İnatçı birine kim “akis “ der kim Üşenmeye “erinmek” diyen, ölmeye “geçinmek”, vantilatöre “fırfırik”, zorda kalmaya
“ gamanmağh”, kuluçkaya yatan tavuğa “gurka yatmak”, su kaynağına “göze”, mantara “ göbelek “, çöpe “zibil”, yumruğa “zumzuğh”, sopaya “zoppa “, kovaya “sitil”, inekleri bırakın yerine” inekleri sepleyin “, çamaşır tokacına “köpüç”, kümese “pin”, kediye “ pisik “, diyen biri sizce nereli olabilir? Elbette Malatyalı.
Öç almaya “hayf alma”, dantele “ tentene”, kura çekmeye “ibicek atma”, kaplumbağaya
“ tosbağa”, soytarılığa “yelinceklik”, küçük çiviye “kepkep”, yaprak bitine “kezbi”, rendeye
“küştüre”, çekişmeye ”lec etme”, büyük leğene “teşt”, hamile hayvana “ guzlacı “, sürülmüş tarlaya “tapanlanmış”, yağmur oluğuna “çortun “, boş gezene “avara gasnağh gibi dönüyü”, eskimeye “nezelme” diyen biri kesin Malatyalıdır.
İçi kof çıkan cevize “içi fıs çıktı”, önlüğe “ bervenik”, baştan savma bir şey görüp de, her şeyiniz “ayın oyun” olmuş, kertenkeleye “göğüş” diyise tartışmasız Malatya’lıdır. Bir şahsa kin duymaya
“onu kefliyim gösterecem ben ona”, sebzeye “zebze”, vişneye “fişne”, maaşa “mayiş”, asma yaprağına “tevek”, yengece “çıyan” hele de kızdığında “garnağıssı” diyse ona hemşehrilik beratı vermek gerekir.
Divana” makat”, tipi bozuk birine “mosturalığh”, hapşırmaya “pıskırmak”, sulu olana”cıvığh”, kibirli olana “gaburgası galın”, birini çok pohpohladıklarında” yeter koltuğuna verdiğiniz”, neremi neremi gibi saçma şarkılar duyduğunda” ossur ossur ipe düz”, her şeye itiraz eden gelinler için”anam bi dili var papuç gibi”, kendin pişir kendin ye” sen saha büşür, sen saha ye”, kendine iyi bak yerine” sen saha mugayyet ol” diyen biri kesin hemşehrimizdir.
Çok yorulduğunda “uy anam ayağhlarıma gara sular endi “, masala “matal”, gereksiz acele edildiğinde” noluyu ha noluyu, ula dabağhanaya poğhmu yetüştüreceksiniz”, çağalar ısrarla bir şey isteyip aldırmışlarsa “ noldu, başınız göge erdi delmi “diyise, sevdiği bir çocuk gördüğünde “ ana gurban verene çağam nediysin “diyise, şaşırdık yerine” ayın beyin olduğh “ diyise, merdivene” ayağhcah” paltoya “sakko”, küreğe “egiş”, patlıcana "balcan", dükkana “tükan”, diyise ona heç nerelisin diye sormayın. Çocuğa “çağa”, yüzmeye “çimme”, kilota “tuman”, toprağa” torpağh” darma dağın etmeye, ”efin tefin etme”, acayip yerine” arbet aşeret “, geçen seneye” bıldır”, çok çabuk gel yerine” çar çapik gel”, bitişik komşuya “him gonşu “kaygan yere” sırpıncağh”, Yıkanmaya “yunma" , biriyle dalga geçmeye” zaklanma “, işsiz güçsüz birine “zırtapoz”, herhalde yerine” zahar”, yan yan yürüyene “yanpeş”, eşek sıpasına “kurik” diyen biri nereli olabilir ki?
Salyangoza kim “hozelek” der ki, rezil olmaya “malamat olma”, kedi yavrusuna “manuğh “, havuca” pirçekli”, biraz kıskandıysa “ben haneyin picimiyim”, oğlunu kızını evlendirmiş ama hala onlara yardım ediyorsa” oğlan yetir, gız yetir, gene mitili sen götür”, kızdırılınca “ boynun altında gala”, mısıra “ gilgil “, kocaya” gişi”, asma kata” musandere”, havluya “marğama”, çok kısa birine”gıllik”, iç cebine” göncük",  yeni doğum yapmış kadına “dığasken”, oyun bozana “cığız”, hindiye
“culuğh”, diyise; gübreye” ağhbun”, küçük tencereye “guşgana”, buğday pazarına “arasa”, asmaya “ariş”, topaça
“develeme”, merdivene “ayağhcağh”, koşmaya “ çapma “, yorulmaya “hış olma”, saflığa “sehlüklük”, kuru kayısıya “çir”, paçayı sıvamaya “paçayı çemirleme”, dar ve uzun kovaya “külek”, süzgeçe “kemis” kötü berbat bir şeye” soyğha”, kepenke “daraba”, tellağa “dellek”, orağın küçüğüne “derhe”, aşikar yerine “eşkere”, küçük odun parçasına “gamga”, muhteşem yerine “tavatıl” su yoluna “gever”, küçük sepete “godafa”, berabere kalmaya “gumgum”, ortak piknik yapmaya “hayfene yapma”, rezil olmaya” farş malamat olma”, “töremeyesin belekim gine gayfeye mi gidiysin”, diyen, yüzünüz güle, yüzün ağ ola, ömrünüz uzun ola, gadan baa gele, diyen biri Malatyalının hasıdır.
Bizi Malatyalı yapan bu kelimeler değil miydi?
Kullanılmayan kelimeler unutulmaya mahkumdur...
Kelimeler kullanıldıkça gündemde kalır...
Sağlıklı ve mutlu kalın...
Selam olsun Malatya’nın güzel insanlarına...