Ligin ilk yarısı bittiğine göre heybemizde ne var ne yok ortaya dökebiliriz.

O zaman en makbul soruyla başlayalım…

Yeni Malatyaspor'un ilk yarı performansı başarılı mı sizce?

Bana sezon başı için ilk yarı sonu pozisyonumuz bu olacak denilseydi 'başarı' derdim... Ancak sezonu, oynanan maçların kalitelerini gördükten ve Yeni Malatyaspor'un kaybettiği ve kazandığı mücadeleleri izledikten sonra 'başarısızlık' diyorum!

Bana göre Yeni Malatyaspor sezonun ilk yarısını en yakın rakibinin en az 7-8 puan farkla önünde lider tamamlamalıydı.

Teknik hatalardan dolayı puanlar kaybettik ne yazık ki.

Rakiplerimizin kötü oynadığı ve fikstürümüzün kolay olduğu haftalarda topladığımız puanları geldiği gibi bol keseden dağıttık.

İşin en kötü tarafı da rakiplerimize yenildik.

Peki, Yeni Malatyaspor neden bu kadar kalitesiz, herkesin liderliği birbirine ikram ettiği bir ligde ilk yarıyı puan farkıyla lider tamamlayamadı?

Bence İrfan Hoca yaptığı çok basit tercihlerden dolayı ilk yarı karnemizin iyi olmasının önüne set çekip, bizi açık ara şampiyonluğa gitmekten alı koydu!

İsterseniz nedenlerine bakalım, eminim siz de bana hak vereceksiniz…

- Hoca elindeki kadro derinliğini iyi kullanamadı. Mba gibi performansıyla yerlerde sürünen futbolcular giydiği formanın ağırlığını bilsinler diye uzun süreli kızağa çekilmedi.

- İrfan Başaran ve Eren Tozlu gibi kaliteli adamlar kulübeye mahkûm edildi. Nitekim Bolu maçında bu ikilinin neler yapabileceğini gördük.

- Kaleci Hakan Canbazoğlu ‘Bu takımın birinci kalecisi ben değilim’ derken, belki de TFF 1.lig’in en iyi kalecisi olan Ertaç Özbir’e kale teslim edilmedi. (Edildi ama iş işten geçtikten sonra)

- Takımda baş gösteren disiplinsizliğin yeşil zemine sirayet etmesine zamanında dur denilmediği ve ceza ödül yönetmeliği işletilmediği için zorlu maçlarda önemli oyuncularımızdan yoksun kaldık.

- Alınan galibiyetler ve lider olunmasının verdiği özgüvenle baş gösteren ‘her şeyi ben bilirim’ hastalığına yakalanan İrfan Hoca’nın basının, taraftarın ve hatta yönetimin bile en küçük eleştirisine tahammül edememesi.

- Milli takım aralarının resmi tatil günleri ilan edilip, 5 gün boyunca kafasına göre yaşama fırsatı sunulan futbolcuların mevcut fizik durumunun aşağılara inmesine müsaade edilmesi.

-Alınan iyi sonuçların, başarılı süreçlerin teknik heyet tarafından sahiplenilmesi, başarısızlığa ise bin bir çeşit (Hakem, zemin, cezalı oyuncu, taraftar vs.) kılıf uydurulması...

Gibi teknik heyet kaynaklı yanlışlar ilk yarıyı bu pozisyonda bitirmemize neden oldu.

‘Peki, bundan sonraki süreç neler getirir?’ diye, önümüzü görebileceğimiz birkaç öngörüde bulunacak olursak neler söyleriz…

İrfan Hoca’nın imdadına geçen sezon Hüseyin Kar’ın attığı o mucizevi gol gibi yine bir mucize yetişti. O mucize ilk yarı boyunca kulübeye mahkûm edilmiş iki isim, Eren ve İrfan’dı. Kulübede yanında oturttuğu bu oyuncular İrfan Hoca’yı ipten aldılar adeta.

İkinci yarı neler getirecek hep birlikte bekleyip göreceğiz. Ancak şimdiden şunu söylemek müneccimlik olmaz sanırım: İrfan Hoca kredisinin tamamını tüketti... Hedefi şampiyonluk olarak güncellemiş bir yönetimin uzun süreli başarısız sonuçlara tahammül göstereceğini sanmıyorum.