Ülkemizde her seçim dönemlerinde gerek sağ partilerde gerekse sol partilerde öne çıkan bazı kaygı veya argümanlar günümüz Türkiye’sinde pirim yapmıyor:
Laiklik elden gidiyor,
Türkiye İranlılaşıyor,
Milli Görüş gelecek,
Şeriat gelecek,
Osmanlı geri gelecek,
Diktatörlük hakim olacak,
Din elden gidiyor,
Asker darbe yapacak,
Namaz kılanlar idam edilecek,
Başını örtenler hiçbir kamusal alana alınmayacak,
Kur’na Kursları kapatılacak,
Dinsizlik hakim olacak,
Vs. Vs. liste uzatılabilir.
Geldiğimiz bu noktada şahit oluyoruz ki, bu kaygılar artık hiçbir karşılık bulmuyor. Kimin derdi ‘’Muasır medeniyetlerin üstüne çıkmak’’, kimin derdi ‘’seçim kazanmak uğruna olmadığı gibi olmak, yaşamadığı gibi yaşarmış gibi yapmak’’.
Bu endişeler bugüne kadar olmamışsa bundan sonra da asla olmayacak. 20 yıldır şeriat gelmemişse artık gelmez. Bugüne kadar namaz kılanlar idam edilmemişse (eskiden oldu) artık olmaz.
Peki siyasi partilerin bu argümanları artık halkta bir karşılık bulmuyorsa hangi söylemleri geliştirmeliler. Adalet, ekonomi, hak ve özgürlükler, din ve vicdan hürriyeti, eğitim, aile, sosyal devlet anlayışı, güven ve istikrar, kalkınma, coğrafyasında etkin oyun kurucu olma, etki alanını daraltmama, refah seviyesinin arttırılması vb. argümanalar ile halk karşısında olmak akılcı ve pozitif siyaset olur.
Siyasi figürler birbirlerini kişilikleri ve değerleri ile eleştirmeye yeltenirlerse korkarım kendi sonlarını hazırlarlar ve halkın mağduriyet fitilini ateşlemiş olurlar. Milletimizin bilgisi ve feraseti artık beylik söylem ve hakaretlere pirim vermeyecektir. Kendini anlatabilenler muzaffer olacaklardır. Şu da unutulmamalıdır ki, artık hiçbir siyasi figür birilerinin bakiyesi ile siyaset yapamayacaktır.
Kaygı etmeyin, telaşa gerek yok erdemli halkımız her zaman olduğu gibi bu seferde en doğru karara imza atacaktır. Bu konuda en ufak endişe duyan kaybedecektir. Kimsenin adamı değiliz doğrunun hakk’ın, adaletin ve en önemlisi insanlığın tarafıyız.