İSRAİL’E GÜVENMEK MÜMKÜN MÜ?

TÜRKİYE’NİN ROLÜ VE BÖLGESEL DİNAMİKLERİN ETKİSİ

Gazze’de 15 aydan fazla süren yıkıcı çatışmalar, İsrail ve Hamas arasında varılan ateşkesle son bulmuş gibi görünse de, bu süreç sadece geçici bir rahatlama sağlamaktadır. İsrail’in geçmişte ateşkes anlaşmalarına yaklaşımı, Gazze halkının yaşadığı zorluklar ve uluslararası toplumun Filistin meselesine karşı çifte standardı dikkate alındığında, bu yeni dönemin kırılganlığı göz ardı edilemez. Ateşkesin detayları, insani yardımların ulaştırılmasını ve esir takasını kapsasa da kalıcı bir barış süreci için yeterli olup olmayacağı belirsizdir.

ANLAŞMANIN DETAYLARI VE KAZANIMLAR

İsrail ile Hamas arasında yapılan ateşkes, şu üç temel unsuru içermektedir:

1. İnsani Yardımların Sürekliliği:

Ateşkes süresince Gazze’ye her gün 600 tır insani yardım gönderileceği taahhüt edilmiştir. Gazze Şeridi’nde 2 milyondan fazla insanın temel gıda, ilaç ve altyapı ihtiyaçları göz önüne alındığında, bu yardım kritik bir öneme sahiptir.

2. Esir Takası:

Hamas’ın elindeki 33 İsrailli rehineyi serbest bırakması karşılığında, İsrail de 19 yaş altı Filistinliler başta olmak üzere yüzlerce Filistinli tutukluyu serbest bırakmayı kabul etmiştir. Bu süreç, savaşın yarattığı travmaların bir nebze olsun hafifletilmesi açısından önemlidir.

3. Müzakerelerin Yenilenmesi:

Anlaşmanın ilk aşaması 16 gün sürecek, ardından taraflar kalıcı bir barış planı üzerinde görüşmelere başlayacaktır. Ancak bu süreç, İsrail’in sahadaki politikalarının değişmesine bağlıdır.

İSRAİL’İN GÜVENİLİRLİK SORUNU

Geçmiş ateşkes deneyimleri, İsrail’in uluslararası hukuka ve taahhütlere ne kadar az bağlı kaldığını göstermektedir. Örneğin:

•2014 Ateşkesi:

İsrail, ateşkesten kısa bir süre sonra Gazze’ye yönelik ambargo ve kuşatma politikasını derinleştirmiş, insani yardım erişimini engellemiştir.

•Yahudi Yerleşimleri:

Anlaşmalara rağmen Batı Şeria’da yasa dışı yerleşim yerleri inşasına devam etmiş, Filistinlilerin topraklarını işgal etmiştir.

Bu bağlamda, İsrail’in bugün verdiği sözlere güvenmek, büyük bir risk barındırmaktadır. Bu durum, uluslararası toplumun müdahalesinin ve yaptırım gücünün ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır.

SURİYE’DEKİ OLAYLAR VE TÜRKİYE’NİN ROLÜ

Suriye iç savaşı ve bölgesel dengeler, Gazze ateşkesinin imzalanmasında dolaylı bir etki yaratmıştır. Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde yürüttüğü askeri operasyonlar, bölgedeki güç dengelerini değiştirmiş ve İsrail’i diplomatik olarak adım atmaya zorlamıştır. İsrail’in Suriye üzerinden Türkiye ile fiili komşu hale gelmesi, Gazze konusunda daha dikkatli davranmasını sağlamıştır.

Türkiye ayrıca Katar ve Mısır’la birlikte aktif bir arabulucu rolü oynayarak bu ateşkesin imzalanmasında kritik bir köprü olmuştur. Ancak Türkiye’nin bölgedeki rolü bununla sınırlı kalmamalıdır.

TÜRKİYE NE YAPMALI?

Türkiye, Gazze ateşkesi ile başlayan bu kırılgan süreci kalıcı barışa dönüştürmek için daha güçlü bir strateji benimsemelidir. Bu strateji aşağıdaki unsurları içermelidir:

1. DİPLOMATİK AKTİFLİĞİN ARTIRILMASI

Türkiye, uluslararası platformlarda Filistin meselesini daha güçlü bir şekilde gündeme getirmelidir. Özellikle Birleşmiş Milletler, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Avrupa Birliği nezdinde:

•İsrail’in Filistinlilere yönelik insan hakları ihlallerini belgelerle ortaya koymalı,

•Filistin halkının uluslararası hukuk çerçevesinde korunması için girişimlerde bulunmalıdır.

2. İNSANİ YARDIM KAPASİTESİNİN GENİŞLETİLMESİ

Gazze’ye yönelik insani yardımlarda Türkiye öncü rol oynamalıdır. AFAD ve Kızılay gibi kuruluşlar aracılığıyla:

•Sağlık, eğitim ve altyapı projeleri desteklenmeli,

•Gazze halkının temel ihtiyaçları karşılanmalıdır.

3. BÖLGESEL İŞBİRLİĞİNİN DERİNLEŞTİRİLMESİ

Türkiye, Katar ve Mısır gibi ülkelerle işbirliğini artırarak daha geniş bir bölgesel destek ağı oluşturmalıdır. Ayrıca Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerle diplomatik temaslar güçlendirilerek İsrail üzerindeki baskı artırılabilir.

4. ASKERİ VE STRATEJİK DENGELERİN KORUNMASI

İsrail’in olası provokasyonlarına karşı, Türkiye’nin askeri kapasitesini ve bölgedeki varlığını caydırıcı bir unsur olarak kullanması önemlidir. Özellikle Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları üzerindeki rekabet dikkate alındığında, Türkiye’nin bölgesel güvenlik stratejisi yeniden şekillendirilmelidir.

5. HALK DİPLOMASİSİNİN GELİŞTİRİLMESİ

Türkiye, Filistin halkıyla dayanışmayı artırmak için sosyal, kültürel ve ekonomik projeler geliştirmelidir. Gazze’deki genç nesillerin eğitimine yönelik burs programları ve Filistinli kadınların istihdamını destekleyecek girişimler başlatılabilir.

6. KALICI BARIŞ İÇİN ADIMLAR ATILMALIDIR

Gazze’de sağlanan ateşkes, geçici bir rahatlama yaratmış olsa da, İsrail’in güvenilmez politikaları ve uluslararası toplumun tarafgir tutumu bu sürecin kırılganlığını artırmaktadır. Türkiye, bu süreçte aktif bir rol oynayarak hem Filistin halkının haklarını korumalı hem de İsrail’in provokasyonlarına karşı bölgedeki stratejik dengeyi sağlamalıdır.

Unutmayın,

“Barış, sadece silahların susması değil, adaletin hakim olmasıdır. Aksi takdirde, ateşkesler yeni çatışmaların habercisidir.”

Saygılarımla,

16.01.2025

Avukat Mehmet Ali KÖROĞLU