Merhaba BUSABAH ailesinin sevgili okurları. Öncelikle geçmiş Kurban Bayramı’nızı kutlar, hayırlara vesile olmasını dilerim.

Bir önceki yazımda bahsettiğim üzere, toplumun genel bir kesimin de felsefeye karşı oluşmuş ön yargılar mevcuttur. Peki, biz öğretmenler olarak en azından öğrencilerimizde oluşan bu önyargıyı nasıl kırabiliriz?

Staj dönemim de karşılaştığım bir olay ile sözlerime devam etmek istiyorum. Ders esnasında, öğrencilerime düşünürlerimizin Tanrı hakkındaki düşüncelerini anlatıyordum ve tahtaya ufak hatırlatmalar yazıyordum. Öğrencilerimin, yazdıklarımı not ederken özellikle ‘Tanrı’ kelimesini defterlerine yazamadıklarını fark ettim. Bunun üzerine, öncelikle felsefe yapmanın günah olmadığını öğrencilere anlatmak gerektiği kanaatine vardım.

Evet, atılması gereken ilk adım felsefeyi öğrencilerimize doğru bir şekilde anlatmak olacaktır. Bu adım ise felsefenin ateistlik ile doğrudan bir bağlantısının olmadığı ve felsefe yapmanın günah olmadığı düşüncesini aşılamaktan geçer.

Bir diğer adım, felsefenin önemi üzerinde durmaktır. Çünkü felsefe, düşünürlerin fikirlerini ezberlemekten ibaret değildir. Felsefe en kısa hali ile doğru düşünmek, tabiri caizse at gözlüğünü gözümüzden çıkarıp hayata birçok pencereden bakmaktır. Böyle olunca da felsefenin günlük yaşamımızda ne kadar gerekli olduğunu söylemeye bile gerek kalmıyor zaten. Emin olun ki, öğrencilerimizin günlük hayatlarında işlerine yarayacak derslere ilgileri daha çok artacaktır.

Bir diğer önemli adım ise, onlara düşünmeyi sevdirmek ve onlar ile alıştırmalar yapmaktır. Sürekli ezber yaptırmak yerine, öğrencilerin zihnini aktif tutup düşünmelerini sağlayacak etkinlikler düzenlenmelidir. Böylece düşünmenin zevkini tadacak ve felsefeye karşı ilgileri artacaktır.

Sevebilecekleri kitaplar önerebilir ve daha birçok şey yapabiliriz bu amacımız uğrunda. Yeter ki felsefeyi diğer bir değiş ile düşünmeyi sevelim ve sevdirelim. Böylece gençlerimiz kendi doğru kararlarını kendileri verebilecek duruma gelir, sorgulamadan yaşamayı bırakır, başkalarının düşüncelerine saplanmaktan kurtulur ve hayata çok daha geniş bir perspektiften bakmayı başarırlar.

Düşünmeyi düşünmeniz ve düşündürtmeniz dileği ile hoşça kalın…