Dört yıl önce,12 Kasım günü, iki çok ünlü konuşmacı, Elazığlı Prof. Dr. Mehmet Çelik ile Malatyalı Gazeteci, Turgay Güler, “Dünyada Enerji”  konulu söyleşi için Malatya’ya gelmişti.

Dört yıl önce,12 Kasım günü, iki çok ünlü konuşmacı, Elazığlı Prof. Dr. Mehmet Çelik ile Malatyalı Gazeteci, Turgay Güler, “Dünyada Enerji” konulu söyleşi için Malatya’ya gelmişti.

Ben de can kulağıyla dinlemiştim.

Bu yazıyı aldığım notlardan ve aklımda kalanlardan yazdım.
Prof. Dr. Mehmet Çelik’ten şunları söylemeliyim:
-Birbirine yakın iller, ilçeler arasında genellikle bir rekabet olur.

Aslında, Elazığ Malatya’yı kıskanıyor! Malatya daha gelişmiş.
-Oğuz Türkleri Elazığ ve Malatya’ya yerleşmişler. Başka yere gitmemişler.
-Yirmi sene sonra dünya bilgi sahibi olanlarla, olmayanlar diye ikiye ayrılacak. (Dördü gitti, on altısı kaldı! s.s.)
-Bilim, kayısı tarlalarında üretilmez, Üniversitelerde üretilir.
-ODTÜ, İTÜ, KTÜ bugüne kadar bilim adına ne üretti? Devlet baktı olmuyor, TUBİTAK’ı, ASELSAN’ı kurdu. TUBİTAK’ı Fetöcüler ele geçirdi, ASELSAN’nın mühendisleri birer birer öldürüldü. ASELSAN’ı n bir yıl içinde yedi mühendisi öldürüldü sahip çıkamadık. Yahu, ASELSAN’ın web sitesinde öldürülen mühendislerden için ‘intihar etti’ diye yazıldı. (Elini çok kuvvetlice masaya vurarak, çok yüksek sesle) “Kim öldürüyor bunları?” bile diyemedik. (O zamanki gibi gözlerim yaşarıyor.)
-Mardin’de idim. Elazığ’a geçecektim oradan. Jandarma Bölge Komutanı bırakmadı, “Bir yemek yiyelim, sonra gidersiniz” dedi.

Akşam, yemekten sonra, “Sana bizim kozmik odayı göstereyim. Senin görmen lazım” dedi. Bu salonun yarısı kadar olan bir yere girdik. Duvarlarda 17-18 ekran var. Her birinin başında bir kişi oturuyor. Birinin önünde durduk. Görevliye, “Şırnak hava sahasını aç” dedi. Açtı. “Bak dedi, şu gördüğün siyah nokta SİHA. Orada geziyor. İnsan sıcaklığına duyarlı. Bir insan tespit ettiğinde hemen bildiriyor. ‘Vur’ dersen hemen vuruyor, ‘bekle bakalım nereye gidiyor’” deyip bekleyebilirsin. Bir başka monitöre gittik, “Hakkari hava sahasını aç” dedi, açtılar. Yüksekova var, Afrin var, İdlip var. Kandil var. Dedi ki bu monitörlerin aynısından dört yerde var: Jandarma Genel Komutanlığı, Genel Kurmay Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve burası dedi.
-Fransa’da yapılan “Enerji” konulu konferansta İngiliz temsilci söz sırası kendisine geldiğinde, eline bir tespih alarak, imamesinden tutup masanın üzerinde çeşitli yönlere doğru sürdü, gezdirdi ve imameyi göstererek “Bu nedir?” diye sordu. “Anladık!” dediler. “Yani imame yerine lider, önder diyebiliriz. Lider nereye giderse tespih taneleri de aynı yere gidiyor.” dedi. Petrol bölgesini işaret etti. Osmanlı Devletini işaret etti. “Başını koparırsak tespih taneleri gibi dağılırlar” dedi. Birinci Dünya Savaşı bahanelerle çıkarıldı ve Osmanlı Devleti de Savaşa sokuldu. Hepsine bir gerekçe uydurdular. Resmi Tarih bu uydurmaları yazdı. Dağılan tespih tanelerinden ikisini bir araya getirip “Burası Suriye”, üçünü bir araya getirtip “Burası Irak”, dördünü bir araya getirip “Burası BAE, Filistin” diye adlandırdılar.
-19. Yüzyılda Avrupa en refah dönemini yaşıyordu. Ama enerji sorunu vardı. Avrupa’nın kömür yatakları bitti bitecekti. Afrika’dan kömür getirme de astarı yüzünden pahalıya mal oluyordu. Yeni bir enerji kaynağı bulmalılardı.
-Musul’da irili ufaklı yan yana onlarca siyah renkli göl vardı. Bu sıvıya elini sürdüğünde yapışkandı, farklı bir kokusu vardı, yanıcıydı… Bu göller öylece duruyor kimse ne olduğunu bilmiyordu. Avrupa’dan uzmanlar geldiler bunların petrol olduğunu anladılar. Yani petrol yeraltında değil yerüstünde bulundu.
-Turgay Güler has bir Malatyalı. Başkan bey seçilirsen şunun adını bir yere ver, sağlığında görsün! (Büyükşehir Başkanı Hacı Uğur Polat’a söylüyor.)
Hemşerimiz Turgay Güler’in sözlerinden de şunları söyleyeyim:
-Dün akşam Cumhurbaşkanımızla Paris’ten geldik.
-Türkiye’nin iki sene önce terörle mücadele edecek silahı yoktu.
-İran, otuz yıldır ambargo altında. Kıtalar arası balistik füze yaptı.

Nükleer santral yaptı,
-Türkiye çok yeni silahlar yaptı. Basına tanıtılanları biliyorsunuz. Bir de tanıtılmayanlar var. Bana inanın bir de söylenmeyenler var.
-Doğu Akdeniz’de, suların altında yüzlerce milyar metreküp doğalgaz duruyor. Herkesin gözü orada. Türkiye petrol arama gemileri aldı. Üç tane. Orada doğalgaz arıyor. O gemileri denizaltılar, savaş uçakları koruyor. Bazen Yunan uçakları taciz ediyor, bizim uçakları görünce hemen kaçıyorlar.
-Doğu Akdeniz doğalgazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya götürelim diyorlar. Tabii bizim için çok iyi. Hem kira alırız, hem ihtiyacımız olanı ucuz alırız, sanayimizde kullanırız. Önceden doğalgazı Türkiye üzerinden götürmek istediklerinde bundan kira isteyecek bir güç yoktu. Emriniz başüstüne diyorlardı.
-Avrupa’nın, Amerika’nın Türkiye’deki hükümeti devirme dertleri yok; Erdoğan’dan kurtulma dertleri var.
-Mehmet Hocam anlattı, imamesini kırıp tespihi dağıttılar diye; o tespihin imamesi bulundu! (Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan s.s.)
-Ben Erdoğan’ı anlatıyorum burada, yanlış anlamayın, amacım onu övmek değil. Siz zaten seviyorsunuz. Keşke onu sevmeyenlere de böyle anlatsam, tanıtsam…
Ayaklarına sağlık.
Çok yararlandım, getirenler de sağolsun,

İyi ki gelmişler, iyi ki dinlemeye gitmişim.

***

Çok saygıdeğer hemşerilerim, bugün 10 Kasım.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüzü ve kurucu arkadaşlarını minnetle, hürmetle, rahmetle anıyorum.

Doksan sekizde, “Yorum”da yazdığım köşe yazımın başlığı gibi,

“Bu Ülke nasıl hepimizinse Atatürk de hepimizindir”.

O, Büyük Milletimizin evladıdır, kahramanıdır, özüdür.