Değişiktir dünyadaki insanlar
Değişiktir dünyadaki insanlar
Çıkar için doğru yoldan sapanlar
Bu uğurda onurunu satanlar
Ey kardeşim bunları iyi tanı
Bilmelisin sen bu örtülü yanı
Bu uğurda kurcala sen kafanı…
On dokuz yaşımda, sözleri böyle bir türkü bestelemiş, kendi kendime, bir de aile çevremde çalıp söylemiştim.
Yine o yaşlarda, bir tane de, köylülerimiz için söylemiştim.
Yıllar yılı unutuldum
Izdıraba gark olundum
Çile içinde yoğruldum
Suç benim mi söyle gardaş oy oy oy
Cahil isem görgüsüzsem
Dünyadan bihaber isem
Suç benim mi söyle gardaş oy oy oy…
Bunları şimdi de bazen çalar söylerim, sözlerinde, özellikle müziğinde bir bayatlık, bir tatsızlık görmem.
Sonraki zamanlarda da farklı türküler besteleyip sazla çalıp söyledim ama sözlerini, orasını burasını doğru düzgün tamamlamadım.
Kıymetli arkadaşım, bağlama ve ses ustası Kazım Tatar’ın gencecik yaşta yitirdiği ciğerparesi Kubilay’ını, İğdir’de toprağa verdiğimiz gün, Arguvan ve Hekimhan türkülerinin üstadı, TRT sanatçısı Muharrem Temiz’le karşılaştık.
-Telefonun bende kayıtlı. Beste varsa at bana dedi, ekledi,
-Aday olacak mısın?
Geçmişte, CHP’de aday adayı olmuştuk.
-Olurum herhalde dedim.
-Beraber aday olalım dedi.
Demek ki, benim Ak Partiye geçtiğimi bilmiyordu.
O ayaküstü konuşmada bu geçişten söz edemezdim.
Muharrem Temiz’in, tertemiz sesiyle çalıp söylediği türküleri, çok büyük bir sevgiyle dinlerim.
Sekiz, on yıl önce dört arkadaş yemek yerken çok güzel sohbet etmiştik.
O sohbette, arkadaşlar benim bestelerim olduğundan söz etmişlerdi ona.
Orada anlattığı bir ortaokul anısını unutamam.
-Müzik öğretmeni arkadaşları tahtaya kaldırıyor, tahtada çizili portenin (Tanımını unutmadım: Birbirine paralel beş çizgi, dört eşit aralıktan oluşan, üzerine notaların yazıldığı şekle porte denir. s.s.) üzerine bir nota koyuyor, ‘Bu notanın adını söyle’ diye soruyordu. Onlar da çoğunlukla biliyorlardı. Ben hiç birini bilmiyordum. Beni kaldırdı, çeşitli yerlere işareti koyup, “Bunu söyle “ diyordu ben de her seferinde kafadan bir nota adı atıp do, re, mi, fa gibi cevaplar veriyordum. O yüzüme tokadı patlatıyordu. Hiç birini tutturamadım, her seferinde de o gülle gibi tokatları yedim. Bunu hiç unutamam dedi.
Bu nota adlarını bilmediği için tokat yediği o sıralarda, bağlamanın, türkünün içindeymiş. Saz çalıp türkü söylüyormuş…
-Öğretmen senin bağlama çaldığını biliyor muydu? Dediğimde de,
-Evet biliyordu demişti.
Burada hemen haykırıp,
-Sayın Cumhurbaşkanım, bu şekliyle, bu müfredatıyla hiçbir fayda sağlamayan bu müzik, resim gibi sanat derslerinin, fayda sağlar, çocukları sanata yaklaştırır, çocuklara sanatı sevdirir halde işlenmesini sağlayın lütfen diyorum.
Rize İmam Hatip Lisesinde Tarih Coğrafya öğretmeni iken, asıl branşı matematik olup, hoca olmadığı için müzik dersine de giren bir arkadaşım bana,
-Ders defterine ne yazayım diye sormuştu, ben de,
-Susamım sümbülüm türküsünün sözleri öğretildi diye yaz dedim, o sınıfın dersine girdiğimde, defterde aynen böyle yazılı olduğunu gördüm. Oysa ben şakadan söylemiştim.
Malatya Atatürk Ortaokulunda okurken, Resim öğretmenimiz rahmetli Saadet Özgüngör, Fotospor Dergisinde gördüğüm bir fotoğrafta, kalecinin antrenman yaparken, eşofmanıyla yere paralel bir şekilde uçarak topu tuttuğu halinin, ağların arkasından görünen şekline bakarak yaptığım resmi,
-Kopya çekmişsin diyerek yüzüme çarpıp yerime gönderdiğini unutmadım.
Şunu da unutmadım: Malatyasporumuzun kaleciliğini (daha sonraki yıllarda da Başkanlığını) yapan Naci Şavata abimizin de, antrenmanda çalışırken izlediğimde dilini hep dışarıda tuttuğunu, antrenörün de onu uyardığını hatırlıyorum!!
Bu yazıya besteyle başlamıştık, resimle, sporla devam ettik.
Cumhurbaşkanımız için iki üç yıl önce bir ‘türkü’ yapmıştım!
Sen Türkiye’min aşığısın
Gözlerinde bakışısın
Çorbasında kaşığısın
Oy aman aman aman
Dağlarının taşlarının
Kurtların kuşlarının
Gözlerinde yaşlarının
Aşığısın vay aman
Vay aman aman aman
Seni çok seviyoruz
Recep Tayyip Erdoğan.
Türkiye’mi çok seviyorsun
Tarihimi coğrafyamı
Bayrağımı ezanımı
Oy aman aman aman
Şehirlimi köylümü
Alevi’mi Sünni’mi
Kürtlerimi Türklerimi
Seviyorsun vay aman
Oy aman aman aman
Seni Çok seviyoruz
Recep Tayyip Erdoğan.
Bunu çaldım söyledim, videoya aldım. İkinci tur seçiminin yapıldığı gün, risk alarak, ‘belki tercihte faydalı olur’ diye sosyal medyada paylaştım.
Seçimi kazandıktan sonra paylaşsaydım, hakaretleri kolaylaştıracaktım.
Ama buna rağmen ağır hakaretlerden korunamadım.
Geçmişte hep sevgiyle, saygıyla yaklaşıp, Ak Partiye geçtikten sonra, arkadaşlıktan çıkaran bir CHP’li kadın vatandaşımız, bu sefer, türküyü nerede görmüşse altına hep, “Yazıklar olsun sana!” diye yazmıştı.
Bu türkünün neresinde bir değerimize ‘yazık’ etmişim ben?