10 Ocak 2009’da yapılan On Altıncı Baro Başkanları Toplantımızda yaptığım konuşma:
Av. Özdemir ÖZOK (Başkan): Değerli arkadaşlar, bizim Malatya Baro Başkanı Selahattin Sarıoğlu diğer toplantıdaydı, şimdi geldi. Ona vereceğim sırayı, ondan sonra yine bizdeki sıraya göre devam edeceğiz.(*)
Buyurun Sayın Başkanım, söz sizin.
Av. Selahattin SARIOĞLU (Malatya Barosu Başkanı):                                    
Saygıdeğer TBB Başkanım, saygı değer Yönetim Kurulu Üyeleri.
Çok değerli baro başkanlarım; hepinizi en içten saygılarımla selamlıyorum, bu toplantının iyi sonuçlar doğurmasını diliyorum. Gerçekten de Türkiye'de çok güncel önemli gelişmelerin olduğu bir dönemde bir toplantı gerçekleştiriyoruz. Bu toplantı biliyorum ki, hukuk adına en yüksek düzeydeki bir toplantı olacaktır. Bence halkın ve bireyin savunmasını, savunma hakkını temsil eden avukatlar, savunma örgütünün, hele meslek örgütünün başkanları, en yüksek düzeyde hukuk insanlarıdır; bundan hiçbir şekilde kuşkum yoktur.
Bir Ergenekon tartışması ülkemizde yaşanıyor.
Hiçbir avukatın, hele baro başkanının, çetecilikten yana olacağını, ya da darbecilerden yana olacağını düşünmek zaten olası değil. Biz en yüksek düzeyde, evrensel düzeyde, hakların, özgürlüklerin, birey haklarının özellikle yaşama geçirilmesinden yanayız. Yargının tüm unsurlarıyla, tüm ayaklarıyla
-başta avukatlar olmak üzere- bağımsız olduklarını düşünmekteyiz.
Cumhuriyet savcılarının ve yargıçların da zaten her türlü etkiden bağımsız olduklarını düşünmekteyim.
Ancak bu Ergenekon soruşturması -kamuoyunda bilinen adıyla- hukuka uygun bir süreçmiş gibi görünse bile, bence, benim bakış açımla bu bir görünüş sadece. Özünde de böyle olduğuna ilişkin kesinlikle kuşkularım var.
Ben bu soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcılarımızın, hakimlik, yargıçlık makamının
baskılar altında olduğunu düşünmekteyim.
Bu Cumhuriyet savcılarımızın özgür iradeleriyle, hukuksal düşünceleriyle, inançlarıyla hareket ettikleri hakkında elimde olmaksızın kuşku duymaktayım.
Yani bizler, teorinin, kuramın somut olaya indirgenmesi hususunda biraz, ya da kimilerimiz biraz yanlışlık yapıyoruz diye düşünüyorum.
Evrensel hukuk kurallarının yaşama geçirilmesi hepimizin dileği, ideali, ülküsü, ama “Ergenekon soruşturması,çetecilik soruşturuluyor deniyor, Devlet içerisinde örgütlenmiş yasadışı yapılanmalar soruşturuluyor, faili meçhul cinayetler açığa çıkarılacak, yıllardan beri kangren olmuş konu temizlenecek.” deniyor.
Keşke böyle olsa!
Benim canı gönülden istediğim bu, yürekten isteğim bu.      
Ama bu konuda, böyle yürüdüğüne ilişkin, bu amaçlarla yürütüldüğüne ilişkin kişisel olarak                                        
elimde olmadan kuşkular duyuyorum.                                                        
Bana o kadar inandırıcı gelmiyor; bu kuşkularımı belirtmek istiyorum.
Efendim, bu yasadışı dinlenme konusunda Sayın TBB Başkanımız "özel yaşamımız yol olmuş" mu, öyle bir kavram kullanmışlardı . Yani "özel yaşamımız kalmamış, telefonumuzu birisi mi dinliyor, nasıl konuşalım?" diye insanın hareket etmesi ne kadar yanlış bir şey, yani ne kadar abes bir şey.
Hukuki güvenlik altında hissetmeliyiz kendimizi.
Türkiye'nin hukuk devleti olduğundan kuşkumuzun olmaması gerekiyor.
Şimdi "polis devleti süreci" deniliyor, gerçekten öyle.
Yani güvenlik kuvvetleri insanların güvenliği için, kamunun güvenliği için, bireyin güvenliği için, devletin güvenliği için her şeyi yapar,
her şeyi yapabilir diye bir anlayış yatar polis devletinin temelinde.
Hukuk devletinde böyle bir şeyin yeri kesinlikle yoktur tabii ki.
Bu bakımdan, bu kuşkulardan arınmış olarak yaşamak istiyoruz.
Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkürlerimi bildiriyorum.
Av. Özdemir ÖZOK (Başkan): Sayın Başkanım, biz teşekkür ediyoruz.
*Malatya Baro Başkanı Av. Selahattin Sarıoğlu, İstanbul, Ankara, İzmir, Mersin ve Aydın Baro Başkanları ile birlikte  “KAMUOYUNA” açıklanacak 16. Türkiye Baro Başkanları Toplantısı Sonuç Bildirgesini hazırlayacak “Kurul”a seçildiğinden toplantının bir bölümünde bulunamamıştı.
 
23-24 MAYIS 2009 tarihinde yapılan Otuzuncu Genel Kurulda Divan heyetine seçilmiştim.
Av. Özdemir ÖZOK (Türkiye Barolar Birliği Başkanı) 1. maddenin gereği olarak Genel Kurulu yönetecek Divan'ı oluşturacağız.
(…)
Değerli arkadaşlar; birinci liste salonda çok büyük bir çoğunlukla, ekseriyetle kabul edildi. O nedenle, Sayın Ankara Barosu Başkanımız Ahsen Coşar'ı, başkan yardımcılığına Denizli Barosu Başkanımız Sayın Adil Demir'i, yazmanlıklara Kocaeli Barosu Başkanımız Cumhur Arıkan'ı ve Malatya Barosu Başkanımız Selahattin Sarıoğlu'nu Divan'a çağırıyorum. Başarılar diliyorum. Genel Kurulun savunma mesleğine, Türk hukukuna ve ülkemizin genel sorunlarına güzel şeyler üretmesi dileğiyle hepinize saygılarımı sunuyorum. Kolay gelsin arkadaşlar.
Aşağıdaki konuşmamı 25-26 Mayıs 2013’te yapılan 32. TBB Olağan Genel Kurulunda yapmıştım.
Av. Önder Sav (Divan Başkanı)- Buyurun efendim:
Av. Selahattin Sarıoğlu (Malatya Barosu)- Sayın Divan Başkanım, Sayın Divan Üyelerim, burada bulunan çok değerli katılımcılar, önceki Birlik Başkanlarımız, önceki Baro başkanlarımız ben de önceki baro başkanı olduğum için. Konumuzla ilgili, yani Gelecek Barolar Birliği toplantısının hangi ilde yapılacağına ilişkin önerimi sunuyorum.
Önerim şudur: Dünya Kayısı başkenti Malatya. “Malatya Malatya bulunmaz eşin!” Bunu söyleyeyim öncelikle size.
İkinci bir husus Malatya Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin iki Cumhurbaşkanını, İsmet İnönü İle Turgut Özal’ı Türkiye’ye yetiştirmiş önemli bir şehirdir.
İklimiyle, doğasıyla, konumuyla yaşamaya son derece elverişlidir.
Ayrıca doğunun batısında, batının doğusunda, kuzey ve güneyin ortasında, ulaşımı son derece kolay, beş yıldızlı oteli çok fazla olan, ulaşım olanakları iyi hava, kara, demir. Deniz dışında.
Şimdi bu bakımdan, her mevsimi elverişli, yazın da elverişli olabilecek, kışın da elverişli olabilecek bir şehir.
Ayrıca insanlarının konukseverliği, bürokratlarının yabancıya, konuklara, dışarıdan gelenlere olan ilgisi bakımından Malatya’nın uygun olduğuna inanıyorum.
Ayrıca bu ilimizde böyle bir toplantı hiçbir zaman yapılmadı.
Burada yapılacak toplantının Türkiye’nin daha doğu uçlarına ve Orta Anadolu’ya doğru yansıyacağını düşünüyorum, buna inanıyorum.
Eğer izniniz olursa, oylarınız bu yolda oluşursa, başımız üzerinde yeriniz olacak. Ben Malatya’nın olmasını canı gönülden istiyorum.
Değerli değerlendirmelerinize sunuyorum efendim.
Oylama sonunda iki sene sonra yapılacak TBB Mali Genel Kurulunun Van’da yapılmasına karar verildi.
Türkiye Barolar Birliği’nin 16-17 Mayıs 2015’te Van’da yapılan o Genel Kurulunda da, cübbemi giyip, kürsüye çıktım ve, “Van Denizi kıyısında olduğum için büyük mutluluk duyuyorum. Eşimle birlikte aracımıza bindik Malatya’dan yola çıktık. Elazığ, Bingöl, Bitlis’ten geçtik. İl, ilçe merkezlerine girdik, çıktık, gezdik, oturduk, çay içtik, çorba içtik. Vatandaşlarla hasbihal ettik, halleştik, dertleştik… Malatya’da, Karadeniz, Akdeniz, Ege, İç Anadolu illerimizde ne yapılmışsa, buralarda da aynısının yapılmış olduğunu gördük. Ana yollar, tali yollar, refüjler, çamlar, çiçekler, alt geçitler, üst geçitler, köprüler, viyadükler, tüneller aynı. Okul binaları, Adliye binaları, Üniversite binaları, Hükümet, Kaymakamlık binaları, Hastaneler hep aynı. İnsanlarımız da aynı. Aynı yürek ferahlığı, aynı gönül rahatlığı içinde. Televizyonlarda sabah akşam ahkam kesenlerin, Doğu elden gitmiş diyenlerin laflarına kimse kanmasın. Hepsi algı, hepsi çarpıtma, hepsi yanılgı için” dedim.