İki bin on sekizden bin dokuz yüz yetmiş dokuzu çıkarınca geriye kalan iki basamaklı rakamı biraz düşünürsün.

Bu düşüncen 39 yaşına girmen ile ilgili değildir.

39 yılda dünyada ve Türkiye’de ve Malatya’da nelerin değiştiği ile ilgilidir.

40 yaş bunalımına girmeden 80’lerin ve 90’ların zaman anlayışını düşünürsün.

90’larda nasıl zamanımız geçiyordu?

Hesap makinesinde 39 rakamını gördüğüm zaman 2018 yerine 1990’ları düşündüm.

Sanki kendimi 70 yaşında zannettim, düşüncemi uzatınca…

Bizim kuşağın farkı vardır.

Yani hem 2000’ler öncesini görüp hem de 2000’ler sonrasını gören kuşaktır.

Bu fark aslında çok büyüktür.

1930 ile 1940 arasındaki fark nedir sizce?

Ben söyleyeyim, mikrodalga fırını…

Ya da 1960 ile 1970 arasındaki farka baktığın zaman şu güne oranla yok denecek kadar azdır yeni gelişme.

Ben doğduğum zaman bizim köyde elektrik yoktu.

Belki dünya mikrodalga fırınını icat etmiş olabilir ama bizim topraklarda benim doğduğum yıllarda güneş batınca “lüküs” yanardı.

Gazyağı konulup fitili ateşlenen ve o fitilin ateşini yaymak için camdan fanus kapağı olan bir aydınlatma aletidir lüküs…

Modern ismiyle gaz lambası…

İşte o yüzden bazen kendimi 70 yaşında hissediyorum.

Hem lüküs’ü görüp hem de Bitcoin ile ilgili yatırım düşününce devrelerim sinyal veriyor;

Lüküs’ü unutma diye…

Mesela 2000 yılında doğmuş Aleyna Tilki’nin “Sen olsan bari” şarkısının YouTube’ta 273 milyon kez izlendiğini gördüğüm zaman belki nenem gibi “eyvah eyvah” diye hayıflanmam ama 1990’ları düşünürüm…

Tarkan’ın ilk çıktığı yılı…

Mustafa Sandal’ın ilk kasetini…

Sevdiğim şarkıcının televizyon başında klibini saatlerce beklediğimi düşünürüm.

Her gün yeni bi şeylerin çıktığı bu milenyumda kendimi daha çok yaşlı hissediyorum.

BU HAVALAR

Ocak ayına mı girdik yoksa Mayıs ayına mı girdik inanın belli değil.

Sabah işe giderken kalın mı giyinelim yoksa biraz ince mi giyinelim, diye kafa patlatıyorum her sabah.

Bu havalara sevinenleri görüyorum!

Tarım şehri Malatya için bu havaların “hava” olmadığını söylemek isterim.

“Biraz daha bu şekilde sıcak havalar devam ederse kayısı çiçeği açacak Ocak ayında” diye serzenişte bulunan tüm çiftçi arkadaşlara katılıyorum.

Küresel Isınmanın etkilerini iliklerine kadar hissediyoruz.

Fazla değil…

On-on beş gün daha bu şekilde havalar devam ederse belki çiçekler açmaz ama kayısı için dönülmez akşamın ufku düzeyine geçmiş oluruz.

Geçmiş olsun Malatya, deriz…