Aklınıza gelebilecek her türlü canlının bir davranış biçimi vardır.

Aklınıza gelebilecek her türlü canlının bir davranış biçimi vardır.

Davranışların şekillenmesinde bazen tetikleyici unsurlar gerekir. Davranış için irade gerekliliğini savunanlar böyle düşünmeyebilir.

Bir ağacın sonbaharda yapraklarının sararması ve dökülmesi ağaçtan beklenendir. Bu beklenti yazın ortasında gerçekleşse yoruma muhtaç kalır. Araştırmaya değer kılınır. Her araştırmacı bir pencere açar ve gözlemlerini o pencereden yorumlar.

Ağacın yazın ortasında sararan ve dökülen yaprağının neye istinaden döküldüğünü bulma çabası gelişim safhalarından yalnızca biridir.

Tetikleyiciyi belirlemek, yani altında yatan nedeni bulmak bazen çok kolaydır. Ama insanın teyit veya onama beklentisinin yüksek olması bazı basit şeylerin dile getirilmesinin bile önüne geçmektedir.

Mesela ağacın mevsimi dışında yapraklarının sararması ve dökülmesi çoğu insanın aklına ilk önce ağacın susuz kaldığını getirir. Ama iş dillendirmeye geldi mi içi içini yemeye başlar. Mesela:

+Sana mı kaldı? Niye kuruduysa kurudu.

+Ya benim düşündüğüm değilse! Rezil olurum. Neme lazım.

+Yahu bir ziraat mühendisi yok mu? Çağırın bulsun sebebini. Hastadır o hasta.

+Bana ne yahu burada kurur şurada yeşerir.

+Üniversitelere bildirmek lazım, iklim değişikliği olabilir, elementer bir sebebi olabilir.

+Meyvesi yoksa boş verin gitsin.

Daha bir çok cevapla karşılaşacağımızdan eminim.

Kundaktaki sağlıklı bir bebek ağlıyorsa ya açtır ya gazı vardır ya altına yapmıştır. Bilinir!

Tercih edilme kaygısı olan bir insanın saldırganlığının anlaşılabilirliği kadar kolaydır.

Aklınızdan soru işaretleri eksik olmasın…