Aslında küçük İstanbul’dur Malatya… İstanbul’a ihraç ettiğimiz giden valimiz de bunu söyledi. Gittikçe artan nüfusu, buna paralel artış gösteren asayiş olayları, trafiği ve yine aynı düzlemde artan trafik keşmekeşi ile Malatya aslında küçük İstanbul’dur.

Peki nedir bunun bu şehirde yaşayanlara olumlu yansıması? Hiç! Ne olumlu getirisi olacak… Tek merkeze sıkışıp kalmış bir şehirde gün ve gün meydana gelen nüfusu artışı, ancak sosyolojik patlamayı beraberinde getirir. Sokağa her çıktığımızda daha önceden hiç görmediğimiz tipte insanlarla karşılaşmamızın nedeni de bu işte.

Hoş, insan yoğunluğunun oluşturduğu bu sosyolojik patlamaya, şehri yönetenlerin de bir çözüm arama çabası yok ya.

Tek merkeze koca koca binalar yapmaya, insan yoğunluğunu çekecek sosyal alanları bu tek merkeze sıkıştırmaya son sürat devam.

Bakmayın siz son dönemlerde şehir merkezinin dışına kaydırılan bazı kamu binalarına, merkezde yer kalmadı da ondan öyle… Çivi dahi çakılacak yer yok.

Oysaki Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ahmet Çakır’ın Horata Vadisi ve Şoför Okulu projeleri, ne kadar da heyecanlandırmıştı ilk açıklandığında herkesi.

Yeşil dokuyu bozmadan, Yeşilyurt’un tarıma elverişli olmayan bölgelerine yapılacak tam teşekküllü bir alt merkezin Büyükşehir Malatya’yı ne kadar rahatlatacağını sanırım söylememize gerek yok.

Sayın Çakır’ın bu büyük projesini açıklarken ki heyecanını ilk gördüğümde, açıkçası projenin üzerine titreyip, kısa sürede içerisinde gerçekleştirilmesine yönelik çabayı harcayacağına inanmıştım ben de herkes gibi.

Ama henüz ortada ne bir çalışma var, ne de ortaya konmuş bir takvim.

Umarım Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ahmet Çakır’ın Malatya’nın şuan boğuştuğu sosyolojik patlamanın birincil ve en önemli nedeninin “alt merkez” olduğuna dair tespiti hala aklının bir köşesindedir.


ZARARLI OTLARI AYIKLAYALIM!


Yazdık, söyledik mi birileri kızıyor. Kızsın çok da önemli değil… Biz yazalım, birileri de kızmaya devam etsin.

Şimdi şu konuda bir anlaşalım…

Yeni Malatyaspor şampiyon olsun veya olmasın… Tabi ki şehir için önemli ama bazı şeylerden de değerli değil şampiyonluk.

Örneğin onur, şeref, alın terinden önemli değil!

Bir takım düşünün, teknik direktörünün yaptığı doğru işleri sahaya yansıtmak için elinden geleni yapan oyunculardan kurulu… Yani iyi niyet, alın teri ve mücadele var takımda.

Buna bir de aldığı parayı anasının ak sütü gibi hak etmek için ortaya konan onurlu duruşu da ekleyin siz.

Ola ki bu takım iyi sonuçlar alamadı, ne yapılması lazım?

Akla gelenleri söylemek, bu onurlu takımın onurlu hocasını bezdirmek mi lazım, yoksa iyi sonuçlar alsın diye desteklemek mi?

Sevgili okurlar lütfen artık bu konuda hassas olalım, olmayanları da uyaralım.

Bakın, bu sezon takımın başındaki bu sivil yönetim, karınca kararınca takıma para harcıyor. Eleştirin, eleştirmeyin, bu insanlar ceplerinden para, hayatlarından zaman harcıyorlar.

Ve üzülerek söylüyorum ki; olası bir başarısızlık durumunda önümüzdeki yıl da bu mevcut yönetimin aynı parayı, aynı zamanı harcama olasılığı çok zayıf. O yüzdendir ki bu sezon aramızdaki zararlı otları ayıklayalım, onlara prim vermeyelim.