Şimdi lütfen gözlerinizi kapayın ve bir şehir hayal edin.
Bu şehrin yetkilileri şehrin tek meydanına “müze” binası, çocukların eğlendiği, spor yaptıkları bir okul bahçesine de “kütüphane” binası dikmeye karar vermişler.
Bu şehirde yaşayan aklıselim insanlar da “Yahu müze yapacak daha müsait yerler varken meydanı yok etmenin mantığını anlayamadık, gelin bu işten vazgeçin” diye tepki göstermişlerse de seslerini duyuramamışlar.
Sosyal medya aracılığıyla örgütlenmiş, kampanyalar yapmışlar, yazmışlar, çizmişler fakat nafile seslerini duyan olmamış...
Eveet, anladınız sanıyorum, Belediye meydanına yapılması düşünülen “müze” ve Sümer Lisesi bahçesine yapılması düşünülen “kütüphane” binasından bahsediyorum.
“Acaba bu yazıdan sonra şimdi bizi duyan olur mu?” diye safça sorduğunuzu duyar gibiyim:
Hayır, hayır; hiç umudum yok.
Bu yazdıklarımın da dikkate alınmayacağını adım gibi biliyorum. Fakat bir Malatyalı olarak uyarı görevimi yapmanın ve tarihe not düşmenin huzurunu yaşayacağımı düşünüyorum...
Çoğunuzun yanlış bildiği bir bilgiyle söze başlayayım. En önemli tarihi mirasımız olan AslantepeHöyüğü’nün UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesine henüz girmediğini ve sadece aday olduğunu biliyor muydunuz?
O halde yetkililerin bölgemizi bu çok önemli listeye aldırmak için bir an önce gerekli adımları atmaları gerekmez mi?
Bu işi hızlandıracak bir önerim var sizlere:
Bizim gezilecek en önemli tarihi alanlarımız nerede?
Orduzu ve Eskimalatya civarında değil mi?
Bu tarihi mekanlara yakın bir alanda bir “müze kampüsü” projesi başlatsanız, burada kent müzesinden, etnografik müzeye, gastronomi müzesinden, bilim insanları ve devlet adamları müzesine, güzel sanatlar müzesinden, askeri müzeye, açık hava müzesinden özel müzelere ve daha birçok dalda eserlerimizi sergileseniz, bölgeye gelen yerli ve yabancı turist sayısında bir artış sağlanır, dolayısıyla doğal olarak Batı’ya doğru gelişen şehrimizin doğu kısmında bir hareket başlar, iş alanları ve istihdamda da bir artış sağlanır ve en önemlisi de Aslantepe’nin Unesco Dünya Mirasına alınmasına büyük katkı sağlar.
Bilimsel faydalarını söylemedim daha...
Biraz daha büyük düşünürseniz söylediklerimin hayal olmadığını göreceksiniz. Küçük çapta müzecilik anlayışının dünyada bittiği bir dönemde dört oda bir salon (!) müzecilik anlayışı bizi bir yere götürmeyecektir.
“Küçük olsun benim olsun veya bu da benim dönemimde yapıldı” diye öğüneceğinize “bu muhteşem eserin temelini ben atmıştım” demeniz sizin ve şehriniz adınıza daha gurur verici bir icraat olacaktır.
Haaa kamulaştırma zor ve zaman alır diyorsanız, lütfen bu mazerete sığınmayın.
Belediyenin güç ve yetkisini en iyi bilenlerdenim...