Çocukluğunda camiye gidip de cami cemaatinin bazılarından fırça yemeyen var mıdır?
En az kırk yıldır camideki insanlara, çocukların, bir caminin süsü olduğunu, onlarsız caminin eksik olduğunu anlatmaya çalışıyorum.
Pedagogların, küçük yaşta camide azarlanan, fiziki şiddet görenlerin ileriki yaşlarda, camiye ve Müslümanlara karşı sıcaklık hissetmediklerini defalarca anlatmama rağmen;
Sonuç mu?
Sıfıra sıfır, elde var sıfır, ben söyledim ben işittim.
Bir arpa boyu yol alamadım.
Ben çocukken, ben gençken bana yapılanlar, daha fazlasıyla şimdiki çocuklara yapılıyor.
Halen camide bir çocuk gördükleri zaman, o yumuşak görünümlü, ak sakallı bazı ihtiyarlarımız hemen pençelerini çıkarıp saldırmaya başlıyorlar.
Aslında bunların derdi sırf çocuklarla da değil, bunlara sanki birileri camiyi dizayn etme görevi vermiş de bunlar o görevi ifa eder gibi, ya da sanki bunlar caminin sahibi de camiyi koruma ve kollama görevi verilmiş gibi, gayet ciddiyetle görevlerini yaparlar.
"Ayakkabılarınızı ayakkabılıklara koyun" sloganıyla göreve başlarlar.
"Cep telefonlarınızı kapatın" komutuyla devam ederler.
Ön saftaki boşluğu gördüğü halde ön safta namaza başlamayan, daha arka sıralardaki saflarda konuşlanan bu tiplerin görevi cemaat ayağa kalkınca başlar. İmamla birlikte kesinlikle tekbir almaz, imam tekbir aldıktan sonra;
"Ön safları doldurun" emir kipiyle seslenmeye devam ederler,
"Ön safa doğru yürüsene"
"Ön safları doldurmadan namaza başlamayın"
Tabii ki bu seslenmeden sonra bir hareketlenme olur, saflarda tek tük boşalmalar görülür. Cemaat kendi haline bırakılsa, boşalan yerleri mutlaka dolduracaktır ama bizimkiler yine meydana çıkar, dikkat edin kendisi bir ön safı doldurmaz ama sağındaki ve solundakileri önce işaretle, olmazsa sözle daha da olmazsa fiziki müdahaleyle, ön safa geçirir.
Bu durumda yaşa göre davranılır, çocuk veya genç iseniz kolunuzdan sıkıca kavranıp bir ön safa doğru fırlatılırsınız. Arkada, abiniz mi kalmış, babanız mı kalmış kimsenin umurunda değildir.
Bitti mi?
Sizden boşalan yer ne olacak?
Onu doldurmak içinde civardaki saflardan birini ısrarla çağırır ve görevini yapmanın derin huşusuyla, imamın rükuya gitmesine yakın namaza başlar.