Sevilmemiş, ilgisiz kalmış, dikkate alınmamış çocuklar, büyüdüklerinde hayır demeyi bilmeyen, herkese yara bandı olan, onay ve kabul görmek için sürekli çabalayan, yorgun bireye dönüşüyorlar. Maalesef mutsuzluğun kapısını da aralıyoruz.

Sevgisizlik, insanları yakında ilgilendiren psikolojik bir konudur. Bu durum aile içinde başlar, çocuklar özellikle ergenlik çağına geldiklerinde, sürekli sevilmediklerini düşünürler. Ve sevgiyi sürekli dışarda aramaya çalışırlar, yanlışlar burada başlar.

Aslında hiçbir anne baba çocuğunu sevmemezlik yapmaz yani tüm anne babalar çocuğunu çok sever. Ama maalesef bunu gösteremezler ve çocuk sürekli sevilmediğini düşünür. Sevgiyi dışarda arar. Bu durum ikili ilişkilerde, arkadaşlıklarda ortaya çıkar.

Sevgisiz insan psikolojisine sahip olurlar. Bu durum, erken çocukluk yıllarında gelişen ve kontrol dışında oluşan bir duygu durumudur. Sevgisiz büyüyen çocuklar, anne, babalarından yeterince sevgiyi alamadıkları için duygusal açıdan eksikler yaşarlar. Bu durum, çocukların başkalarıyla sağlıklı ve güvenli ilişkiler kurmalarını zorlaştırır.

Sevgisiz büyüyen çocuklar, güvensizlik sorunu yaşarlar. Bağlanmama korkuları vardır. Benlik duygusu azalır. Kendine güveni olmaz.

Sevgisiz insan, duygu ve davranışlarını yerine göre uygun şekilde ayarlayamaz. Aşırı tepkisel ve içe dönük olurlar. Sevgiyi dışarda ararken yara bandı olurlar...

SONUÇ OLARAK İNSANIN EN ÖNEMLİ İHTİYAÇLARINADAN BİRİ SEVGİ...

Belki de hayatta kalma, mutlu olma, dünyaya güzel bakma, her türlü zorluğun üstünden gelme… Sevgiyle olur...

Yine tekrarlayacağım çocuklarınızı çok sevin... Evet, seviyorsunuz, insan çocuğunu sevmez mi?

Onlara sevginizi belli edin... Bırakın çocuklar bu sevgi ile şımarsınlar. Bizim eskiler der ya ‘şımartmayın çocuklarınızı’ diye. Bırakın çocuklar sevilsin ve şımarsınlar. Sevgi şımarığı olsunlar... Hayata sevgi ile bakın ....

SEVGİYLE...