Yeni Malatyasporumuzun maşallahı var.
Ne eksik dinliyor, ne acımasız eleştirilere takılıyor...
Geleni yeniyor, gideni yeniyor.
Herhalde kendimizden başka herkes Malatya’nın bu sene kupada ya da ligde başarılı olacağına inanıyor.
Dedim ya, sadece biz inanmıyoruz!
Bu ‘inançsızlığın’ en net halini Göztepe maçında bir kez daha görmüş olduk.
Bir takım düşünün ligde liderin ensesinde emin adımlarla ilk 5 mücadelesi veriyor...
Bir takım düşünün Türkiye Kupası’nda rakiplerini çatır çatır yenerek adını çeyrek finale yazdırmış...
Ve bir takım düşünün bunları yaparken birçok takımdan daha düşük bir bütçeye sahip, daha az taraftar var arkasında!
Maça gelmeyenin, ama lafa geldiğinde tozu dumana katanın elbette bu durum için çeşitli gerekçeleri vardır.
Mesela bu takımın isminin başında ‘Yeni’ sıfatının olması gibi...
Mesela stadın yolunun uzak olması gibi...
Mesela başkanı sevmemek gibi...
Yeter ki gerekçe sor, adamda istemediğin kadar var.
Gelmemesi için ne kadar makul,
ne kadar mantıklı nedenler öyle değil mi(!)
(Geçerli nedenleri olan gerçek taraftarımızı tenzih ediyorum.)
Efsane Malatyaspor herkesin gözü önünde erirken kılını dahi kıpırdatmadan sadece konuşan, Malatya’ya yapılan devasa stadyumun önemli bir hizmet olma vasfını iki merdivenin olmayışı nedeniyle yerle yeksan eden, Malatya futbol tarihinin en başarılı başkanını kafasında oluşturduğu ‘kötü başkan’ tasviriyle yerin dibine sokan adam maça gelse ne olur, gelmezse ne olur.
Varsın gelmesin, biz bize yeteriz.
Takımının maçı var diye geceden gözünü uyku tutmamış, sanki sevgilisine koşar gibi stadın yolunu tutmuş, yüreğindeki karşılıksız sevdayla tribünde eksi bilmem kaçlarda ‘Malatya, Malatya!’ diye bağıranlar olduğu sürece, bu takımın sırtı yere gelmez evvel Allah.