Bundan önceki yazıda (Deprem Sonrası Hayalet Şehirlerin İnşası) deprem sonrası şehirlerin teknik ve fiziki inşasının ne kadar önem arz ettiği konusu üzerinde durmuştum.

Bundan önceki yazıda (Deprem Sonrası Hayalet Şehirlerin İnşası) deprem sonrası şehirlerin teknik ve fiziki inşasının ne kadar önem arz ettiği konusu üzerinde durmuştum.

Deprem hepimizi derinden sarstığı için aklımızdan silip atamadığımız bir travma halini aldı.

Her ne kadar büyük acılar yaşamış olsak ta hayat devam ettiği için bizlerinde ‘’hayalet şehirler’’ haline gelen beldelerin kendilerini tekrar bulup ayağa kalkmaları için topyekün seferber olmalıyız.

5 Şubat günü Malatya da her şey mükemmel iken, fark etmediğimiz huzurumuzun 6 Şubat sabahı yok olduğu hafızamızda canlı…

Gerek deprem sonrası ve gerekse depremden öncede var olan bazı sosyal olayların üzerinde durmak gerek…

Artan suç oranları,

Eskiden sadece bazı noktalarda satılan uyuşturucunun; parklarda, bahçelerde ve her noktada satılması,

Trafik magandalarının artması,

Silahlı yaralanma vakaları,

Hırsızlığın çoğalması,

Terör faaliyetleri,

Yaşam standartlarının 3. Dünya ülkelerini aratmayanların seviyesine kadar inmesi,

Kaçakçılığın kol gezmesi,

Nitelikli göçün çoğalması,

Vs…

Bu toplumsal sorunlara bağlı olarak ta nitelikli nüfusun göçü seçmesi depremde yıkılan şehirleri daha da içinden çıkılmaz bir duruma sokacaktır.

Sağlık mazeretlerine bağlı olarak kamu çalışanlarına tayin haklarının verilmesi doğru ve yerinde bir karar olsa da mazeretleri olmayan nitelikli çalışanların kalması için tazminat, teşvik ve barınma gibi çözümler üretilmezse nitelikli nüfusun göçü kaçınılmaz bir sosyal harekete dönecektir.

Nitelikli göçün beraberinde eğitim, barınma, sağlık,  iş imkanları gibi mazeretlere bağlı olarak demografik dengeler değişecektir. Sosyal dengesizlikler kendini iyiden iyiye gösterecektir. Çoğalan bu nitelikli göçün yanı sıra topyekün bir göç dalgası halini alırsa gidilen yerlerde potansiyel tehlike unsurları olacaklardır.

Hırsızlık olaylarının yükselmesi tek başına depremde yaşanılan durumla ilgili olmadığı kanaatindeyim. Birinci faktör işsizlik ikinci faktör eğitim ve son zamanların flaş faktörü kaçak ve düzensiz göçmenler bunların başında ise Suriye ve Afganistan’dan gelen göçmenler gelmektedir.

Suriyeli göçmenler ülkemizin dört bir yanına yerleşmişler.

Nitelikli ve kalifiye olanlar zaman zaman ülke ekonomisine katkı sunmuyor değiller lakin hazıra alıştırılan düzensiz göçmenler artan suç olaylarının merkezine oturmuş durumdalar.

Yukarıda sayılan hırsızlık, gasp, yaralanma, uyuşturucu satıcılığı, trafik magandaları, terör gibi suç unsurlarının çoğalması sosyolojik dengeleri bozduğundan önlemlerin alınması da kaçınılmaz olacaktır.

Evvela ülkemize gelen düzensiz ve kaçak göçmenleri derhal kapı dışarı etmeliyiz. Suriye den savaşa bağlı olarak gelen göçmenlerin ise bir plan dahilinde gönderilmeleri gerekmektedir. Güvenlikleri göz ardı edilmeden…

Doğal afetler için önceden tedbirler alınarak etkileri azaltılabilir.  (sel, su baskını, heyelan vs.)  Deprem ise vakti tahmin edilemediğinden alınacak en önemli ve yerinde olan tedbirler; imar izinleri, yapı denetim çalışmaları, yatay mimari, fay hatları çalışmaları gibi çalışmalar ile…

Deprem sonrası ise hızlı, doğru ve yerinde önlemler ile yaralar sarılacaktır. Yukarıda sayılan önlemlerin yanında güvenlik tedbirleri hızlı bir şekilde değerlendirilmeli…

Güvenlik tedbirlerinin azaldığı yerlerde terör faaliyetlerinin çoğalması kaçınılmaz bir durumdur.

Sosyal politikalar yanın da güvenlik vazgeçilmez bir çalışma olmalı! Hırsızlık, gasp, yaralanmalar, uyuşturucu satıcılığı, terör, trafik magandaları olaylarının olmazsa olmazları güvenlik tedbirleri olacaktır.

Tüm güvenlik önlemleri hukuki düzenlemeler yanında yürütmede kolaylıklar sağlamalıdır.

Yaşanılabilir, huzur ve sağlık içinde var olan şehirleri var etmek elimizde…

Eğitim, empati, hukuki düzenlemeler, ekonomik tedbirler gibi çalışmalar arzu edilen şehirleri inşa etmek mümkün…

Hemen şimdi herkesin kendi şehri için elini taşın altına koyması temennisiyle…

 

Depremde zarar gören şehirler kültürel, sosyolojik, demografik ve tarihi dokularına kavuşurlar mı? Bunu zaman bize gösterecek.