Malatya İnönü Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen "Türkiye'de Doğurganlık Çöküşü ile Mücadele" çalıştayı, Türkiye’nin nüfus projeksiyonuna dair korkutan gerçekleri ve çözüm yollarını masaya yatırdı.
Üç gün süren ve farklı disiplinlerden onlarca uzmanın katıldığı zirvede, azalan doğurganlık oranlarının sadece bir sosyal mesele değil, aynı zamanda bir "varoluşsal tehdit" olduğu vurgulandı.

“KAMU KURUMLARI İÇİN HAYATİ BİR YOL HARİTASI OLACAK”
Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İsmet Koç, zirvede yaptığı konuşmada nüfus meselesinin son iki yılda kritik bir boyuta ulaştığını belirtti. Meselenin; milli güvenlikten sağlığa, istihdamdan barınmaya kadar çok katmanlı olduğunu ifade eden Koç,
"İlk kez bu kadar bütüncül bir çalıştayda bir araya geliyoruz. Belirlenen politika öncelikleri, kamu kurumları için hayati bir yol haritası olacak"
ifadelerine yer verdi.
"SEYİRCİ KALMA LÜKSÜMÜZ YOK"
İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat ise rakamlarla tehlikenin altını çizdi. Nüfusun sürdürülebilirliği için gereken 2,1 doğurganlık eşiğinin Türkiye’de 1,48’e kadar düştüğünü hatırlatan Akpolat,
"Cumhurbaşkanımızın da sık sık ifade ettiği gibi, bu gidişat bir milli güvenlik sorunudur. Genç nüfus avantajımızı kaybediyoruz ve hızla yaşlanıyoruz. Tedbir almak için zamanımız daralıyor, bu sürece seyirci kalamayız"
ifadelerini kullandı.

“SOMUT ÖNERİLER SUNULDU”
Çalıştayda sadece doğum oranları değil, Türkiye'nin iş gücü piyasasını doğrudan etkileyen beyin göçü ve göçmenlerin durumu da tartışıldı. Uzmanlar, Türkiye'den dışarıya giden nitelikli iş gücünün durdurulması gerektiğini savunurken, ülkede kalacak misafirlerin topluma entegre edilmesi ve nitelikli hale getirilmesi için somut öneriler sundu.




