Bir takım düşünün düşük bütçesine rağmen ligde beşinci, kupada yarı finalde ve bunları yaparken de yaşanabilecek bütün talihsizlikleri yaşıyor.
İşte bu mucizenin adı Yeni Malatyaspor.
Takımda golcün de sakat, defans oyuncunun da… Sağ bekten stoper, forvet arkasında sol bek yapıyorsun.
İşin daha da enteresan tarafı ise takımın yarısının sakatlığı bir tarafa hocan da sakat!
İşte böyle bir dönemde hem lig beşinciliği mücadeleni sürdürüp, hem de kupada yarıfinale yükseliyorsun.
Evet takımda düşüş olduğu bir gerçek, evet yaşanan sakatlıkların sayısı anormal…
Ama…
Alınan bu başarı normal sizce?
Peki yarı finalin mimarları olan futbolcuların, teknik heyetin ve kulüp profesyonellerinin ortaya koyduğu performans normal mi?
Bence anormal bir durum varsa, o da 1 günde sağ bekin stoper, forvet arkasının sol bek olduğu bu takımın ortaya koyduğu onurlu mücadelesidir.
Bilmem birileri anladı mı!
Başakşehir maçı mı, sonucu hiç önemli değil.
Galiptir bu yolda mağlup.
YENİ MALATYASPOR’DAKİ DÜŞÜŞÜN NEDENLERİ
Takımdaki düşüşün aslında birçok nedeni var.
Elbette ki en başta gelen nedeni sakatlık.
Bence bu kadar fazla sayıda sakat vermemiz öyle tesadüf olarak açıklanamaz.
Ne demek 2 hafta içerisinde 10 kişinin, hem de çoğunun baldır sakatlığı yaşaması.
Belli ki takımın Yunanlı kondisyoneri Pandalis futbolculara gereğinden fazla yüklenmiş. Çünkü genelde bu tür sakatlıklar aşırı yüklenme sonucu baş gösteriyor.
Diğer nedenlere gelecek olursak…
İlk yarıda toplanan puanların bünyede aşırı özgüven oluşturması sonucu, mücadeleyi esas alan takımın bazı maçlarda gerçek kimliğinden kopması olumsuz sonuçları da beraberinde getirdi.
Hatırlayın ikinci yarıda oynadığımız Kayseri, Fenerbahçe ve Rize maçlarını…
O ilk yarıdaki mücadeleci takımı bu maçlarda göreniniz oldu mu?
Bir diğer neden de Erol Hoca’nın bir türlü kadro istikrarını yakalayamaması diye düşünüyorum.
Tabi burada yaşanan sakatlıklardan dolayı zorunlu değişikliklere başvurulması durumunu da göz önüne almamız lazım.
Ancak özellikle Ahmet İldız, Seth, Barış ve Ertaç gibi oyuncuların performans olarak zirvede oldukları ve bunu maçlara yansıttıkları haftalarda bile kulübe oturmaları bu oyuncuları kafa olarak bütüncül düşünceden uzaklaştırdı.
Forma adaleti konusunda her zaman adil olmayı başaran Erol Hoca, bu oyuncular konusundaki tutumuyla beni fazlasıyla şaşırttı.
Ve bir diğer neden de bana göre Khalid’in boşluğunun doldurulamaması.
Khalid sadece gol atmıyor, takım savunmasına da önemli katkı sunuyordu. O gittikten sonra rakip takımlarda savunma oyuncularının daha rahat oyun kurması ve oyuna daha çok girmesi bu tezimizi güçlendiriyor.
Ama ben yine de bu sürecin bir geçiş süreci olduğunu ve Yeni Malatyaspor’un Medipol Başakşehir maçıyla birlikte o gerçek kimliğine tekrar kavuşacağını düşünüyorum.