PTT 1. Lig’de sezonun sona ermesiyle futbol adına konuşulacak çok şey kalmadı.

Tıpkı geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu sezon da yeni sezon öncesi ön hazırlıklarda yine ağırdan alan bir Yeni Malatyaspor izliyoruz. Kulüpte deyim yerindeyse yaprak bile kımıldamadığı için değerlendirmeye dair bir durum da yok.

Konya’da hak eden kazandı!

Cuma günü Konya’da oynanan PTT 1. Lig Play – Off final müsabakasını yerinde izledim. Konya’da 2010 – 2011 sezonunda yaşadığımız şampiyonluktan sonra, 5 yıl içinde yaşanan müthiş değişim karşısında adeta şok oldum.

Şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki; Milli takımın Euro 2016’da olmasının en büyük sebebi Torku Arena Stadı’dır. İnanılmaz bir atmosfere sahip. Her iki takımın da tribünleri büyük oranda doldurması karşılaşmayı eşsiz bir final havasına soktu.

Konya’da sevgili dostlarım; Ozan, Kaya, Havzan Fevzi, Menajar Mesut, Konyaspor Ceosu Önder Sami Güven ve Uşaklı Almancı Seyfo’yla beraber olduk. Karşılaşmayı da futbol camiasındaki dostlarla beraber izledik. Sezon başında Karabük takımını kuran, Alanyaspor ile de kupayı kaldıran Hüseyin Kalpar’ı canı gönülden kutluyorum. Hem Alanyaspor’u ilk kez Süper Lig’e çıkardı, hem de ilk kez ligi 3. bitiren bir takım şampiyonluk yaşadı. Maç boyunca daha fazla isteyen de daha üstün oynayan da zaten turuncu yeşillilerdi. Penaltılar sadece final müsabakasının adaletli sonuçlanmasını sağladı. Tebrikler Alanyaspor, tebrikler Hüseyin Kalpar ve ekibi...

Sadık Çiftpınar & Betül Ekşi...

Tabi asıl tebriklerin en büyüğü, kutlamaların en görkemlisi Yeni Malatyaspor’un ‘Sadık ve Cengaver’ savaşçısı Sadık Çiftpınar ve kıymetli eşi Betül Hanım’a... Aslında buradan kendisinden ve değerli ailesinden nasıl özür dileyeceğimi bilemiyorum ama düğününe katılamadığım için en başta üzüntülerimi ifade edeyim. Sadık’ın anne ve babasını tanıdıktan sonra, sahadaki o karakterli duruşun sadece futbolla sınırlı olmadığını anladım.

Bir sezon boyunca kanının son damlasına kadar Malatya için mücadele eden Sadık Çiftpınar hayatını Betül Ekşi ile birleştirdi. Belki davetlerine icap edemedim ama inşallah ömür boyu mutluluklarına hep beraber şahitlik edeceğiz.

Davut’a kendi alanında başarılar diliyorum...

Aslında şahsiyeti ve kimliği ile alakalı özel bir husumetimin olmadığı BESYO Müdürü Davut Özbağ ile alakalı çok fazla uzatacak, bu konuyu devlet meselesi haline getirecek değildim.

Fakat ilk yazımdan sonra kendisinin geride bıraktığı onca kırık döküğe rağmen, iddialı “kariyer ve adamlık” açıklamaları aslında bu zatın gerçek kimliğini öğrenmemize sebep oldu. İkinci yazıdan sonra; ‘BESYO’daki çarpıklıkları’ gündeme getirdiğim gerekçesiyle aldığım onca tebrik telefonu ve mailler aslında ne kadar da ‘başarılı bir iş yapmışım’ hazzını yaşattı bana.

Gazetemizi arayan, bana ulaşan, mail ve sosyal medya paylaşımlarıyla bu konuda beni tebrik eden tüm okurlarıma teşekkürlerimi sunuyorum.

Öğrencisinden akademisyenine, amatör kulüplerinden kendi sporcusuna kadar kocaman bir camianın bu adamdan şikayetçi olduğunu, tepkinin çığ gibi büyüyeceğini inanan tahmin bile etmemiştim.

Davut Özbağ ve BESYO’daki yanlış işleri konusunda camiamızda büyük bir farkındalık oluştuğunu gördüğüm ve amacıma ulaştığım için bu meseleyi burada noktalıyorum.

Bu saatten sonra; “İnsan ve köpekte sol ventrikül geometrisini şekillendiren yapıların morfometrik olarak karşılaştırılması”, “İnsanda ve Hayvanlarda kurşunun etkileri”, “İnsan Köpek Koyun ve Keçide Myokardial Köprü Kalınlığı ile Koroner Arter Duvar Kalınlığı Arasındaki İlişkinin İncelenmesi” gibi hangi ulusal makaleleri hazırlarsa hazırlasın, onunla işim olmaz. İster insanların, ister hayvanların anatomisiyle uğraşsın ama spora ve futbola yaklaşmasın.

Davut yerini ve asıl ilgi alanlarını terk edip, başka alanlara kaymadığı ve Malatya sporuna daha fazla zarar vermediği müddetçe onunla ilgili hesabım kapanmıştır.

Lakin bu anatomici arkadaşı hedefe koyup, odalarında gizli ve küçük planlarla Malatya futboluna yön veremeye çalışan ‘yancı’larıyla kavgam da meselem de devam edecektir...!