Merhaba BUSABAH ailesinin değerli okurları.

Yaşıyoruz. Ya bir şeylerin farkında olarak ya da hiçbir şeyin farkında olmayarak…

Bazılarımız dünyanın seyre doymayan güzelliğine takılıp kalmış, bazılarımız dünyada sonsuz bir şeref bırakıp gitmenin derdinde. Peki, hangisi erdemli olan?

Burada ki asıl mesele ‘zamanın’ ne kadar ciddiye alındığı ve ne kadar dolu yaşandığıdır. Çünkü zamanın geri dönmeme gibi bir huyu bulunmaktadır. Bunun aksini iddia eden hiçbir filozof, hiçbir bilim adamı yoktur. Üretilen yüksek teknolojinin içinde zamanı kendi himayesi altına alan bir araç bulunmamaktadır. İcat edilmemiştir ve edilemeyecektir de.

Tek tek bireylere düşen görevde, zamanın değerini bilmek ve hayatta cesur adımlar atıp, geriye bakıldığında pişmanlık değil gurur duyulacak eserler bırakmış olmaktır. Zira bu hayattan göçüp gideli yıllar olmuş fakat ismi hala insanların dilinde övgü ile anılan sanatkârların çoğu, zamanın kıymetini bilmiş ve yeryüzünde sonsuz bir şeref bırakmaya çalışmış olanlardır.

Yanlış anlaşılmaya mahal vermeden belirtmek isterim ki bir tek sanatçılar değil, tüm insanlar geleceğe kalıcı bir eser taşıyabilir. Bunun için ressam olmaya, heykeltıraş olmaya gerekte yoktur. Diktiğimiz bir fidan, yaptırdığımız bir okul, cami veya çeşme hatta vatana millete hayırlı olarak büyüttüğümüz her çocuk geleceğe bırakılan bir miras niteliğindedir.

O halde neden elimizdeki imkânlar ölçüsünde sanatçı olmaya ve geleceğe bir miras bırakmaya ilk adımımızı atmıyoruz?

Seven, sevilen ve yüzyıllar boyunca övgü ile anılan insanlar olmamız dileği ile BUSABAH satırlarında yeniden buluşuncaya dek hoşça kalın…