Malatya’da, Merkezi İdare de, Yerel İdare de, Fenerbahçeliyim ama Galatasaray Kulübü yöneticileri, teknik heyeti ve futbolcuları gibi kendini işine vermiş; akılla, plan-programla, canla-başla çalışıyor.

Dur durak yok.

Dağıyla, ovasıyla, çarşısı pazarıyla, caddesi sokağıyla memur olmalarına rağmen, benim dört dönüm bahçemde günde on beş saat çalıştığım gibi çalışıyorlar.

Ne için?

İşini gereği gibi yapmış biri olarak Allah’ın sevgisine nail olmak için.

Malatya şehrine, Malatya insanına hizmetini en iyi yapmış olmak için.

Cumhurbaşkanımız mesai mevhumu demeden, gece-gündüz demeden aşkla çalışıyor ya!

Ve bakanı, valisi, kaymakamı, büyük-küçük şehir belediye başkanlarının da aynı şekilde çalışmasını istiyor ya!

Bizimkiler de bu beklentiyi bildikleri için, Cumhurbaşkanına verdikleri sözü tutmuş, onun yüzünü yere baktırmamış olmak ve onun karşısına alnı ak, başı dik çıkmak ve tabii ki, gözüne girmek için canlarını dişlerine takıp çalışıyorlar.

En kalbi değerlerimle söylüyorum ki, Malatya’da, topyekun Devlet çok iyi çalışıyor.

Vatandaşımız, köylü olsun-kentli olsun, zengin olsun-fakir olsun, okumuş-okumamış olsun ne kadar eşit, ne kadar değerli tutuluyor, ne güzel evler, ne güzel işyerleri, ne güzel yeşillikler, çevre düzenlemeleri, yollar, caddeler, sokaklar layık görülüyor, yapılıyor, teslim ediliyor.

Allah maddi, manevi güçlerini, kuvvetlerini artırsın…

Bakın şu İnönü Kapalı Çarşısının üzeri, yani Hükümet Meydanı ya da İnönü Alanı ve Darbe Girişiminde, kadir kıymet bilir, yiğit hemşerilerimizin doldurup coşturduğu alan olarak 15 Temmuz adını alan bu meydan ne güzel oldu.

Ben, iki binin başlarından itibaren bu alanın ağaçlanması, yeşillenmesi, ışıklanması, oturma gruplarıyla donatılması için neçe çırpındım, televizyonlarda konuştum, yazılar yazdım.

Bu dediklerim yapılırsa, Malatya bir Malatya daha olur dedim.

Nihayet yapıldı.

Tam da dediğim gibi yapıldı.

Bayram Taşkın Başkanımızdan, Murat Kurum Bakanımızdan ve emeği geçen her kişiden Allah razı olsun...

Malatya’mıza hayırlı olsun.

Bizim gürül gürül akan İspendere İçmesinin suyu, Hacettepe Üniversitesi raporuyla kırk derde şifa olduğu ispatlanmış, dertli çok ama buradan kimsenin haberi yok; kirli, bakımsız, derbeder halden kurtarılsın, burası Malatya’ya kazandırılsın demiştim.

Sağolsun, Adaşım Gürkan Başkanımız orayı yaptı, etti, Malatya’ya kazandırdı.

Çevre yolu altı, Taştepe yolu Kanalboyuna bir kilometreden daha yakın.

Kanalboyu’nun derme suyu Taştepe’de, derin ve korkutucu vadinin içinden kaybolarak geçiyor.

Vadi hem çevre kirliliği yayıyor, hem tehlike uyandırıyor.

Dedik, burası ayıklansın, düzenlensin, yapılsın, edilsin!

Malatya’nın bir Kanalboyu daha olsun.

Millet buraya da dondurma yemeye gelsin.

Gençler burada da kız tavlamaya çıksın. (Affınıza sığınarak eskimiş bir Malatya sözünü ağzıma aldım.)

Sağolsun, önceki Battalgazi Başkanımız Osman Güder çok güzel işler yaptı orada.

CHP Battalgazi Merkez İlçe Başkanıyken Kapıkaya Barajı çevresinin park olarak düzenlenmesini önerdim.

Şehir merkezinde İsmetpaşa Parkımız var ama ticari bir alan gibi.

İki binin başlarında bu parkın adı, Belediye tarafından, müzik yapılan küçük bir bölümünün halk arasındaki adı olan Hürriyet Parkı olarak değiştirilmişti de, İdare Mahkemesinde açılan iptal davasını ben yürütmüştüm.

Mahkeme, “Parkın adının ‘İsmetpaşa’ olduğuna dair bir kararın olup olmadığının Belediyeden sorulmasına” karar verdi.

Belediyeye gidip park çevresindeki paftaları, haritaları inceledim, bir bilgi edinemedim.

‘Davayı kaybedeceğiz’ dedim kendi kendime.

Sonraki günlerde bir yerde, 1934 tarihli Malatya Fırat Gazetesi elime geçti. Gazeteye bakarken, “İsmetpaşa Parkı kiraya verilecektir” diye bir Valilik ilanı gördüm orta sayfada.

Tam da aradığım kanıtı bulmuştum. Gazeteyi Mahkemeye sundum. Davayı kazandık.

Tarihi Parkın kapısına küçükçe bir tabela yazdırıp astık.

Neyse, biz basınımızı da alarak, ünlü bir dönerciden de dürüm ayran yaptırarak, Kapıkaya Turgut Özal Barajının yanına gittik.

Kameralara şunları söyledim:

-İsmet Paşa parkı var, beton, taş, ışık ve bu haliyle park değil ticari alan. Abdullah Gül Parkı var, güzel düzenlenmiş ama orası da kafelerin, lokantaların, satıcıların işgali altında. Her iki park da anayola sıfır olduğu için şehrin gürültüsünü, egzoz gazını içine alıyor. Malatya’nın yıllardır piknik alanı olarak kullanılan Orduzu Pınarbaşı Parkı var ki, orası da Malatya’nın yükünü kaldıramıyor; insanlar et et üstünde oturuyor, diz dize piknik yapıyor. Çukurda olduğu için de dumanlar dağılmayıp insanların üzerine çöküyor. İşte kent gürültüsünden, basıncından, trafiğinden, koşuşturmasından bunalan insan toprağa, suya, temiz havaya özlem duyuyor. Yürüyeceği, koşacağı, ailesiyle piknik yapacağı, kendini dinleyeceği, hayal kuracağı, özgürlüğünü yaşayacağı bir alan, bir yer arıyor, istiyor. Parkın literatürdeki anlamı, tanımı bu zaten. Malatya’da yaşayan hemşerilerimizin de buna hakkı var. İşte bulunduğumuz bu Kapıkaya Barajı ortamı gördüğünüz gibi tam da bu amaca hizmet edebilecek koşullara sahip. Şehre 25 Km. yakınlıkta. Kentin gürültüsünü, gerginliğini dışlayacak denli uzak, kolayca erişilebilecek ölçüde yakın. Karayoluna 3 Km. uzağında olduğu için araç etkisinden uzak. Yüksek olduğu için havadar, serin, esintili. Dağ eteğinde olduğu için, geriye doğru, dağa doğru büyüme, genişleme olanağı var. Orta büyüklükte, kar gibi tertemiz suyu olan baraj gölü olduğu için hem görsel güzellik, hem gezinti, hem su sporları yapma olanağı var. Yamaçlar derin toprakla kaplı olduğundan kısa zamanda ağaçlanabilir olma ve ağaçlanmakla yüzey toprağının baraja taşınma, böylece baraj ömrünü azaltmasını önleme özelliği var. Saymadığımız daha birçok özelliğiyle Kapıkaya Barajı Allah’ın Malatya’ya bahşettiği bir nimettir. Bunun değerini bilelim, insanımızın hizmetine sunalım. Malatya’yı yöneten Valinin, Büyükşehir Belediye Başkanının, Battalgazi Belediye Başkanının, milletvekillerinin bilgilerine, dikkatlerine sunuyorum ve öneriyorum. Sen-ben demeden en hızlı bir şekilde harekete geçmelidirler. Vatandaşımızın verdiği vergilerden aylıklarını alıyorlar, evlerini geçindiriyorlar; öyleyse yedikleri ekmeği helal etmelidirler dedim.

Sözlerimin sonunda,

-Türkiye de hep ‘Muhalefet eleştirir, her şeye kötü der, ama çözüm önermez denilir. Ama ‘Muhalefet ne çözüm önerirse önersin, iktidar hiçbirisini dikkate almaz, bildiğini yapar ‘ sözü de artık kabul görmelidir. Biz anamuhalefet partisi CHP Battalgazi ilçe Başkanlığı olarak görevimizi yapıyor ve öneriyoruz: İktidar Kapıkaya Barajı çevresinin park alanı yapılması önerimizi dikkate alsın ve gereğini yapsın. Yapmıyorsa neyi yanlış, neyi eksik söylesin diye tamamladım.

Şimdi Ak Partiliyim aynı önerimi tekrarlıyor,

-Kapıkaya Barajı çevresi Allah’ın Malatya’ya bahşettiği bir nimettir. Burayı Malatya’ya kazandıralım diyorum.