Malatya'nın her sokağında adı yankılanan Battalgazi’nin, Eskişehir’de asırlardır süren sessiz hakimiyetinden haberiniz var mı? Bir tepenin üzerine adeta bir kartal yuvası gibi kurulan bu külliye, sadece bir mezar değil; içinde dünyada eşi benzeri olmayan mimari bodrumları ve gizemli yazmaları barındıran koca bir tarih hazinesi. Tarihin tozlu sayfalarından süzülüp gelen ve bugüne kadar pek az kişinin dikkatini çeken o mimari sırları ilk kez aralıyoruz. Hazırsanız, Malatya’dan Eskişehir’e uzanan o gizemli yolculuğa çıkıyoruz!

MALATYA VE ESKİŞEHİR’İ BİRLEŞTİREN DEV MİRAS

Anadolu’nun İslamlaşmasında en büyük pay sahiplerinden biri olan Malatyalı Seyyid Battal Gazi, sadece bir destan kahramanı değil; aynı zamanda iki şehri birbirine bağlayan manevi bir köprü. Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinde, bir tepenin üzerine kurulu olan Seyyid Battal Gazi Külliyesi, mimarisiyle görenleri hayrete düşürürken, içindeki detaylarla adeta tarih dersi veriyor.

Akademiyle sınırlı kalmadılar! Fen Lisesinden dikkat çeken sergi
Akademiyle sınırlı kalmadılar! Fen Lisesinden dikkat çeken sergi
İçeriği Görüntüle

DÜNYADA TEK EĞİMLİ TEPEDEKİ MİMARİ DEHA

Külliyeyi benzerlerinden ayıran en büyük mimari sır, inşa edildiği tepenin eğimine uyum sağlaması için yapılan devasa bodrumlar. 15. ve 16. yüzyıl külliyeleri arasında bu tarz bir bodrum yapısı "tek" olma özelliği taşıyor. Özellikle Ekmek Evi bölümünün altındaki bu gizemli bölmeler, yapının asırlardır sarsılmadan ayakta kalmasını sağlıyor.

AŞEVİNDEKİ GİZEMLİ KİTABE VE DEV OCAKLAR

Yavuz Sultan Selim döneminde inşa edilen imarethanede (aşevi) tam 8 adet dev ocak bulunuyor. Ünlü gezgin Evliya Çelebi’nin notlarında da geçen bu ocaklarda, yüzyıllar boyunca sadece dervişlerin değil, bölgedeki yoksul halkın da karnı doyuruldu. Ekmek Evi’nin duvarında yer alan ve doğrudan Seyyid Battal Gazi’ye atıf yapan kırmızı renkli gizemli yazı ise külliyenin manevi tapusu niteliğinde.

PADİŞAHLARIN VE DERVİŞLERİN İZİNDE

Fatih Sultan Mehmet’ten Kanuni Sultan Süleyman’a kadar birçok Osmanlı padişahı, sefere giderken bu külliyeye uğramayı bir gelenek haline getirmişti. IV. Murat’ın yaptırdığı kervansaray ve ordunun konakladığı alanlar, buranın sadece dini değil, askeri bir merkez olduğunu da kanıtlıyor. Zikir Odası'ndan Çilehane'ye kadar her köşesi ayrı bir hikâye barındıran külliye, bugün de ziyaretçilerini o eski kahramanlık günlerine götürüyor.

Malatya’nın bağrından yetişen, adıyla ve şanıyla Anadolu’yu ilmek ilmek işleyen Seyyid Battal Gazi’nin Eskişehir’deki bu muazzam mirası, aslında hepimizin ortak hafızasıdır. Bir rüya ile filizlenen, yüzyıllar boyu padişahların hürmet gösterdiği bu külliye, Malatya’daki ruhun Eskişehir’deki gölgesidir.

Malatya’nın sembol ismi Battalgazi’nin hikayesinin Eskişehir’de bu denli büyük bir eserle yaşaması sizce de gurur verici değil mi?

Muhabir: Nisa Taştan