Üniversite öğrencileri okullarına başlamadan zam haberleri ile karşılaştı. Öğrenciler Kalacak yer bulmak ve barınma derdi dışında, şimdide aldıkları aylık bursları yetiştirme derdine düşecek. Ne yazık ki her sene bu dönemlerde Yurt fiyatlarının yine zamlandı haberleri ile uyanılıyor.
Bir öğrencinin en temel ihtiyacı barınma. Fakat artık bu ihtiyaç, sadece fiziksel değil ekonomik bir mücadeleye dönüşmüş durumda. Devlet yurtlarında artan fiyatlar, özel yurtlardaki kontrol edilemeyen ücretlendirme ve fahiş kira fiyatları, öğrencinin omzuna yüklenen yükü her geçen yıl biraz daha ağırlaştırıyor.
Bütçesi elvermeyen öğrenciler için bu zamlar, memleketten kopup yeni bir şehirde okuma hayalini gölgede bırakıyor. Kimisi içinde üniversite hayatı il günden borç döngüsü içine girmiş anlamına denk geliyor. Artık öğrenciler için bu durum “Barınacak yer bulamadım, okulu dondurdum” dönmüş durumda.
Zamlar çoğu zaman sadece rakam olarak görünüyor ancak bu durum öğrenciler için öyle olmuyor. Öğrenci için 3 öğünün birinin eksilmesi, hafta sonu ailesini görememesi, okuldan sonra iş bulmak zorunda kalması demek.
Bir yandan devlet yurtlarına gelen zamlar, bir yandan özel yurtların “öğrenci” kelimesini çoktan unutmuş olmaları. Birçok özel yurtta tek kişilik oda fiyatları neredeyse 1+1 ev, kira fiyatlarıyla yarışıyor. Üniversite hayatı sadece derslerden ibaret değil; aynı zamanda bir geçiş süreci, bir sosyalleşme ve gelişme fırsatı. Bu süreç, barınma kriziyle gölgelenmemeli.
Bir telefon, bir bilgisayar, bir tatil gibi şeyler ertelenebilir… ancak başını sokacak bir çatı ertelenemez bu bir ihtiyaçtır. Üstelik bu çatının, öğrencinin sırtına bir dağ gibi yüklenmemesi gerekir. Bu sorun çözülmezse bugünün sorunu olmaktan çıkar.
Barınma hakkı üniversite öğrencileri için lüks değil, ulaşılabilir olması gerekir.