’nın Firavun’a karşı duruşu, Hz. İbrahim’in Nemrud’un ateşine yürüyüşü bu duruşun tarihsel örnekleridir. Bu direnişler secdeyle başlamış, hakka teslimiyetle şekillenmiştir. Kur’an, Hz. Musa’nın dilinden şöyle aktarır:

“Rabbimiz! Bizi zalim topluma karşı yardım eyle.” (Yunus, 85)

Günümüzde insanlar, sistemin değirmenine su taşırken çoğu kez Allah’ın rızasını unutuyor. Makam korkusu, geçim kaygısı, sosyal çevre baskısı bireyi hakikatten uzaklaştırıyor. Fakat gerçek devrimci, bu tür korkulara değil, sadece Allah’a karşı sorumluluk duyar. Çünkü bilir ki:

“Kim Allah’tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu açar.” (Talak, 2)

Bu yüzden gerçek devrimcilik sadece sokakta pankart taşımakla olmaz. O, aynı zamanda rızkı yalnızca Allah’tan bilmek, eğilmemek ve eğdirmemektir. Bir gün herkesin sustuğu yerde hakikati söyleyebilmektir. Ve bu direniş, yalnızca Allah’a secde eden, dünyevi olan her şeyi elinin tersiyle itip yalnızca Allah Teâlâ’yı tek otorite olarak gören kalplerden doğar.

MÜSLÜMANIN DEVRİMİ: AHLÂKLA VE ADALETLE YENİDEN İNŞA

Müslümanın devrimi, insanı dönüştürmeden toplumu dönüştürmeye kalkışmaz. Çünkü İslamî bir değişim önce kalpte başlar, sonra sokağa yansır. Bu yüzden Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Mekke’yi fethetmeden önce gönülleri fethetti. Zulmün ortasında sabırla ve ahlâkla direndi. Bir hadiste şöyle buyurur:

“Cihadın en faziletlisi, zalim sultanın karşısında hakkı söylemektir.” (Ebû Dâvûd, Melâhim, 17)

Bu da gösteriyor ki, İslamî devrim, kaba bir isyan değil; hikmetli bir mücadeledir. Devrim sadece düzen yıkmak değil, adil olanı kurmaktır. Herkesin hakkını bildiği, hiçbir ferdin kula kul edilmediği, adaletin terazisinin sarsılmadığı bir toplum inşa etmek Müslüman’ın hedefidir.

Bunu gerçekleştiren kişi yalnızca bir devrimci değil, aynı zamanda bir dava adamıdır. O dava ki; sömürüyü reddeder, kula secdeyi haram kılar, adaletle hükmetmeyi emir bilir. Gerçekten devrimci olan; öncelikle nefsini mağlup eden, sonra toplumun onurunu ayağa kaldıran kişidir.

DEVRİM, ALLAH’A SECDEYLE BAŞLAR

Malcolm X’in veciz sözü bir çağrıdır: “Gerçek devrimci Allah’tan başka kimseye secde etmeyendir.” Çünkü secde, teslimiyetin en net göstergesidir. Kime secde ediyorsan, ona itaat ediyorsun demektir. Bu yüzden hakiki devrim, secdeyle başlar, adaletle yürür, izzetle son bulur. Ve bu secde, dünyevi olan her şeyi elinin tersiyle itip yalnızca Allah Teâlâ’yı odağına koymak ve O’nu tek otorite bilmekle anlam kazanır.

Bugünün dünyasında gerçek devrimciler, çıkarı değil hakikati seçenlerdir. Hakkın yanında duranlar, rızayı yalnızca Allah’tan bekleyenlerdir. Ve bu uğurda mücadele edenler asla kaybetmez. Çünkü Allah, kendi yolunda sabırla direnenleri asla yalnız bırakmaz. (Muhammed, 7)

Unutmayın:

“Kul olmaktan kurtulmanın ilk adımı, yalnızca Allah’a secde etmektir.”

SAYGILARIMLA