Sözcü Televizyonu özel röportajında Senem Toluay Ilgaz'ın sorularını yanıtlayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, gündemi sarsacak açıklamalarda bulundu. Türkiye'deki yargı sistemine ve devam eden İBB davasına değinen Kılıçdaroğlu, "Siyasi alanda yargının bağımsız olduğuna inanmıyorum" dedi. Rüşvet ve yolsuzluk iddiaları üzerinden sert eleştirilerde bulunan Kılıçdaroğlu, Genel Başkan Yardımcılarına yönelik iddialara karşı neden dava açılmadığını sorguladı.

YARGI BAĞIMSIZ MI? KILIÇDAROĞLU'NDAN İLK YANIT
Senem Toluay Ilgaz: O zaman siz yargının bağımsız olduğunu düşünüyorsunuz.
Kemal Kılıçdaroğlu: Nerede söyledim ben yargının bağımsız olduğunu? Eğer yargının bağımsız olmadığını, yargının siyasallaştığını en çok söyleyen biri varsa, o benim.
Senem Toluay Ilgaz: Sayın Kılıçdaroğlu, şu anda herhangi bir belediye başkanı rüşvetten, irtikaptan, yolsuzluktan suçlu bulunur ve mahkumiyet kararı alırsa —az önceki cümlenizden yola çıkarak söylüyorum— sizin için kesinlikle böyle bir ceza almaz noktadasınız. Onun için sordum; sizce Türkiye'de yargı bağımsız mı diye.
Kemal Kılıçdaroğlu: Ben yargının bağımsız olduğuna inanmıyorum. Siyasi alanda yargı bağımsız değil. Can Atalay'ın hapiste olması yargı bağımsızlığı yüzünden mi? Hayır. Selahattin Demirtaş'ın hapiste olması yargı bağımsızlığı yüzünden mi? Hayır. Osman Kavala'nın mahkum olması yargı bağımsızlığı yüzünden mi? Biz bunları biliyoruz; onlar siyasi dava. Bu dava (belediye başkanları davası) siyasi dava değil. İkisinin arasında çok büyük farklar var.
Senem Toluay Ilgaz: Tamam. Peki, yargı özellikle yolsuzluk meselelerini de siyasi olarak kullanamaz mı Sayın Kılıçdaroğlu?
Kemal Kılıçdaroğlu: Savcının iddianamesine bakmak lazım. Neler var? İtirafçılar var. Adam, ‘Benden para istedi, verdim’ diyor. İtirafçılar kim? İş yaptıkları adamlar. ‘Verdim’ diyor. ‘Şuradan verdim’ diyor. Bakın ben örnek vereyim; olay çıkıyor, itiraf ediyor. Banka havalesi geliyor, bir kişinin hesabına yatıyor. Seferihisar'daki olay... Ve hepsi tespit ediliyor. Ne diyeceğiz buna şimdi? ‘Siyasi’ mi diyeceğiz? Belediye başkanı kalkıp siyasi bir söylemde bulunsa, hapse atılsa kıyameti koparırız. Peki bunun hesabını vermek zorunda değil mi belediye başkanı?
İBB DAVASINDAKİ DELİLLER GERÇEK Mİ?
Senem Toluay Ilgaz: Tamam ama mesela siz burada bir örnek veriyorsunuz Sayın Kılıçdaroğlu. Biz o iddianamelere baktık. İtirafçılar dediniz ya; son İBB davasının duruşmalarında kaç tane itirafçı, bu ifadelerin baskıyla ve tehditle alındığını söyledi. ‘Ben etkin pişmanlıktan yararlanmadım, söylemediğim şeyler buraya yazılmış’ dedi. Sonra bakıyoruz, ‘para verdim’ diyorlar; hatırladığım kadarıyla yüzlerce kez ‘duydum’, ‘bildiğim kadarıyla olabilir’, ‘öğrendim’, ‘söylenmişti’, ‘düşünüyorum’ gibi ifadeler kullanılmış. Yine deliller açısından baktığınızda iddianamede şöyle bir sorun var: Tanık beyanları, itirafçı beyanları, gizli tanık beyanları ve HTS kayıtları. HTS kayıtları ve baz istasyonu meselesiyle ilgili bilirkişilerin raporları var, muhakkak biliyorsunuzdur. Bunların kesinlikle delil olamayacağı belirtiliyor. Hele hele bazı belediye başkanları ile ilgili delil olarak gösterilen o HTS kayıtlarında, kişinin 10 saniye içinde hem Üsküdar'da hem Fatih'te falan olması gerektiği gibi sonuçlar çıktı. Şimdi bütün bunlar ortadayken genel anlamıyla bir ‘arama’ söylemiyle çıkarsanız ya da ‘Belediye başkanları yolsuzluktan tutuklandığında, ceza aldığında biz buna siyasi mi diyeceğiz?’ dediğinizde, bunun kamuoyunda karşılığı olmuyor.
Kemal Kılıçdaroğlu: Şimdi bakın, kamuoyunu yönlendiren sizsiniz, ben değilim. Bu konularda en az konuşan, en az yorum yapan benim. Ama siz gazetecisiniz değil mi? Takipte bulunacaksınız. Az önce örnek verdim; ‘Rüşvet verdim’ diyor ama dava açılmıyor. Siz ona demeyecek misiniz, ‘Arkadaş, bu adam sana rüşvet verdim diyor, sen neden bunun hakkında dava açmıyorsun?’ diye? Niye demiyorsunuz?
İFTİRA ATILAN KİŞİ DAVA AÇMAK ZORUNDADIR!
Senem Toluay Ilgaz: Peki, rüşvet verdim diyen mi ispatlamak zorunda, rüşvet aldığı iddia edilen kişi mi ispatlamak zorunda?
Kemal Kılıçdaroğlu: Hayır efendim, iftira atılan kişi dava açmak zorundadır. Ya ben size desem ki, Allah aşkına, ‘Sen şunu şunu yaptın.’ Siz de öyle bir şeyin olmadığını bilseniz, benim hakkımda dava açmaz mısınız? ‘Bu yalandır kardeşim, sen bunu nasıl söyledin?’ demez misiniz? Bakın, savcı iddia makamıdır. Savcının verdiği bir iddianame doğrudan karara dönüşmez. Savcının karşıtı avukattır, karar verecek olan ise yargıçtır. Avukatı davayı çürütür. Keşke hepsini çürütseler. Hiçbir şikayetimiz yok ki; çürütseler, aklansa hepimiz bunu isteriz. Niye istemeyelim?

MUHİTTİN BÖCEK VE VELİ AĞBABA İDDİALARINA YANIT
Gazeteci Barış Terkoğlu: Bu arada demin verdiğiniz örnekte, bana gelen bilgiye göre Muhittin Böcek'in oğlu Gökhan Böcek'i kastettiniz, "verdim" diyen kişi hakkında eski genel başkan yardımcısı suç duyurusunda bulunmuş. Yani Veli Ağbaba suç duyurusunda bulunmuş.
Kemal Kılıçdaroğlu: Suç duyurusu değil. Bakın ben ‘Genel Başkan Yardımcıları’ dedim. ‘Para verdim’ dedi. İsim vermek istemiyorum. Dava açın kardeşim ya! Sadece biri değil, isim vermiyor bildiğim kadarıyla. Oradaki bütün genel başkan yardımcılarının dava açması lazım. Hepsinin ortak dava açması lazım. Açmıyorsa kabuldür bu ya, bu kadar basit.





