Şehirde esnaflar daha saat 6 olmadan tek tek ışıklarını söndürüyor, Süper Lig’deki 21. haftanın açılış maçına koşuyordu Cuma akşamı.
Futbol adına bol gollü bir ziyafet, takımlarını ligde iyice rahatlatacak bir galibiyet bekliyorlardı.
Yeni Malatyaspor – Kasımpaşa maçı tam da öyle başladı. Mina’nın erken golü tribünleri ısıtırken, rakibin 8 dakika sonra gelen cevabı hiçte kolay bir açılış olmayacağının habercisiydi...
Dengeli geçen bir ilk yarının ardından Yeni Malatyaspor, 45 ile 60 arasında ateşe atılan karton parçalarının yaydığı kısa ve gösterişli alev gibi müsabakada ev sahibi olduğunu hissettirdi. Fakat cezalı oyuncuların yokluğu ve giren-çıkan oyuncular müsabakanın kontrolünü rakibin eline verdi.
15 dakikalık baskı yerini, 70’ten sonra tribündeki taraftar gibi sahada ‘1 puan da iyidir’ diyen futbolculara bıraktı.
Sonrasında 1 puana şükreder olduk!
Asıl formsuz Erol hoca
Futbolda her zaman oyuncular formsuz olmuyor. 2 haftadır asıl formsuz Erol Bulut’tur. Futbol heyecan ve tutku gerektirir, adrenalindir ama asla macerayı kabul etmez.
Göreve geldi geleli Erol hocanın elindeki kısıtlı malzemeyle müthiş işler başardığını, 27 puanın kendi başarısı olduğunu daima belirttim, hakkını teslim ettim.
Ancak Antalya maçıyla birlikte Erol hocanın gereksiz arayışlar içersine girdiğini görüyorum.
Mina-Doria tercihinden sonra bu hafta Doria kesilip Mina sahaya sürüldü. Hangisi doğru peki hocam?
Geçen hafta mı, yoksa bu hafta mı?
Doria doğruysa o halde bu hafta neden devam etmedin, Mina doğruysa neden geçen hafta macera aradın?
Issam Chabeke atıldıktan sonra yapılan tüm değişiklikler Antalya’da takımın kimyasını bozdu. 10 kişi kaldık diye teslim bayrağı açmak zorunda mıydık?
Kasımpaşa maçında Azubuike sağ dış, Pereira orta sahanın ortasında oynadı 15-20 dakika. Sonrasında herkes asıl işine geri döndü. Kimse böyle bir başlangıca anlam verebildi mi?
Peki ya takımı tek atağa çıkaran adam olan Pereira’nın son 15 dakika oyundan çıkarılmasına ne demeli? Yerine giren oyuncu bırakın öne gitmeyi orta sahayı geçemedi!
Erol hoca formsuz derken bunları kastediyorum. Elbette ki kadro derinliğinin olmamasını, mevcut oyunculardaki total düşüşü göz önünde bulunduruyorum. Fakat mevcut sistem ve anlayış içersinde çok fazla oynamamak lazım. Erol hoca da bu satırları eleştiri olarak değil bir dost tavsiyesi olarak almalı.
Gelelim ‘Genç Mustafa’ya...
Pereira’nın yerine kurtarıcı diye oyuna alınan Mustafa Eskihallaç ile ilgili Erol Bulut maç sonrası, “Zaten onun hızı olduğundan dolayı son 10 dakikada maça sürdüm.” demiş.
İyi de hocam biz sahada ne hız ne de sürat gördük.
Adam normalde hızlı olabilir de sahaya girerken el frenini indirmeyi unutmuş galiba.
Giydiği geniş formaya rağmen kilolarını saklayamayan genç kardeşimizin, önümde ısınırken maça katkı sunamayacağını yanımdakilere söylemiştim.
Hocası ‘hızlı’ diyor, hızlı değil, yönetim ‘genç diye aldık’ diyor, çocuktaki kilo fazlası Ozan Tufan’da yok!
Yönetimin bu tarz oyuncuları bizim gençler kenarda dururken kulübe almasını mı yazayım yoksa Erol hocanın bu ‘süratsiz’ arkadaşı oyuna almasını mı bilemedim!
Mustafa Eskihallaç 1997’li ve Trabzonlu. Belki ilerde çok iyi yerlere de gelir ki inşallah Avrupa da dahi oynar. Fakat yönetimin ve teknik heyetin bu bakış açısı; Malatyalı gençlere, antrenörlerimize, spor camiamıza, bize ve tüm şehre ağır bir hakarettir.
Burak Kavlak kampa götürülmeyecek, Furkan, Ferhat sağa sola kiralanacak, alttan A takımla idmana çıkanlar çift kaleye bile sokulmayacak ama ‘5 yıldır patlama yapması beklenen Berk Yıldız genç’ diye alınacak, her yıl küme düşen takımın stoperi ‘geleceğin yıldız adayı’ diye transfer edilecek, Nijeryalı Seth’ler Kasımpaşa maçı gibi oynadığı her müsabakayı katledecek buna rağmen ‘kulübün geleceği’ diye gösterilecek!
Kusura bakmayın ama fazla oluyorsunuz.
Bir camianın aklıyla bu kadar da alay edilmez.
Hatası yüzünden maç kaybedeceksek Seth’i değil Malatyalı bir genci görmek istiyoruz sahada olay bu kadar basit!