Malatya’da planlama yerine “acele inşaat refleksi”nin öne çıktığını vurgulayan İnönü Üniversitesi Öğretim Üyesi ve BİLSAM Başkanı Prof. Dr. İbrahim Gezer, ortak akıl ve bilimsel yaklaşım eksikliğine dikkat çekti. “Bu şehir yeniden kurulabilirdi, ama o fırsat heba edildi” diyen Gezer, yöneticilere kritik uyarılarda bulundu.

“YAPICI ELEŞTİRİLER ÖNEMSENMELİ”

Prof. Dr. İbrahim Gezer, Busabah Medya’ya yaptığı özel açıklamalarda Malatya’nın deprem sonrası yeniden yapılanma süreciyle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerde bulundu. Gezer şu ifadeleri kullandı:

“Büyük afetler yaşayan şehirlerin bilimsel, katılımcı ve planlı bir yaklaşımla yeniden inşa edilmesi gerekir. Bu anlamda, Malatya’da ciddi eksiklikler yaşandı. Bugün Malatya’da bütün kişi ve kurumlar Malatya’nın yeniden ayağa kaldırılması için büyük bir mücadele veriyor, emeği geçen herkese teşekkür etmek lazım. Bu kolay iş değil. Büyük bir afet yaşandı ve yeniden ayağa kalkmak gerekiyor. Böyle bir dönemde kişi ve kurumların motivasyonunu kıracak derecede eleştiri yapmaktan uzak durmak gerekir. Bununla birlikte geri dönüşü olmayan yanlışların yapılmaması ve şehrimizin geleceğinin riske atılmaması için yapıcı eleştiriler önemsenmeli.”

“MALATYA İÇİN YÜZ YILIN HATTA MİLENYUMUN FIRSATIYDI”

Malatya’nın yeniden inşasında dünyada uzman isimlerin davet edilerek fikir alınması gerektiğini belirten Gezer,

“Maalesef şehrimizde deprem sonrası süreç sağlıklı bir planlama üzerine oturtulmadı. Planlama gündeme bile gelmedi neredeyse, daha ilk haftadan itibaren sağa sola inşaatlar yapılmaya başlandı. Oysa en azından bir iki ay planlama için özel zaman ayrılmalı yerel, ulusal ve uluslararası boyutta mimar ve mühendisler Malatya’ya davet edilerek Malatya’nın yepyeni bir şehir olarak yeniden planlanması yapılmalıydı. Bu büyük bir fırsattı, belki de Malatya için yüz yılın hatta milenyumun fırsatıydı ama o fırsat kaçtı maalesef”

şeklinde konuştu.

“AKLIMIZA GELDİKÇE KAHROLMAMAK MÜMKÜN DEĞİL”

Malatya’nın kaçırdığı fırsata değinen Gezer, şu ifadeleri kullandı:

“Bu eksikliğin kasıtlı yapıldığını düşünmüyorum tabii ki, zaten öyle olsa bunu yapanların vatana ihanetten yargılanması gerekirdi. O fırsatı kaçırmanın sonuçlarını daha şimdiden yaşamaya başladık, daha ağırını ise ileride yaşayacağız. Nüfusu 750 bine takılıp kalmış ama şehrin uzunluğu 30 kilometreye ulaşmış bir şehirde yerel hizmetler nasıl yürütülecek hep beraber göreceğiz. Oysa Hatay planlamaya aylarca zaman ayırdı, şimdi gidin bir Hatay’a bakın bir de gelin Malatya’ya bakın. Nasıl farklı iki şehir ortaya çıkıyor. Biliyorum bunları konuşmanın zamanı geçti, tren kaçtı bir kere, konuşmak bir fayda vermez artık, ama kaçan fırsat o kadar büyük ki aklımıza geldikçe kahrolmamak mümkün değil.”

“HELAL OLSUN’ DEDİRTEN ÇALIŞMA YAPILMADI”

Malatya’nın geleceği için planlamaya yeterli zaman ayrılmadığından bahseden Gezer,

Belki insanımız bir iki ay daha zor şartlarda yaşamak zorunda kalabilirlerdi ama onun karşılığında öyle bir şehir ortaya çıkardı ki, belki 300 yıl, 500 yıl örnek gösterilirdi. İnsanlar, ‘Helal olsun, adamlar büyük bir felaket yaşadılar ama sonuçta Malatya’yı dünya güzeli, marka bir şehre dönüştürdüler, derlerdi’. Tıpkı yeniden yapılanma kararı alan Gaziantep gibi, Diyarbakır gibi, Sakarya gibi, Londra gibi, Lizbon gibi, Tokyo gibi, San Francisco gibi”

örneklerini verdi.

“BÖYLE BİR KENT YÖNETİMİ OLABİLİR Mİ?”

Malatya’nın yeniden inşa süreci için yapılan çalışmalara değinen Gezer,

“Bakın ne kastettiğim daha iyi anlaşılsın diye size çok çarpıcı bir anekdot aktarayım. Depremden 4-5 ay sonraydı. Depremden hemen sonra bir ay boyunca birlikte yardım kampanyası yürüttüğümüz bir grup arkadaşla tekrar bir araya geldik ve şehrimizin gidişatını istişare etmek amacıyla bütün ilgili aktörleri de davet ederek 40-50 kişilik bir istişare toplantısı organize ettik. Toplantıya, birçok kişinin yanı sıra, mimarlar odası başkanı Yunus Emre Fidanel Bey de katılmıştı. Toplantının moderatörlüğünü ben yaptığım için bir ara Yunus Beye ‘Başkan, biz zaman zaman eleştiri de yaptığımız için bize kimse pek bir şey sormaz, fakat siz Mimarlar Odası olarak bu dönemde en çok dikkate alınması gereken kurumların başında geliyorsunuz, siz sürecin neresindesiniz, ortak akıl işliyor mu, sizinle istişare ediyorlar mı, toplantılara davet ediliyor musunuz?’ Şeklinde bir soru yönelttim. Ne dese beğenirsiniz? Yunus Bey hala başkan gidip kendisine de teyit ettirebilirsiniz. Aynen şöyle dedi: ‘Hocam, deprem olalı aylar oldu. Şehrin geleceğiyle ilgili her gün yeni bir karar alınıyor, ama maalesef bizim haberimiz bile olmuyor. Mimarlar Odası olarak depremden aylar sonra ilk kez bir toplantıya davet edildik, o da bu toplantı için siz davet ettiniz’ dedi. Güler misin ağlar mısın? Böyle bir kent yönetimi olabilir mi? Olmaması lazım ama Malatya’da oluyor maalesef. Şimdi siz bu şehirde ortak akıldan, istişareden, katılımcı yönetimden, bilim, teknik ve uzmanlığı önemsemekten, liyakat ve ehliyetten bahsedebilir misiniz? Bu kadar halktan, milletten, sivil toplumdan, bilimden, akıldan, rasyonaliteden kopuk süreç yürütülebilir mi? Ama yürütülüyor maalesef...”

diye sitem etti.

Malatya’da “VIP mezar” tartışması büyüyor: Çardak uygulaması tepki çekti
Malatya’da “VIP mezar” tartışması büyüyor: Çardak uygulaması tepki çekti
İçeriği Görüntüle

“İNŞAAT YAPMAK İLE İNŞA ETMEK AYNI ŞEY DEĞİL”

Malatya’da kaçırılan fırsatlara da değinen Gezer,

“Gelelim kaçmakta olan başka büyük bir fırsata… Bakınız, bu şehirde, bol bol inşaat yapılıyor. Yapanlar sağ olsunlar var olsunlar. Fakat bu şehir inşa edilmiyor. Şehre inşaat yapmak ile şehri inşa etmek farklı şeylerdir. Lütfen bunu bir eleştiri olarak görmeyin. Bu eleştiri değil, bu bir tespit! Tekrar ediyorum: Bu şehre bol miktarda inşaat yapılıyor ama bu şehir inşa edilmiyor. Kimse bunun aksini iddia edemez!”

dedi.

“ŞEHRİN BİR VİZYONU YOK”

Bir şehri inşa ederken büyük bir vizyona ihtiyaç duyulduğunu söyleyen Gezer,

“Bakınız; kazmanız, küreğiniz, kum, çakıl ve çimentonuz varsa inşaat yapabilirsiniz ama bunlarla bir şehri inşa edemezsiniz. Bir şehri inşa etmek için çok daha fazlası gerekir. Bir şehir inşa etmek demek öncelikle o şehre bir kentsel vizyon belirmek demektir. Bu yetmez. Bunun yanı sıra o şehrin eğitim, kültür, sanat, turizm, tarım, sanayi, ekonomi ve diğer alanlarda yol haritalarını çıkarmak demektir. O da yetmez. Onun yanı sıra kamu, özel sektör, sivil toplum kuruluşları, belediyeler, üniversiteler kısacası şehrin bütün kurumlarını bu vizyonu besleyecek şekilde yeniden yapılandırmak demektir. Hani demiş ya Akif: ‘Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye’yi desen, İki kazma kürek, iki de ırgat gerek. Ancak, hadi gel yapalım şunu geri desen, bir Sinan, bir de Süleyman gerek’ diye. İşte o hesap!”
,diye konuştu.

“HÂLÂ BU ŞEHİR İÇİN ORTAK BİR VİZYON OLUŞTURULABİLİR”

Son sözlerini tamamlayan Gezer,

Sizin aracılığınızla buradan bütün kent yönetimine bir çağrıda bulunmak istiyorum. Bunu kent yönetimine açık mektup gibi de görebilirsiniz. Şehrimizin değerli yöneticileri! Gelin Malatya’yı ‘ortaya karışık’ bir şehir olmaktan kurtaralım. Gelin Malatya’yı kimliği, kişiliği, vizyonu, gelişim aksları ve hedefleri herkes tarafından bilinen bir şehre dönüştürelim! Gelin Malatya’yı ‘gideceği yeri bilen’ bir şehir haline getirelim. Gelin! Bir taraftan bu şehre inşaat yaparken bir taraftan da bu şehri inşa edelim. Gelin bari bu fırsatı kaçırmayalım! Unutmayalım ki bu fırsatın kaçmasına göz yumanlar tarih, toplum ve vicdanlarına karşı sorumlu olacaklardır.”

diye sözlerini noktaladı.

Muhabir: Besime Güner