Merhaba sevgili okurlarım… Geçen haftaki yazımdan dolayı şahsen arayıp beğenilerini ileten ve yazımıza destek olan Malatyalı hemşerilerime köşemde teşekkürü bir borç bilirim.

Bizler Malatyalı olarak kendi değerlerimize sahip çıkmazsak, bir başka diyar halkı bizden daha çok sahiplenir değerlerimizi. İşte o vakit değerlerimizi kaybetmeye başlarız. Bizler Niyazi Mısri’yi anlamazsak, Şeyh Osman Nuri Ölmeztoprak ve Şeyh Ali Kara’nın (ks) birbirlerine olan muhabbetlerinin Mevlana ile Şems’in devamı olduğunu kavrayamazsak, bizler de insanlık da çok şey kaybeder.

Siz bir şehre yol, su, elektrik ve birçok hizmet götürebilirsiniz. Fakat insanları eğitmek, onların kalplerine sevgi tohumları ekmek daha ulvi bir görevdir. İşte adım adım insanlığın kalbine yürüyen yiğit yürekli, büyük şahsiyetlerin hikâyesidir Şeyh Osman Nuri Bağdadi ve Şeyh Ali Kara (ks) Hazretleri.

Bizler toplum hayatında huzuru, anlayışı ve sevgiyi bulmak zorundayız. Yoksa hayat çekilmez olur. Örüşkü ve Yozgat gibi dergâhlar çöllerdeki vahalar gibi insanımıza ve insanlığa can suyu ve hayat nefesi olmuşlardır.

Onların dergahında ırkçılık, zengin, fakir hiçbir ayrım yoktur. Herkes eşit ve herkes birdir ve oralara yürümek kendimize yolculuktur. Tarih boyunca çoğu insan bu dergahlarda kendini bulduğunu söylemektedir. Bizler kendimize yolculuk yapmadan başkalarını anlayamayız. Başkalarını anlamayan insan bencil olur, bencil olan kırar ve kıran insan ardında harabe bırakır. Halbuki Hacı Bektaş Veli’den Mevlana’ya ve Yunus’a kadar insanlık manevi yönden bir tek onların zamanında yükselişe geçmiş ve umut vermiştir.

Şu an Avrupa ve dünya Mevlana’yı anlamaya çalışıyor, bu bizim onlardan üstün tarafımız ve bizler gönül dostları evliya tarafımızı hep dik tutmalıyız. Böylece istiklal şairinin dediği gibi, “Hiçbir hayasız akın bizdeki bendi geçemez.”

Sevgili okurlarım, içten ve samimi dileklerimle size araştırmamı ve duygularımı aktardım. Sizlerle can suyu vahalarda gönül dostu cemiyetlerde buluşma dileğiyle… Hoşça kalın.