Geçen hafta “METAL YORGUNLAR” başlıklı yazımdan sonra çok farklı sektörlerden çok farklı insanlardan güzel tepkiler alınca Malatya’nın metal yorgunları Malatya’yı yorduğunu, monotonlaştığını bir daha anladım.

Mesela siyasi partileri ele alalım…

Bana göre milletin sınavından geçen siyasilerin ametal hallerini millet direkt ifşa ediyor oylarıyla.

Dünyanın hiçbir ülkesinde bir seçmenin ben belediye başkanına oy vermedim, “lidere” verdim diye bir cümle kurması beklenmez.

Ama ülkemizde direkt bir belediye başkanı “ben oy istemiyorum, lidere oy istiyorum” cümlesi dillendiği için liderin “İstifa et” demesi bana göre çok normal.

Adayının yorgunluğunu hepimizden daha iyi bilir. Çünkü adayı kendisine değil liderine oy istemiştir.

Ama diğer siyasi partilerde “yorgunluğu” seçmen belirler.

Mesela MHP İl Başkanı’nın yorgun olduğunu aldığı oylara göre bakarız.

Veya CHP İl Başkanı’nın “700 günde 700 etkinlik yaptık” söylemi bana göre boştur.

Oy sonuçları her şeyi ortaya döker.

700 günde yedi bin etkinlik de yapsan aldığın oylara bakılır.

YORGUN BÜROKRATLAR

Siyasilerden çıkıp bürokrasiye geçtiğin zaman toplama işleminden üç bilinmeyenli denkleme geçersin.

Afallarsın!

Anlam veremezsin…

Mahallenin bakkalı iki kuşak sima değiştirmiştir ve mahallenin camisinde yerel siyaset konuşmaya başlamıştır ama bizim yorgun bürokratlarımız halen görevindedir.

Tüm fizik kurallarına inat “ben halen ayaktayım” der!

Desin…

Memlekette “yoruldum” diyen çıkmadığı için birilerinin bu yorgunluğu sesli dillendirmesi lazım.

YORGUN MÜDÜRLER

Bu bölüm riskli gözükse de yine de yazayım!

Tarihimizi televizyon dizilerinden öğrendiğimiz için Fatih Sultan Mehmet’in 21 yaşında padişah olduğunu pek bilmeyiz.

Ecdadımızla gurur duyarız ama işimize geldiği gibi bakarız.

Memlekette ne kadar “resmi” müdür varsa hepsi yorgun.

Burada karakter analizi yapmıyorum sadece zamanın nankör olduğunu ve bu koca zaman içinde kendi koltuğuna en az kendisi kadar “yetenekli” birini bulamayan bir yorgun müdürün halinin şehre zarar verdiğini düşünüyorum.

Türkiye’de ders zili çaldığı zaman 18 milyon öğrenci sınıfa giriyor.

On sekiz milyon…

Sürekli genç nüfus diye övünürken yetenekli gençler bulamadığımızı söylemek zamanın ruhuna ters.

Öyle müdürlükler biliyorum…

İyi konsol oyunu oynayan bir genç en az selefi kadar yapacaktır o müdürlüğü…

NOT: İlk yazıda, bu yorgunluk konusunda ordinaryüs seviyesinde olduğu için Sayın Haydar Karaduman ve Sayın Şevket Keskin ismini dillendirdim. Diğer arkadaşlar ismini bu köşede görmediği için bana kızmasınlar! Sayfa yetmez. Ama bu konunun reytingi iyi, belki sonra yine gündemimize düşer.