Yazmayayım, yazmayayım dedim…

Dün olay patlak verince yazmaya karar verdim.

***

Sarı Basın Kartı, Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünce belli şartları ve yasal bekleme sürelerini yerine getiren gazetecilere Basın Kartları Komisyonu tarafından verilen bir karttır. Sahiplerinin gazeteci olduğunu belgeler ve nüfus cüzdanı yerine de kullanılabilir.

Söz konusu kart, basın mensubu kişilerin toplu ulaşım araçlarından ücretsiz olarak yararlanmasını da sağlar.

Bunu bilmeyen kalmışsa duysun.

Ve lütfen MOTAŞ şoförleri de nezaket dersi alsın…

***

Bu mesleğe girdim gireli, (bazı) MOTAŞ şoförlerinin Sarı Basın Kartı sahibi basın mensuplarına sorun çıkardığını duydum:

-“Bu kartla otobüse binemezsin kardeşim!”

***

Dün bana yapılan muamele de buydu.

Bir buçuk yıl kurumun bana sağladığı kart ile belediye, halk otobüslerinden ücretsiz faydalandım.

Bir buçuk yıl boyunca Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünden Sarı Basın Kartı almak için uğraştım.

Sonunda o kartı aldım.

Ve dün kartımı kullanınca:

-“Hanımefendi bu kartta bandrol yok. Gidin kendinize akbil alın!” şeklinde saçma sapan bir muameleyle karşılaştım.

Kendimi ifade etmek için her şeyi yaptım. Babam yaşında adam, saygısızlık etmek istemedim ama dayanamadım ben de çirkinleştim.

Şunu belirteyim:

Bir basın mensubu ve bir kadın olarak ben, sadece otobüse ücretsiz binmek için böyle küstah bir harekette bulunmam. Gidip sahte kart çıkarmam.

Bununla itham edilmeme de izin vermem!

***

MOTAŞ ile iletişim halline geçtim.

Sağ olsunlar inanılmaz ilgilendiler.

Tutanak tutacaklarını belirttiler, şoför efendiyi aradılar vs…

***

MOTAŞ’A ÇAĞRIM:

-Lütfen Sarı Basın Kartını ve kadınlarla nasıl konuşulacağını şoförlerinize öğretin. Bir de bandrolün ne olduğunu öğretseniz…