Hani sürekli tekrarlıyoruz ya…
“Değiştik abi, vallaha çok değiştik” diye bir kalıbımız var ya…
“Eski” ile başlayan her cümlenin içerisine “Belediye” kavramını koyarsan yazacak çok şey vardır.
Belediye anlayışının Malatya’daki değişimine yani son on yıla baktığın zaman hangi konularda değiştiğini biraz irdeleyelim.
“Malatya Büyükşehir Belediyesi artık çok estetik, göze hitap eden bir anlayışı var” dersek, belki doğru söylemiş oluruz.
Estetik kavramı Fransızcadan dilimize geçen bir terimdir. Sanatsal bir kavramdır ve kelimenin köküne baktığın zaman “güzellik” ile ilgili olduğunu anlarsın. Dilimize uyarlarsak ya da algımıza bakarsak, estetiğin bizde bıraktığı anlam, göze hoş gelmek, demektir.
Kaldırım taşlarının renkleri, şekilleri, şehirdeki karanlık bölgelerin daha çok aydınlatılması, elektrik direklerin sadece aydınlatması değil, göze hitap eden görüntüsü, yeni belediye binasının şekli, her sokağa farklı kaldırım taşı, gibi yenilikler Belediye’nin daha çok estetik kaygısı olduğunu gösterir.
Zaten bu tür estetiksel uygulamaları görerek yaşıyoruz.
Fakat Belediyelerin bazı uygulamaları zaman ne kadar geçerse geçsin, hiç değişmiyor.
Kurumlar arası diyalogsuzluğun değişeceğini hiç düşünmüyorum.
Mesela daha yeni döşenmiş kaldırım taşlarını gören ahali sevinir ama yirmi gün sonra başka birileri tarafından o yeni yapılan estetik taşların tekrar söküldüğünü gören Malatyalılar artık isyan dahi etmez. Çünkü, başka bir kurum mesela Türk Telekom, o yeni döşenmiş kaldırım taşlarını tekrar söker ve en az bir hafta o bölge çok da estetik görünmez.
Mesela çevreyolu boyunca estetik elektrik direkleri koydular. Göze hitap ediyordu. Çok sonra anlaşıldı ki, trambüs kâbusu yüzenden o direklerin kalkması gerekiyordu. Kaldırdılar!
Daha yeni bir örnek vereyim…
Çevreyolu boyunca yeni yeni ve çok estetik banklar yani oturaklar koydu Belediyemiz. Ahşap görüntüsü göze hoş gelen bir anlayıştan geliyordu galiba.
Fakat ıskaladıkları bir şey vardı. O ıskaladıkları şeyin çoğu insan tarafından fark edilmesi Malatya Büyükşehir Belediyesi’nin maalesef umurunda değil… Tabii belirli bir süre umurunda değil. Banklar, hem çok küçük hem de iklim şartlarına uygun değildir maalesef! O bankın içerisinde duran biri, hem yağmurdan etkilenir, hem de güneşi kesmeyeceğinden güneşten etkilenir. Ne yaz mevsimi o banklarda durulabilir ne de kış mevsiminde… Belki ilkbaharda oturulabilir(!) Amacın dışına taşan bir estetik anlayışı bana garip dahi gelmiyor.
Sizce Belediye o oturakları ne zaman kaldırır?
Siz soruyu düşünürken ben bir örnek daha vereyim…
Kernek’teki yel değirmeni var ya, o değirmen o bölgeden kalkıyormuş. Aynı bölgenin en tepesine kurulacakmış. Meydanı kapatıyor bahanesiyle.
Tek bir insanın dahi memnun olmadığı bir yapının sonucu bu olsa gerek:
“Meydanı kapatıyor”…