Belki izlemiş ya da okumuşsunuzdur haberi; Yeşilyurt İlçe Kaymakamlığı önünde bir kişi üzerine benzin dökerek kendini ateş verdi. Polisin yangın tüpüyle söndürdüğü şahsın, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’ndan istediği dizüstü bilgisayarın alınmaması üzerine intihara teşebbüs ettiği ortaya çıktı daha sonradan.

Tabi öncelikle kendini ateşe verip, yakma pahasına bu eylemi yapan vatandaşa geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Yalnız olay bana biraz ilginç geldi… Habere göre, kendini ateşe veren şahıs Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’ndan dizüstü bilgisayar istemiş, vakıf da bu isteğe olumlu yanıt vermemiş.

Haberde mi bir yanlışlık var, yoksa eylemi yapan şahıs mı olayı farklı anlattı bilmiyorum ama neresinden bakarsan bak, olay tam bir kara mizah!

Evet kara mizah… Valla ben sosyal yardımlaşma vakıflarının laptop dağıttığını ilk kez duyuyorum. Benim bildiğim bu tür vakıflar, dar gelirli ya da geliri hiç olmayan muhtaç sahiplerine nakdi, bilemedin gıda- yakacak vs. yardımında bulunur. Yok eğer sosyal yardımlaşma vakıfları laptop dağıtacak kadar işi ilerlettiyse, o zaman biz ülkecek olayı aşmışız demektir.

Aslında olay her şeyiyle sosyolojik bir vaka… Toplum olarak kişisel ihtiyaçlarımızın nasıl çağ atladığını, teknolojinin ne kadar hayatımızı etkisi altına aldığını gösteren sosyolojik bir vaka!

Nereden nereye!

Kömür, giysi, gıda gibi hayatımızı sürdürebilmemiz için öncelikli olan gereksinimlerimiz listesi, teknolojik aletlerle yer değiştirmiş!

Peki, ya vatandaşı intihara iten haleti ruhiyeye ne demeli.

Kim bilir adam için laptop ne kadar büyük bir anlam taşıyor ki, canından vazgeçecek kadar gözü kararmış!

Acaba diyorum, devlet sosyal devlet olgusunu gereğinden fazla mı sundu vatandaşa!


OYUNCUYA GÖRE SİSTEM Mİ, SİSTEME GÖRE OYUNCU MU?


Yeni Malatyaspor ikinci yarıya müthiş bir giriş yaptı.3 maçta 7 puana “daha iyisi olmalıydı” diyenin çıkacağını sanmıyorum.7 puanın bir anda bizi nasıl yarışa soktuğu ortada. Demek ki sen kendini işini yaptıktan sonra gerisi geliyor bu grupta.

3 maçlık periyotta şunu da gördük; yönetimin Feyyaz Uçar aşısı tuttu.

Feyyaz Uçar ile anlaşılmasının ardından herkesin kafasında kocaman bir soru işareti belirdi. Bu soru işareti elbette ki Uçar’ın teknik adamlık kariyerindeki eksilerin fazlalığından kaynaklanıyordu. Kafalardaki o soru şimdilik kısa bir cevap bulmuş olsa da, camianın tecrübeli teknik adama tam anlamıyla sırtını dayaması zirvenin ele geçirilmesiyle olacaktır.

Önümüzde seri yapmaya oldukça müsait bir maç takvimi var… Sahamızda alt sıralardan kurtulma mücadelesi veren Tokat ile oynadıktan sonra Kartalspor ile deplasmanda karşılaşacağız. Bu maçlardan 6 puan almamız işten bile değil. Tabi burada iş yine Feyyaz Uçar’a düşüyor. Elindeki kadroda yer alan futbolcuların oyun yapılarına göre oluşturması gereken sistemin dışında bir sistem arayışı var Uçar’ın. Oynanan 3 maçta da bunu gördük. Bu sistem aslında gereğinden fazla cesur bir sistem… Her teknik adamın kolay kolay başvuracağı bir sistem değil. Çünkü 4-3-3’te oyunu önde oynamak durumundasınız. Bunun için de ikinci ve üçüncü bölgedeki adamlarınızın koşan, mücadele eden ve rakibe top göstermeyecek kalitede oyuncular olması lazım.

Oynadığımız 3 maça bakıldığında bu sisteme yakın oynamamıza rağmen kalemizde çok pozisyon vermediğimiz görülüyor. Tabi bunda devre arasında savunmaya yapılan hamlelerin de doğru hamleler olması önemli bir faktör. Lakin ben yine de sistemin eldeki oyuncuların durumuna göre oluşturulması gerektiğine inanıyorum.