Merhaba Sayın BUSABAH gazetesi okuyucusu. Bundan sonra bu köşeden sizlerle buluşacağım. “Sosyoloğun Gözünden” köşemizden selam ve sevgi ile…

Bu yazının konusu akıllı telefonlardır. Fakat hayatımızın bir parçası haline gelen akıllı telefonun etkilerinden bahsetmeden önce kısa bir tarihçesine bakalım.

Sağırlarla iletişim sağlayacak ve duymalarına yardımcı olacak bir cihaz üretmek için çıktığı bu yolda 1878 yılında Graham Bell telefonu icad ettiği bilinmekteydi fakat 2002 yılında açılan bir davada telefonu ilk icat eden kişinin Graham Bell değil, İtalyan göçmeni Antonio Meucci olduğu ABD temsilciler birliği tarafından doğrulandığı ortaya konmuştur (Kutluay, 2017).

Telefonun cep telefonu olmasıyla hayatımızı daha çok kolaylaştırdığını söyleyebiliriz. Zamandan tasarruf edebilmemiz işlerimizi daha hızlı halledebilmemiz bakımından cep telefonun olumsuz etkileri göz önüne alınamayacak kadar azdı. Fakat öyle görünüyor ki cep telefonu akıllı telefon adını almasıyla olumsuz etkileri çoğalmış bunun için herhangi bir önlem alınmamıştır. Bazı teknolojik cihazların ve mimarı yapıların ‘akıllı’ adını alması (akıllı evler, telefonlar, arabalar, bileklikler, sehpalar, tahtalar vb.) her ne kadar pratik, kolay ulaşım ve rahatlık vermiş olsa da toplum için önemli olan doğallığı ve hakikati de almaştır. Düşünerek üretmemizi engellemiştir, bu da bizi daha tembel toplum olmaya itmiştir. Eğer gerçekten akıllı cihazlar refah seviyemizi yükseltmiş olsaydı düşünen ve üreten bir toplum olurduk eski Yunan filozofları gibi… aklı, cihazlara bıraktıysak bizim aklımız neye yarıyor? Bugünün ise vazgeçilmezi haline gelmesine neden olan en büyük etkenlerden biri de sosyal medya olmuştur. Sosyal medyada paylaşım yapma, beğeni toplama, daha fazla takipçi edinme gibi isteklerin olması insanların odak noktası haline gelmiştir. Sosyal medyada kendine ait olan bir profil oluşturarak kişinin kafasında oluşturduğu ideal tipi bu profil altında fotoğraflarla veya videolarla göstermeye çalışır. Gösterdiği bu ideal tipin sahteliğini yaşar.  Kendi içerisinde kimlik çatışmasına düşmesine sebebiyet verir (ben aslında kimim?). Bilinmektedir ki kişi gerçek kimliği ve gösterdiği kimlik arasında ki farkın fazla olması kişiyi psikolojik olarak etkilemektedir.

Günümüz erinlik ve ergenlik yaşındaki çocukların top oynamak, ip atlamak gibi cadde sokak park oyunlarını azaltarak veya bırakarak telefonlardaki tüketmeye teşvik eden oyunlar oynamaya bağımlı hale gelmiştir. Model alma dönemi de olan çocuk, kişinin gerçeği yansıtmayan yaşantılarına ve kişilerin popülerliğine bakarak kendi kişiliğini sağlıklı ve kendisine uygun olmayan model seçmektedir. Çocukların eğitimini de etkilemektedir. Eğitim, belirli bir konuda bilgi ve beceri kazandırma, bireyi toplum içerisinde bilinçlendirme, toplum değerlerini kazandırma geliştirme ve yetiştirmedir.  Akıllı telefonlarda ise eğitimi sosyal medya, blog hesaplar ve youtube vb. hesaplarından almaktayız. Akıllı telefondan önce kişi kendi çevresinin değerlerini, bilgi ve beceriyi gittiği okulda almaktaydı fakat şimdiki eğitim aracı olarak kullandığımız akıllı telefon başka kültürlere başka değerlere sahip kişileri takip etmekte ve taklit etmektedir. Bu durum toplum içerisinde kişiyi informal eğitim karmaşasına sokmaktadır. Bireyde hangi yönde kendini geliştireceğini seçememekte böylece sadece taklit etme sürecine girip kendini yetiştirememektedir. Toplumun temel taşı olarak bildiğimiz ve topluma birey kazandıran aileler ise karne hediyesini en çok akıllı telefondan yana kullanmaktadır. Akıllı telefon kullanan bir çocuğu gözetmek daha zor haldedir. Aileler kendi kullandıkları teknolojinin ne gibi zararlar getireceğini bilmeden çocuklarına rahatlıkla kullanma şansı vermektedir. Günümüz bebekleri bile akıllı telefonlar sayesinde uyuyor ve yemek yiyor hale geldi. Sosyal medya ile daha çok vakit geçirmek aile içi iletişimsizliğe neden olmakta ve aile içi sorunları arttırmaktadır. Evli çiftlerin birbirine yeterli gelmemesi, sosyal medyada gördüğü hayatı yaşayamaması veyahut aldatmanın daha çok kolaylaşması ile boşanmalar artmaktadır. Böylece toplumu oluşturan aile kurumu ve topluma kazandırılan bireyler ciddi derecede zarar görmekte ve bu da toplumun geleceğini olumsuz yönde etkilemektedir.

Meselenin daha ilginç olan kısmı ise insanlar sosyal medyanın bağımlılığının farkındadır ama elinin altında bulundurduğu teknoloji ürünlerine hükmedememektedir. Böylece akıllı telefonlarla ilişkimiz, bir uzvumuzla ilişkimize benzer hale gelmiştir. Sosyal yaşantımız, insanlarla olan ilişkilerimiz, belleğimiz, akraba bağlarımız ve önem verdiğimiz daha birçok şey, düştüğünde kırılabilen bir cihazın içine sıkıştırmışızdır. Kabul, bu harika oyuncaklardan tümüyle vazgeçmek mümkün değil ama oyuncağın bizimle oynamasını da kabul etmemek gerekiyor. Gözler körken daha iyi duyarız, daha iyi koku alırız, daha iyi hissedebiliriz fakat ancak gözler açılınca aydınlanma başlar. Yaklaşık iki yüz elli yıl önce Kant, “Aydınlanma nedir?’ sorusuna “aydınlanma, insanın kendi hatası nedeniyle düşmüş olduğu bir ergin olamama durumudur” diye cevap veriyor ve şu ünlü çağrısını yapıyordu: “Aklını kullanmaya cesaret et!” Oysa yeni zamanlarda, aklımızı kullanmaya gerek yok, akıllı telefonlarımız, akıllı kartlarımız, akıllı arabalarımız var ya!

Çözüm mü? Çözüm için yeni bir aydınlanma, yeni bir karşı bilinçlenme dalgası ve en azından günde 1 saat akıllı telefonlarımızdan uzak kalmak gerekiyor. Şimdilik ilham olması için akıllı telefonlarda dolaşan bir hikayeyi burada paylaşayım. Elimizden bırakamadığımız telefon ve bilgisayarların nelere mal olduğunu bu hikaye ile birlikte düşünmek gerekiyor belki de: Asya’da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak vardır. Bir hindistancevizi oyulur ve iple bir ağaca veya yerdeki bir kazığa bağlanır. Hindistancevizinin altına ince bir yarık açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konur. Bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı kadar büyüklüktedir, yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramaz. Maymun, tatlının kokusunu alır, yiyeceği yakalamak için elini içeri sokar ve yiyeceği kavrar ama yiyecek elindeyken elini dışarı çıkarması olanaksızdır. Yiyeceği sıkıca tuttuğu için elini bu yarıktan dışarı çıkmaz. Bu durumda maymun elindekini bırakmamak için hayatından zamanından olur. Bir de böyle bakmak lazım elimizden düşürmediğimiz akıllı telefonlara.

Kaynakça:

“Telefonu kim icat etti?’’.

(2017, 13 Haziran). Erişim adresi: https//www.makaleler.com/ telefonu-kim-icat-etti