Bugün 17 Ağustos 1999 Gölcük depreminin yıl dönümü.

Bugün 17 Ağustos 1999 Gölcük depreminin yıl dönümü.
Türkiye, bundan tam 24 yıl önce 17 Ağustos 1999'da merkez üssü Kocaeli'nin Gölcük ilçesi olan ve sadece 45 saniye süren 7.4 büyüklüğündeki bir depremle uyandı.
Türkiye tarihinin en büyük felaketlerinden biri olan bu depremde 17 bin 480 kişi öldü, 23 bin 781 kişi yaralandı.
17 Ağustos depremi tüm Marmara Bölgesi'nin yanı sıra Ankara'dan İzmir'e kadar geniş bir alanda hissedildi.
Merkez üssü Kocaeli'nin Gölcük ilçesi olan ve sadece 45 saniye süren 7.4 büyüklüğündeki depremin üzerinden 24 yıl geçti.
Türkiye tarihinin en büyük felaketlerinden biri olan depremde 17 bin 480 ölüm, 23 bin781 yaralanma oldu. 505 kişi sakat kaldı. 285 bin 211 ev, 42 bin 902 iş yeri hasar gördü.
Gelelim bugüne…
Kahramanmaraş merkezli depremlerden 11 il doğrudan etkilendi ve 50 bin 783 vatandaş hayatını kaybetti.
Yüz binlerce insanın yaralanmasına neden olan depremde 4.1 milyon kişi evinden ayrıldı. 1.5 milyon insanın evsiz kalmasına neden oldu.
11 ilde toplam 717 bin 614 binanın 90 bin 609’u acil yıkılacak, ağır hasarlı ve yıkık bina olarak belirlendi. Afet sonrası 2.3 milyon insan barınma sorunu yaşadı. Depremin maliyeti ise 2 trilyon olarak hesaplandı.
24 yıl önce yaşanan bu ağır depremin izleri daha geçmemişken yaşanan 6 Şubat depremi, bu ülkeye ve insanlarına çok ağır geldi.
Allah böyle acılar kimseye yaşatmasın, hissettirmesin.
Ancak bence biz bile bile ölüme gittik. Biz depreme hazırlık yapmadık.
24 yıl önce ile bu yıl yaşananlar arasında hiçbir fark yok.
Peki, bunun sorumlusu kim?
Bence sorumlusu hepimiziz. Enkaz altında kalıp canlarını feda eden herkesten de biz sorumluyuz.
Ben bu acının sorumluluğunu kendimde de görüyorum.
Ders almalıyız sevgili okuyucular…
Bir 17 Ağustos, bir 6 Şubat daha yaşanmasın diye, ders almamız lazım…
Depreme dirençli kentler için diretmeliyiz.
Komşumuzu bile gözetmeliyiz, kaçak yapılara izin vermemeliyiz.
Yanlışı gördüğümüzde bu devletin kendisi bile olsa bildirmeliyiz çünkü devletin de bundan haberi olmayabilir.
Her şeyi yaptığımızda yine de depreme hazırlıklı değilsek, en azından acıların altında vicdanen yıkılmayacağız.
Hepimize düşen çok sorumluluk var.