Alanalyaspor – Yeni Malatyaspor karşılaşmasını ‘atan’ı olan kazandı.
Erol Bulut ile yakaladığımız kompakt ve agresif görüntümüzü Alanya maçında da sürdürmemize rağmen, üçüncü bölgedeki son vuruş eksikliği maçı kaybetmemize neden oldu.
Sonuca üzülmedim dersem yalan olur.
Sen kalk 90 dakika boyunca sağlı sollu ataklarla bastır, ama evine eli boş dön.
Müsabakayla ilgili söylenecek tek şey; topu 3 direk arasına atamadık.
E haliyle Süper Lig’de bir maçta, hem de deplasmanda bu kadar pozisyon bulup atamazsan yenilgi de kaçınılmaz olur.
Maçla ilgili kafama takılan tek nokta Erol Hoca’nın değişiklikleri oldu.
Kafasından futbolu silmiş bir Dia’yı hamle oyuncusu olarak en kritik dakikalarda oyuna almak bana göre tam bir intihar. Rakibin sinmiş, kalesinde gelen atakları savuşturuyor, oyuna bireysel beceresi olan, takımın dikine en iyi oynayan oyuncusu Dening gibi bir isim girmesi beklenirken Erol Hoca Dia’yı alıyor. Ve o dakikadan sonra sahada 1 kişi eksik kalıyoruz.
Ez cümle: Zor bir maç trafiği Yeni Malatyaspor’u beklemesine rağmen, yine de bana göre ilk yarıyı 20 puanın altında tamamlamayız. Takımdaki o kalite ve istek var.
Ha bu arada Beşiktaş maçını da kimse oynanmadan ‘kayıp maç’ olarak görmesin.
Bu kadar iyi kapanan bir Yeni Malatyaspor’un rakibine kolay kolay teslim olacağını sanmıyorum.
Bence inananlar gelsin Beşiktaş maçına… Uzayda bile favori olan takıma ‘kazanır’ demek ve buna inanmak en kolay olanı… Kendi takımına yürekten inanarak ‘kazanır’ demek ise en zor ve sıra dışı olanıdır!
BEKLEYİP GÖRELİM!
Meslekte 17 yılını geride bırakmış bir medya çalışanı olarak, yaptığım programlar ve yazdığım yazılardan dolayı bir çok kere hakarete, eleştiriye, suçlamaya, hatta ve hatta patronlarıma şikâyete varana kadar envai çeşit sindirilme girişimine maruz kaldım.
Bir bilseniz ajandamda neler var neler…
Tehditle ‘Yapma etme’ diyen mi dersin, ‘Bak işinden, ekmeğinden olursun’ diyen mi dersin, gecenin bir vakti özel numaradan arayıp tehdit eden mi dersin…
Neler neler.
Ben ne yaptım peki her defasında bu pek saygıdeğer kişiler karşısında?
‘Vız gelirsiniz, tırıs gidersiniz!’ deyip, edep kuralları dışına çıkmadan, üç kağıtları, dalkavuklukları, hırsızlıkları, pislikleri daha bir azimle yazmaya devam ettim tabi ki.
Değil işimi-aşımı, hayatımı kaybedeceğimi bilsem, yine de doğrularımdan şaşmam.
Peki bu kez sesimi kesmek, kalemimi kırmak için şikayet edenler kim biliyor musunuz?
Malatya Yeşilyurt Belediyespor Kulübü!
Bu kişileri isim isim burada yazıp, olayı husumet boyutuna taşıma niyetinde değilim tabi ki. O yüzden isteyen isteği yere şikâyet de eder, gammazlaya da bilir. Bu pek tabi herkesin en doğal hakkıdır diye düşünüyorum.
Yalnız bu konuyla ilgili kafamı kurcalayan bir nokta var ki, sizinle paylaşamadan edemeyeceğim. Beni çalıştığım kuruma şikâyet eden kişiler, yazdığım bir köşe yazısı ya da söylediğim bir sözden dolayı değil, yaptığım bir ‘durum değerlendirmesi’ haberinden dolayı şikayet etmiş.
Ve o haberi kaynak belirtmeden, tamamen yalan yanlış bilgilerle yazdığımı söylemişler. Vah vah ne hale düşmüşler, nelerden medet umuyorlar.
Neyse olan olmuş, kalkıp da buradan ağır bir yazı kaleme alıp, rövanşist duygularla hareket edeceğimi düşünen varsa yanılıyor.
Ben sadece çok değil, birkaç hafta bekleyip görelim derim.
Çünkü Yeşilyurt Belediyespor Kulübü’nde Malatya futbolunun lehine yönelik bir adım atılması ya da değişiklik yapılması için ekstra şeyler yapmaya lüzum yok. Zaten yönetim ve teknik heyet ellerindeki onca imkâna rağmen yaptıkları ve yapamadıklarıyla hızla kendi sonlarını hazırlıyorlar!
Haaa, elbette kişisel ajandamın en başköşesine bu değerli isimleri bir daha unutmamak üzere not aldım.