Çok değil tam bundan yüz elli gün önce Manisa’nın Soma ilçesinde maden kazası yaşanmıştı. Orada tam 301 kardeşimizi ihmallere kurban vermiştik. O olay unutulmadan İstanbul’da asansör içerisinde 10 işçi kardeşimiz yere çakılarak, feci bir şekilde can vermişti. Ve son olarak Ermenek’teki kazada 18 kardeşimiz günlerdir madenin içerisinde binlerce ton su ile ölüm kalım savaşı veriyor.

Ülkemizde 01.01.2013 tarihinde 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu yürürlüğe girmişti. Fakat kanunun yürürlüğe girdiği tarihten bu güne kadar birçok işveren kanunun getirdiği yükümlülüklere uymamakta. Neden mi? Çünkü Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hiç bir denetleme yok. İş kazaları meydana geldiği zaman ilk incelenmesi gereken yerler işyerleri olması gerekirken bakanlık ilk başta iş sağlığı ve güvenliği firmalarını denetliyor. İşverenler de maddi bir ceza ile karşı karşıya kalmadıklarından “benim işyerimde iş kazası olmaz” diyerek, personellerinin canını hiçe sayıyor.

İş kazası olmaz mı? Elbette olur… Ama sizin bunu en asgari seviyelere çekmeniz gerekir. “İş kazası, bu işin fıtratında var” deyip, bir kanun yayınlayıp kenara çekilemezsiniz. O işverenin kanuna uyup uymadığını, işverenin iş güvenliği şartlarına uyup uymadığını denetlemek sizin yetkinizdedir. İş kazası olduktan sonra bakanlık, “biz burayı altı ayda bir denetledik” diyor. Hayır, kardeşim gerekirse her ay denetleyeceksin, her gün denetleyeceksin. O işyerlerinde ölen her bir vatan evladının vebali sizin boynunuzdadır.

Ülkemizde ölümler sadece iş kazası sonucu olmuyor. Günler önce silahsız bir şekilde şehit edilen üç askerin acısı dinmeden önceki gün Diyarbakır merkezde eşiyle semt pazarından alışveriş yapan bir astsubay, maskeli iki kişinin silahlı saldırısı sonucu ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede şehit oldu.

Şehadet elbette mertebelerin en yükseğidir ama bu şekilde kalleşçe, sinsice, kahpece öldürülmek zulümdür. Geride onca yetim, acılı eş, anne, baba ve kardeş kaldı. Bu acıların tarifi yok. Ateş düştüğü yeri yakmıyor, adeta kasıp kavuruyor. Biz bu acıyı üç gün yaşayacağız belki beş gün hatırlayacağız. Ama gözleri önünde eşinin kafasına sıkılan eş bu anı unutabilecek mi, hangi söz onu teselli edecek, hangi vaat onu avutabilecek? Geride bıraktığı oğlu kızı kime baba diyecek? Şehidin annesi babası kimi kuzum diye koklayacak?

Rabbim şehitlerimize rahmet, geride kalanlarına sabr-ı cemil ihsan eylesin… Madenci kardeşlerimizin de sağ salim o madenden çıkmalarını nasip eylesin. Kazasız, belasız, ölümsüz ve acısız günlere uyanmak dileğiyle…