Malatya’nın simge yapılarından Çınarlı Camii ve çevresindeki tarihi doku, deprem sonrası başlayan hassas restorasyon süreciyle birlikte yeniden şehrin kültürel gündemine oturdu. Busabah mikrofonlarına konuşan Araştırmacı yazar Atilla Kantarcı, hem Çınarlı Camii'nin kimliği hakkındaki önemli gerçekleri hem de Eski Malatya'dan Kervansaray'a kadar uzanan restorasyon vizyonunun önemini bir kez daha hatırlattı.

SIVALARIN ALTINDAKİ GİZLİ MİRAS TARİHSEL BİR DÖNÜŞÜM
Bugün Çınarlı Camii olarak hizmet veren yapı, aslında katmanlı bir tarihe sahip. Atilla Kantarcı'nın paylaştığı bilgilere göre yapı, 1960’lı yılların başına kadar bir Protestan Kilisesi olarak kullanılıyordu. O dönemdeki dönüşüm sürecinde yapının içindeki freskler ve ikonaların üzeri sıva ile kaplanarak cami formuna getirildi. Bu durum, yapıyı mimari bir dönüşüm öyküsüyle "Malatya’nın Ayasofya’sı" olarak nitelendirilebilecek özel bir konuma taşıyor.

KAYIP MİRAS VE TEZE CAMİİ ENDİŞESİ
Öne çıkan bir diğer önemli nokta ise orijinal Çınarlı Camii’nin akıbeti oldu. 1628 yılında inşa edilen gerçek tarihi caminin 1963 yılında bir belediye meclisi kararıyla yıkıldığını belirten Atilla Kantarcı restorasyon süreçlerinin ne kadar kritik olduğuna dikkat çekti. Özellikle Teze Camii gibi depremden etkilenen ve restorasyonu devam eden yapıların, aslına en uygun şekilde, tarihi ruhunu kaybetmeden onarılması gerektiği vurgulandı.

KERVANSARAY VE SURLAR "HAFIZAYI KORUMALIYIZ"
Atilla Kantarcı, Malatya genelindeki restorasyon çalışmalarına dair yapıcı öneriler sunarken Eski Malatya'daki Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı ve tarihi Surlar üzerinden önemli bir hatırlatma yaptı. Tarihi dokunun "yeni yapılmış" gibi bir görüntüye bürünmesinin, yapıların taşıdığı yaşanmışlık duygusunu zayıflatabileceğini ifade eden Atilla Kantarcı, şu temennide bulundu:
"Restorasyon çok hassas bir işçilik ve uzmanlık gerektirir. Eski Malatya surlarında veya Kervansaray'da gördüğümüz o kadim dokunun, tüm restorasyon projelerinde temel alınması gerekir. Temennimiz, Malatya'daki bu kıymetli eserlerin sadece taşlarının değil, o yaşanmışlık kokusunun da korunarak geleceğe aktarılmasıdır."

Atilla Kantarcı, bu tür yapıların restorasyonunda statik hesapların ve teknik detayların ehil ellerce titizlikle yürütülmesinin, şehrin tarihsel kimliği açısından büyük önem taşıdığını hatırlattı.





