Adıyaman Gölbaşı Devlet Hastanesi’nde Malatyalı genç bir doktor:

Selçuk Bakçacı!

Tertemiz bir yüreği var. Hastalarına bakarken gözlerinin içi ışıldıyor. Hastasının acısı ile canı sıkılan, hastasından “kendimi iyi hissediyorum” sözünü duyunca dünyaların kendisine bağışlandığını ifade eden kocaman bir yürek…

24 Haziran’da engelli bir hastasına acil müdahale kabininde yapmış olduğu doğum günü sürprizi ile gönüllere taht kurmaya devam ediyor.

Ne mutlu bu genç doktoru yetiştiren anne babaya. Ne mutlu kardeşlerine, arkadaşlarına, akrabalarına, hemşerilerine.

Acil Servislerin tüm sıkıntılarına rağmen kendisini koruyabilmesi en büyük temennimizdir.

Malum bizim insanımızın hastalığı kutsaldır. O öyle bir hastadır ki, o hastalık başka kimsede olmamıştır, olamaz, olmamalıdır, olmayacaktır.

Kendisine ve hastalığına biçtiği değerin tastamam teslim edilmesinden başka memnun olmayacak bir hasta.

Hele birde yakını varsa yanında eyvah eyvah…

Sittin sene ortada olmayan bir hasta yakını. Bütün şovunu refakat ettiği hastanın acilde olduğu sürede gerçekleştirmesi gerekliliğinin bilincinde. Maazallah her an hastası taburcu olabilir! Elini çabuk tutmalı, sahnesi yarım kalmamalı…

Hastası taburcu olduktan sonra kime ne anlatacak?

Refakat ettiği hastanın gazı olduğunu, yandaki kabinde kalbi duran hastaya müdahale edildiğini anlatamaz ya!

Daha bu ‘alim’ refakatçi gerekenin yapılmadığına karar verip şikayetlerde bulunacak… Evde gazını gideremediği hastasının açıklamasını kendisine yapamadan tüm sağlık personelini gazını tahliye edemediler diye suçlayacak…

İşin sistem açısından sıkıntılı tarafı bu gazlı refakatçıların ciddiye alınmasını sağlayan bir yapının mevcut olması!

İşini aşkla yapan nice sağlık personelini deneyimsiz muhakkiklerin kurbanı yapmamak TBMM’nin, Sağlık Bakanlığının, sendikaların ve ilgili Sivil Toplum Kuruluşlarının asli görevidir.

Aklınızdan soru işaretleri eksik olmasın…