Merhaba BUSABAH ailesinin değerli okurları.
Hayatta insanların seçmesi gereken sadece iki yol vardır. ‘İyi insan olmak veya kötü insan olmak.’ Bu iki yoldan birini seçen insan, artık o yolda ilerlemeye mahkumdur. Seçtiği yol ile insan, kendi sonunu da belirlemiş olur. Böylece kısır bir döngü oluşur. Bu döngüde her şey, birbiri ile bağlantılıdır.
Yaptığı türlü türlü haksızlıklarla başarı elde edip böbürlenen, ah alan, kalp kıran, iftira atan, insanların kusurlarını ön plana çıkartıp kendi kusurlarını görmezden gelen ve bunlar gibi birçok kötü davranışı kendinde huy edinmiş insanlar, tüm bu yapıp ettikleri ile zirveye çıktıklarını düşünsünler. Aslında durum hiçte sandıkları gibi değil. Her çıkışın mutlaka bir inişi vardır. Eğer çıkarken dosdoğru çıktıysan başını yastığa vicdanın rahat bir şekilde koyarsın. Fakat adımların başka insanların canını yakıp geçtiyse ve eğer yaptıklarınla başka bir insanın gözyaşlarına sebep olduysan vay haline! Kendi sonunu kendin hazırladın demektir. İyi insan olmanın önemi de burada ortaya çıkar. İyi insanında kusurları vardır elbette fakat iyi insan bir hata yaptığında veya kötülük yaptığında bunun farkındadır ve o hatasını telafi etmek için çabalar. İşte tamda bu noktada iyi insan ile kötü insan arasındaki ayrım baş gösterir. Çünkü iyi insan hata yaptığında vicdanı rahatsızdır, geceleri başını yastığına rahat koyamaz. Kötü insan ise yaptıklarının farkında bile değildir, vicdanı da hiç mi hiç sızlamaz. Hele bir de yaptıklarının kötülük olduğunu bilmiyor, kendini haklı sanıyor ve hatasında ısrar ediyorsa gafletin dibine çökmüş demektir. En büyük cahillikte budur zaten.
Sözlerime çok değer verdiğim bir arkadaşımın bana söylediği şu sözlerle son vermek istiyorum. ‘Mazlum olmak, zalim olmaktan daha iyidir.’ Bu cümle eminim ki, bazı insanların gönlüne ferahlık verirken, bazılarının utanmasına ve kalplerinin sızlamasına neden olacaktır. Kalbi ferahlayan insan olmanız dileği ile BUSABAH satırlarında yeniden buluşuncaya dek hoşça kalın…