Neden garip görünmüyor?

NEDEN GARİP GÖRÜNMÜYOR?

Medeniyet(!) yolunda çok mu mesafe katettik acaba? Duygularımızı mı kaybettik yoksa insanlığımızı mı? Hiç düşündünüz mü, artık bazı şeylerin garip görünmemesi de garip görünmüyor bizlere.

Mesela, evin büyüğü sofraya oturmadan kimse yemeğe başlamazdı. Yemeğe besmele ile başlanır, yemekte güzel sohbetler edilir ve şükür ile bitirilirdi yemek. Şimdi bakıyorum da evin her bir ferdi farklı saatlerde ve istediği vakitte yemeğe oturup kalkar olmuş. Evin bereketi dağıldığı gibi ev halkı bırakın o güzel sohbetlerde bulunmayı, birbirini göremez hale gelmiş. Kız gece uyumadığı için öğleye kadar yatar, oğlan bilgisayardaki oyunu ne zaman biterse o zaman kalkıp tuvalet ihtiyacını görür. İşin kötüsü, bunlar artık kimseye garip görünmüyor.

Mesela, ödevleri bitirmek yetmezdi önceleri. Okullu her çocuk veya genç, günde en az bir saat kitap okurdu, hem de kitap alacak bütçe olmadığı halde. Halk kütüphaneleri vardı o zamanlar. Neredeyse her aileden en az bir kişi o kütüphaneye üyeydi ve onun oradan ödünç alıp getirdiği kitaplar, bütün ev halkı tarafından okunurdu. Çocuğun okuduğunu teyit etmek için de akşam işten dönen baba tarafından bir güzel anlattırılırdı okudukları. Bu sayede, ortaokulu bitiren bir çocuk; liseye tarih, coğrafya, edebiyat, din, felsefe gibi bilimlerde bilmesi gerekenleri bilerek başlardı. Hayal gücü genişlemiş, konuşma yetenekleri gelişmiş, kelime dağarcığı zengin, konuşulanları ve okuduklarını anlayıp yorumlayabilen hazır bir birey olarak giderdi liseye. Lakin şimdi liseyi bitiren gençlere bakıyorum da çoğu o yaşına kadar beş kitap bile okumamış, internetin renkli dünyasında boğulup üç cümleyi düzgün kuramayan garip bir nesil olmuş. Ve yine bu büyük yıkım, kimseler tarafından garipsenmiyor.

Giyim kuşam âdâbı vardı mesela. Evin içinde, ev halkının yanında pijamayla dolaşmaya haya ederdik biz. Babasının, erkek kardeşlerinin yanında yarı çıplak dolaşan kız çocuklarını çoktan özümsemiş bu millet. Şimdi yatak odasında bile giyilmesi ayıplanan kıyafetlerle dışarıda geziliyor. Sahi neden bunlar garipsenmiyor artık? Hepimizin göz zevkini okşadığı için mi, haya duygularımız yok olduğu için mi, Avrupalılaşma adına geniş olmaya alıştığımız için mi?

Eskiden de gençler âşık olurdu mesela. Kızlar zaten ne kadar severlerse sevsinler ilk adımı onlar atmazdı. Delikanlılar ise gönül verdikleri kıza karşı niyetlerini belli ederler ama uzun süre açılamazlardı. Kızı rencide etmeden ona karşı güzel duygular beslediğini nasıl söyleyeceğini iyice prova edip sonunda utana sıkıla konuşurlardı. Kızdan da olumlu cevap aldıklarında tertemiz bir gönül arkadaşlığı başlardı aralarında. Genellikle bir pastanede romantik konuşmalarla geçerdi birlikte olduğu zamanlar. O ilişkinin boyutu, evlilikle sonuçlanana kadar el ele tutuşmaktan öteye geçmezdi. Şimdi neden bitti o güzel duygular? Sanal âlemde bulunan sahte ve çoğu bedensel hazlar üzerine kurulu ilişkileri niçin kimseler yadırgamıyor? Gençlere aşk denilen ve tarifi imkânsız manevi hazlar veren o hislerin yerini hiçbir şehevi yaşantının alamayacağı neden anlatılmıyor? Ulaşılmaz olduğu için uğruna binlerce şiir yazılan kadın objesinin yerine, çok kolay elde edilip elde edildikçe değeri her gün biraz daha düşen kadın imajı geçti. Niçin birileri tutup yerden kaldırmıyor ve yeniden layık olduğu değere ulaştırmıyor kadını?

Mesela;

Öğretmene, anneye, babaya, büyüklere saygı vardı. Büyükler de küçükleri kollar, onlara şefkatle yaklaşır ve rehberlik yaparlardı.

Çocuklar mahalle aralarında, kapı önlerinde arkadaşlarıyla oyunlar oynardı. Ellerinde akıllı telefonlar ve tabletler yoktu ama cam misketler, cevizler, çemberler vardı. Sanal değil, gerçek dünyada, gerçek oyunlar oynarlardı. Hem sosyalleşmeyi hem konuşmayı öğrenirlerdi sokaklarda.

Kadınlar ev işlerini büyük bir zevkle yaparlardı. Genç kızlar okulu, dersi bahane edip ev işlerinden kaçmazlardı. Hem de öyle şimdiki gibi ayda yılda bir gelen iki misafire değil, her akşam yemeğe gelen en az sekiz on misafire keyifle hizmet ederlerdi çamaşır ve bulaşık makinesinin, elektrik süpürgesinin henüz icat edilmediği yıllarda. Sonra da çoğunlukla gaz lambası veya mum ışığında yaparlardı ödevlerini. Bütün bunların üzerine dantela ve kanaviçe işler, çeyizlerini dizerlerdi.

Erkek çocuklar yaz tatillerinde iyi kötü bir işte çalışırlar, hem aile bütçesine katkıda bulunur hem de bir sanat öğrenirlerdi. Hayatın ilerideki zorluklarına karşı etkili bir aşı olurdu onların bu işleri.

Nerede şimdi bütün bu güzel özellikler ve ondan da önemlisi neden kimse şimdi kaybolan bu güzellikler nerede ve biz nasıl aslımıza dönebiliriz, diye sormuyor?

Bütün mahallenin bir aile yakınlığında olduğu ve her evde pişen yemekten en az üç eve daha gittiği o günleri özlemiyor musunuz sahi? Yoksa şimdi apartmandaki komşularınızın en az dörtte üçünü tanımamanız, komşularınızı sadece asansörde veya kapı önünde görmeniz hoşunuza mı gidiyor? İnanın bunların sebebi ne yorgunluk ne hayat koşturmacası. Zira bunlar önceden de vardı. Bunun nedeni, insani değerlerimizin yitip gitmesidir. Yazık ki ne yazık!..

Biliyor musunuz; eskiden gıda, giyim, konfor anlamında bu kadar bolluk yoktu ama insanlık boldu. Evden, mahalleden, arkadaşlık ilişkilerinden keyif alma boldu. Telefonlar, tabletler yoktu ama okumaktan zevk duyulan cilt cilt kitaplar vardı. Bedensel hazlar şimdiki kadar erken yaşanmazdı ama kalp ve ruh, bütün hücrelerine kadar aşkın, sevdanın tadını alırdı.

Aslında bütün iş bize düşüyor sevgili büyükler. Biraz yadırgamakla başlayabiliriz şimdiki hayat tarzını. Önce kendi hayatımızı o güzel değerlerle yeniden süsleyebiliriz mesela. Sonra da çocuklarımıza, torunlarımıza yaşatmaya çalışabiliriz o gerçek insani değerleri.

Durmak zamanı değil…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Unsu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Malatya Busabah Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Malatya Busabah hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Malatya Busabah editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Malatya Busabah değil haberi geçen ajanstır.