CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Malatya'da gerçekleştirdiği iletişim ofisi ziyareti sırasında partililerle ve kamuoyuyla bir araya gelerek gündemi sarsacak nitelikte açıklamalarda bulundu. Deprem döneminde dünyanın dört bir yanından gelen bağış ve yardımların bugün bir suç unsuru gibi gösterilmeye çalışıldığını iddia eden Ağbaba, iki danışmanının tutuklandığını açıkladı. Yaşanan süreci "kirli bir kampanya" olarak nitelendiren ve sahada verdikleri mücadeleyi yerel yönetimin performansıyla kıyaslayarak meydan okuyan Ağbaba, yapılan tüm çalışmaların belgeli ve kayıt altında olduğunu vurguladı.

"İKİ DANIŞMANIMI DA MAALESEF TUTUKLADILAR"

Gündeme bomba gibi düşen tutuklama kararlarını ve karşı karşıya kaldığı kampanyayı ilk kez bu kadar net kelimelerle ifşa eden Veli Ağbaba, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

Ankara kapıyı kapattı, onlar Özalper’de açtı! CHP Malatya’da tasfiyeye karşı 'Alternatif karargah'
Ankara kapıyı kapattı, onlar Özalper’de açtı! CHP Malatya’da tasfiyeye karşı 'Alternatif karargah'
İçeriği Görüntüle

"Evet arkadaşlar çok teşekkür ederim. İlçe başkanlarımız, il başkanımız, sevgili partililerimiz hepinize çok teşekkür ederim. Birkaç düşüncemi çok kısa şekilde sizlerle paylaşmak istiyorum. Kamuoyuyla paylaşmak istiyorum. Bir kirli kampanyayla karşı karşıyayım. Bir kirli kampanya üzerimizden yürütülmeye çalışılıyor. Maalesef deprem döneminde gelen bağışlar bir suç unsuru olarak gösterilmeye çalışılıyor ve iki danışmanımı da maalesef tutukladılar."

"BÜYÜK ŞEHİR BELEDİYESİ'NDEN DAHA FAZLA, BİR DEVLET GİBİ ÇALIŞTIK"

Depremin ilk anından itibaren örgütüyle birlikte sahada adeta bir lojistik üs gibi çalıştıklarını belirten ve yerel otoriteyi sarsacak o iddialı ifadeleri dile getiren Ağbaba, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Aslında yapılanlara tüm Malatya şahit. Benim utanacağım bir şey yok, korkacağım bir şey yok. Yüzümü sizin karşısında eğeceğim hiçbir durumum yok. Depremin ilk anında bütün Malatya şahit, muhtarlar şahit, konteyner kentler şahit, çadır kentler şahit, fakir fukara şahit. O dönemde dünyanın dört bir yanından yardımlar geldi. Dört bir yanından insanlar yardımlar gönderdi ve biz de bu yardımları örgütümüzle birlikte, milletvekillerimizle birlikte, belediye başkanlarımızla birlikte günlerce dağıttık. Tüm insanlar buna şahittir. Bakın her mahallede aş evleri kurduk. Binlerce insana her akşam, her öğlen sıcak yemek verdik. Gençlere kartlar dağıttık. İhtiyaç kartları. Gıda paketleri, beyaz eşya, su, ekmek hatırlayın.

Depremin ilk gününde Malatya'da ekmek yoktu. 150.000 ekmek dağıttım. Depremin ilk günü, ilk akşam insanlar su bulamıyordu. kurabiye bulamıyordu. Elazığ'dan bir kamyon kurabiye getirdim. İki kamyon su dağıttım. Meyve suyu getirttim ve her ateş başına her dışarıda yatan herkese çöşnükten girdim. Ta organize sanayiye kadar insanlar o gün açken onların dertlerine derman olduk. Tabii ki bunu tek başıma yapmadım, yapmam da mümkün değil. Örgütümle yaptım. Gönüllülerle yaptım. Milletvekilleriyle yaptım. Zaman zaman yardım talepleri oluyordu. Hesap numarası veriyorduk, onlara gidiyordu. Zaman zaman bir milletvekili arkadaşım ben de yardım etmek istiyorum dedi. Danışmanıma gönderdi. Ama bunların hiçbiri, hiçbiri suç değil. Deprem döneminde bizim dışımızda sahada olan hiç kimse yoktu. Adeta bir devlet gibi Büyük Şehir Belediyesi'nden daha fazla çalıştık, bir devlet gibi çalıştık. Hepiniz şahitsiniz."

"GİDİN O HARCAMALARI DOWN SENDROMLU ÇOCUKLARA, KONTEYNER KENTLERE SORUN"

Yapılan yardımların nerelere ulaştığını tek tek mahalle ve konteyner kent isimleri vererek açıklayan Ağbaba, iddiaların merkezindeki bütçeye dair şu cümleleri kurdu:

"Şimdi bakın kimin ne ihtiyacı varsa hiç çok önemli değil. özel çocuklar dediğimiz Down Sendromlu çocuklara şahittir. Onların evlerinde o sıcakta klima yoktu. 60'a yakın klima temin ettik verdik. O çocuklar şahit. Gidin Veli Ağbaba bu paraları nereye harcamış? Down Sendromlu çocuklara sorun. Gidin bu harcamalar nereye yapılmış? Gidin Hoca Ahmet Yesevi'ye sorun. Yeşiltepe'ye sorun, Cemal Gürsel'e sorun, Güzelbahçe konteyner kentlere sorun. Bu harcamaların hepsinin hepsinin kaynağı belli, kime dağıtıldığı da bellidir. Benim vicdanım rahat, açık söylüyorum vicdanım rahat. Utanacağım hiçbir şey yok. Bu gelen yardımların tamamı Malatya'daki fakir fukara için dağıtılmıştır."

"BİR LOKMASI KURSAĞIMA GİRDİYSE ZEHİR ZIKKIM OLSUN"

Hakkında yürütülen iddialara karşı çok sert bir dil kullanan Milletvekili Ağbaba, kimseden gizli hiçbir iş yapmadıklarının altını çizerek şunları söyledi:

"Bir lokması kursağıma girdiyse zehir zıkkım olsun, haram olsun. Bu iftiraları atanları da sizin vicdanlarınıza havale ediyorum. Maalesef değerli arkadaşlar kirli bir kumpasla, kirli bir kampanyayla karşı karşıyayız. Ama tekrar söylüyorum Malatya bana şahit. Malatya'daki partili, partisiz herkes şahit. Hiç kimseyi ayırmadan tüm Malatya'daki ihtiyaç sahiplerinin tamamına yetiştim. Kimi zaman dernekler yardım gönderdi, Ankara dernekleri. Kimi zaman İstanbul dernekleri. Kimi zaman iş adamları, kimi zaman dostlarımız yardımlar gönderdi ve bu yardımları tek tek örgütümüzle birlikte, arkadaşlarımızla birlikte dağıttık. On binlerce gıda kolisi dağıttık arkadaşlar. On binlerce gıda kolisi dağıttık. Kimse sokağa çıkamazken biz hiç tanımadığımız evlerin kapısını çalarak gıda kolisi bıraktık. Hiç tanımadığımız çadırlara girerek kart bıraktık, gıda kolisi bıraktık. Hiç tanımadığımız gençlerin ayakkabılarını, yaşlılarımızın yaşlı bezini, çocuklarımızın çocuk bezini temin ettik. Bunlar suç mu? Bunların hiçbiri suç değil. ama maalesef üzerimizden bir kirli kampanya yürütülmeye çalışılıyor."

"RASTGELE 10 TANE MUHTARA TELEFON AÇIN VE SORUN"

Konuşmasının son bölümünde Tarım Kredi Kooperatifi belgelerini ve depremin ilk haftasındaki un lojistiğini işaret eden Veli Ağbaba, açıklamalarını şu çarpıcı restle tamamladı:

"Benim sizlerin karşısında vicdanım rahat, alnım açık, boynum dik. Hepiniz de biliyorsunuz, tüm Malatyalılar da biliyor. Gidin muhtarlara telefon açın. Ne bileyim rastgele 10 tane muhtara telefon açın. Veli Ağbaba yardım yapmış mı, yapmamış mı sorun. Burada ulaşmadığımız fakir fukara kalmadı. Bakın en yoksul 3.000 küsür aileye, sıfır geliri olan 3.000 küsür aileye Tarım Kredi Kooperatifinden belgeli Tarım Kredi Kooperatifinden belgeli olarak 3.000 küsür aileye, sıfır geliri olan 3.000 küsür aileye gıda kolisi gönderdik. Yani anlatamayacağım çok şey var. Bakın Malatya'da depremin ilk haftasında fırınların hepsi kapalı. Fırıncılar Odası Başkanını aradım. Dedim Amasya'dan, Çorum'dan un geliyor. Bana açık fırın bul, üç tane fırın buldu. O fırınlara o unları gönderdim. Masrafınızı çıkarın, geri kalanını Allah rızası için dedim dağıtın. Hayır kurumları çeşitli bölgelerde, Göztepe'de, Tandoğan'da aş evleri açmışlardı. Onlara bulgur gönderdim, kuru fasulye gönderdim, nohut gönderdim. Tüm Malatya şahit. Bu nedenle arkadaşlar biz, benim alnım açık, başım dik. Utanacağım hiçbir şey yapmadım. Bundan sonra da yapmayacağım. Bir kuruş o deprem yardımlarından gelen bir kuruş kursağımdan girdiyse zehir zıkkım olsun, bu iftiraları atanlara da yazıklar olsun."

Muhabir: Nisa TAŞTAN