Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü ama bana göre Sevgisizler Günü…

Tamam…

Bugün çiçekçiler, hediyelik eşya satan esnaflar, binbir türlü eşya satan bir milyoncular ve çarşı hareketlenecektir.

Allah bereket versin.

Fakat bugün hiç olmadığı kadar “sevgisiz” bir gündür.

Çünkü bu yaşadığımız zaman aralığı sevgisizlik üzerine kurulu.

Ve gitgide sevgisizlik artacaktır.

Karşı tarafa karşı olabildiğince sevgisiziz.

Komşularımıza mesela…

Akrabalarımıza mesela…

Arkadaşlarımıza mesela…

Küçüklerimize, büyüklerimize mesela…

Maalesef bu sevgisizliği çocuklarımıza da aşılıyoruz.

Sevgiden anladığımız tek şey “bi şeyler almak” oluyor.

Bilmiyorum ama bu konularda çok eski kafalıyım…

BUSABAH köşe yazarımız Atilla Kantarcı’nın yazılarına okuyunca hüzünleniyorum.

70’leri ve 80’leri anlatıyor nefis bir üslupla…

Ben o yazıları okuyunca duygulanıyorum.

Gerçek hayattan ne kadar uzaklaştığımızı gördüğüm için duygulanıyorum.

O günleri aradığım için duygulanıyorum.

Belki de kıyamet alametidir…

Çünkü “eskiyi aramak” üzerine her dönem bi şeyler yazılmıştır, söylenmiştir.

Ama inanın hiçbir dönem hayat bu kadar bayatlamamıştı.

Hayattan bu kadar kopmamıştık.

Doğadan bu kadar bi haber bir yaşam olmamıştı.

Mesela Şubat ayında Mayıs ayını yaşıyoruz ama herkes ne güzel havalar, diye sosyal medyadan paylaşımlar yapıyor.

Sanki daha iyiye gidiyormuşuz gibi…

Bugün Atilla Hocamın yazılarını duygulanarak okuyorum ama yarın ağlayarak okuyacağım.

İşte bu kesindir…