Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarından Cumhuriyet'in kuruluş dönemine uzanan süreçte, fikri tartışmaların merkezinde yer alan Arapgirli Abdullah Cevdet, "Batıcılık" akımının önde gelen temsilcilerinden biri olarak tarihe geçti. Tıp, felsefe, sosyoloji ve siyaset alanlarında yetmişten fazla esere ve çeviriye imza atan Arapgirli aydın, Türkiye’de kadın haklarından Latin harflerine geçiş fikrine kadar pek çok yenilikçi düşüncenin ilk savunucuları arasında yer aldı.
Arapgir’den Askeri Tıbbiye’ye Uzanan İlk Yıllar
9 Eylül 1869 tarihinde Malatya’nın Arapgir ilçesinde dünyaya gelen Abdullah Cevdet (kimi kaynaklara göre 1867 doğumludur), Diyarbakır 1. tabur kâtiplerinden Hacı Ömer Vasfi Efendi’nin oğludur. İlköğrenimini Hozat ve Arapgir’de tamamladıktan sonra ailesiyle Harput’a yerleşmiş, 1885 yılında Ma‘mûretülazîz (Elazığ) Askerî Rüşdiyesi’nden mezun olmuştur.
15 yaşında İstanbul’a giderek Kuleli Askerî Tıbbiyye İdâdîsi’ne giren Arapgirli genç, eğitimine Askeri Tıbbiye’de devam etti. Öğrencilik yıllarında biyolojik materyalist akımlardan etkilendi ve Ludwig Büchner’in eserini “Fizyolociya-i Tefekkür” (1890) adıyla Türkçeye çevirdi. Temmuz 1894’te tıp eğitimini tamamlayarak göz hekimi unvanını aldı.
İttihat ve Terakki’nin Kurucu Beşlisinden Biri
Felsefi fikirlerin topluma ancak siyaset aracılığıyla aktarılabileceğine inanan Arapgirli hekim, 1889 yılında dört arkadaşı (İbrahim Temo, İshak Sükûti, Mehmet Reşit ve Hikmet Emin) ile birlikte İttihâd-ı Osmânî Cemiyeti’ni kurdu. Sonradan İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne dönüşecek olan bu yapının temelini atan beş tıbbiyeliden biri olan Abdullah Cevdet, II. Abdülhamit dönemindeki siyasi faaliyetleri nedeniyle defalarca tutuklandı ve sürgün hayatı yaşadı.
Ziya Gökalp’in Hayatını Kurtardı
Diyarbakır Yılları: Görevli gittiği Diyarbakır'da İttihat ve Terakki şubesini kurdu; intihar girişiminde bulunan Ziya Gökalp’e ilk tıbbi müdahaleyi yaparak hayatını kurtardı ve onun cemiyete katılmasına önayak oldu.
Sürgün ve Avrupa: Trablusgarp, Tunus, Fransa, Cenevre, Viyana ve Mısır’da bulundu. Cenevre’de Osmanlı gazetesini çıkardı; 1904’te ise fikir hayatının simgesi haline gelecek olan İçtihad basımevini ve dergisini kurdu.

Fikir Dünyası, Eserleri ve Tartışmalı Yayınlar
Doğu ile Batı arasında fikir alışverişi sağlamayı amaçlayan Arapgirli düşünür; Shakespeare, Schiller, Byron, Sâdî, Mevlânâ ve Ömer Hayyam gibi dev isimlerin eserlerini Türkçe ve farklı dillere kazandırdı.
1908’de Reinhardt Dozy’nin “Tarih-i İslamiye” çevirisi ve ilerleyen yıllarda Bahâîlik üzerine yazıları döneminde büyük tepki topladı. 1910’da İstanbul’a dönerek Cağaloğlu’nda İçtihad Evi’ni kurdu. Biyolojik materyalizmi ve "seçkin" insan eğitimini savunan Abdullah Cevdet, henüz Cumhuriyet kurulmadan yıllar önce Latin harflerine geçilmesi gerektiğini vurguladı.
Atatürk’ün İsteğiyle Kitap Çevirdi
1928 yılında Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün isteğiyle Fransız filozof Jean Meslier’nin din eleştirisi kitabını “Akl-ı Selim” adıyla Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları için Türkçeye çevirdi. 1931'de ise şiirlerini “Karlıdağ’dan Ses” kitabında topladı.
Cağaloğlu’nda Yaşatılan Miras ve Vefatı
29 Kasım 1932 tarihinde İstanbul’da kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Arapgirli düşünürün cenaze namazı, Peyami Safa’nın ricası üzerine kılınarak Merkezefendi Mezarlığı’na defnedildi.
Doğduğu topraklar olan Malatya Arapgir'in yetiştirdiği bu mütefekkirin şahsi kütüphanesi ve arşivi, kızı Gül Karlıdağ tarafından korundu. Arapgirli Abdullah Cevdet’in kullandığı mobilyalar, nadide eserler ve kişisel eşyaları günümüzde hâlâ Cağaloğlu’ndaki tarihi İçtihad Evi’nin en üst katında muhafaza edilmektedir.
Başlıca Eserleri
Şiir: Hiç (1890), Tulûat (1891), Masumiyet (1894), Kahriyât (1906), Karlı Dağdan Ses (1931), Düşünen Musiki (1932)
Düşünce: Dimağ (1890), Fizyolacya-i Tefekkür (1892), Fünun ve Felsefe (1897)
Önemli Çevirileri: Jean Meslier (Akl-ı Selim), Gustave Le Bon (İlm-i Ruh-i İçtimai), Hayyam (Rubaiyat), Mevlana Divanı'ndan Seçmeler, Schiller (Giyom Tell).




