Yazıya bu başlığı atarken sadece 6 Şubat 2023 Asrın felaketi olan Kahramanmaraş merkezli depremlerin sonrasını düşünerek atmadım, öncesini de tahlil ederek attım.

3 Kasım 2002 genel seçimlerinden bugüne Malatya ve Malatyalı her daim doğrunun ve olması gerekenin yanında durdu.

Böyle bir yazı kaleme alırken bazı kesimlerden gelecek olan tepkileri de göze aldım.

Birileri çıkıp diyebilir; “Madem o kadar kolaysa gelin siz yönetin.”

İnanın derdimiz üzüm yemek, bağcı dövmek aklımızın ucunda dahi geçmez.

Bizler çok iyi yönetiriz derdinde değiliz. Kadim şehrimiz daha iyi nasıl yönetilir ile dertleniyoruz.

Hani derler ya insanlar evvela çevresini kirletir diye; aslında çok doğru, bir şehre yanlışları bir başka yerden olanlar değil orada olanlar zarar verebilir veya ihya edebilir.

22 yıllık AK Parti iktidarı ile Malatya, kurulan hükümetlere destek olmaktan geri durmadı.

Kentin trafiği keşmekeş, imarı desen hiç anlaşılmıyor.

Yılan hikâyesine dönen Kuzey Kuşak Çevre Yolu hala enkaz…

Tarım ve hayvancılık desen bürokrasiye mahkûm, halk, temsilci ve bürokrasi iletişimi ortaçağ zihniyeti…

Basın, siyaset ve bürokrasi temasları kayırmacılık ve ahbap çavuş ilişkisine emanet…

“Benim gazetem, benim dergim, benim derneğim, benim partim, benim sendikam, benim müdürüm, benim kayınım, kuzenim vs.”

 Hiç kimse ideal, ehliyet, liyakat ve uzmanlık konusuna girmiyor. Herkes; “Bana varsa ben varım” modunda.

90’lı ve 2000’li yıllardan bu güne kadar gündemi ve gelişmeleri takip ediyorum. Adaletli, ehliyetli ve liyakatli hiçbir işe şahitlik etmedim.

Her kim hangi işi yaparsa kendisine gelecek olan getiriyi hesap etme derdinde, hiç kimse Malatya’ya getirisini hesap etmiyor. Bütün bu sorunların tek müsebbibi yetkililer mi? Bence hayır ve asla. En büyük suç ve kabahat takım tutar gibi fanatikleşen insanlarda…

Büyükşehir olma planları yapılırken hiç mi bir Allah’ın kulu demedi;  “Yahu bu şehir böyle bölünür mü?” diye. İnsanlara bu kadar ulaşım eziyeti çektirilir mi? diyen olmamış!

Gelelim “Asrın felaketi” sonrası yaşananlara;

Toplamda 11 ili etkileyen depremler 4 ili ise yerle yeksan etti. Bu illerden birisi de Doğu’nun Paris’i olan Malatya…

Evlerin  % 80 civarı hasarlı şehir adeta hayalet şehir durumuna gelmişti. Birileri ulusal kanallara çıkıp; “Malatya’nın hiçbir sorunu yok, biz cenazelerimizi hızlı ve temiz defnettik, 3 gün boyunca bedava gıda dağıttık” dedi. Bu bir garabetti…

Malatya tüm kurum ve kuruluşları ile yaraların sarılması noktasında tam bir fiyasko içinde…

Hiç kimse kimseyi dinlemiyor, her kurum ve yetkililer farklı farklı açıklamalar yapıyor. Hiçbir açıklama bir diğer açıklamayı bırak desteklemeyi, yanan ateşi harlıyor. Vatandaş kapıdan kapıya koşuyor ama bir türlü almak istediği cevabı alamıyor.

Deprem sonrası hala bir master imar planı üzerinde uzlaşı yok. Söğütlü cami nereye yapılacak hala kimse bilmiyor. Bence nereye yapılmasından çok nereye yapılırsa daha iyi olurun üzerinde kimse durmuyor.

Gün geçmiyor ki, her gün yeni bir açıklama yapılmasın. Kışla Caddesi esnafı dertli…

Kuyumcular dertli, bakırcılar dertli, manifaturacılar, ayakkabıcılar, herkes dertli… Tabi ki depremden sonra hemen şehri ayağa kaldırmak zor ve meşakkatli olacak ama olması gereken işlerin hilafsız yürümesidir.

26 Mayıs 2024 günü bir indirim çadırına girdim. Akşama kadar kasa sırası bekleyen insanlara şahit oldum. Bu indirimin daha zahmetsiz olanı mümkün iken insanları izdiham ve eziyete razı bıraktırmak iyi bir yönetim anlayışı değildir. Söz konusu market, Malatya da zincir marketlere sahip bir kuruluş o indirimli ürünlerini raflara koysa ne izdiham olur ne de eziyet.

Üstelik indirimli ürünlerin çoğu İsrail malı ve yerlerde eziliyordu. Kim bu hesabı ne için yaptı bilinmez ama bir yönetim zafiyeti olduğu muhakkak. Kime ne fayda sağlayacak ona bakmak lazım.

Belediye bürokrasinin atama ve tayininde de büyük hesapsızlıklar mevcut tabi ki, bana göre atayanlara göre en ideal…

Sağlığa erişim oldukça zor, güvenlik desen kimin eli kimin cebinde hırsızlık vakaları artıyor.

En önemlisi kurumlardan insanlara büyük saygısızlık yapılıyor. Örneğin 9 ay önce hastanede darba ve hakarete maruz kaldım, gerekli yerlere şikâyetlerimi bildirdim ne bir arayan var ne bir soran.

Daha biri çıkıp demedi ki, sen haklı değilsin sen haksızsın önemsensin varsın ben haksız olayım. Ama yok. Ne güvenlikte ne idari ve ne de adli makamlarda bir ses yok.

İkinci kış gelecek köy evlerinin yapılması hala curcuna. Halk karşı karşıya getirilip mağdur ediliyor. Verimli tarım arazisi üzerinde insanlar ötekileştiriliyor. Zemin ve yapı olarak uygun alanlar yerine güzelim topraklar betonlaştırılmak isteniyor ve bunun sebebini o toprakları işletenlere yüklemek derdindeler. Kanaatim odur ki, hiç bir verimli arazinin beton olmaması… Mülkiyeti kime ait olursa olsun.

Siyasi hesap yapanlar günün sonunda pişman oldukları halde her daim yanlışta direniyorlar.

Yıkım bilmecesi, enkaz kaldırma, rezerv alan çıkmazı, yavaş karar alma süreci, ülke sorunu haline gelen sokak köpekleri meselesi bunlar acil çözüm bekleyen meseleler.

Bir şehri; imar, inşa ve ihya etmenin en sağlam yolu, tüm kurum ve kuruluşları ile tam bir uyum içinde çalışmaktan geçer.

Marka şehirlerin çoğalması arzusuyla huzurla kalın. Arzu edin ve çabalayın!