Balıkçının önünden geçen kızın burnunu tutarken, balık restoranında evlenme teklifi beklemesi ilginç değil mi?

‘Prensesin’ düğününü herkese anlatabilmek için hiç kimsenin anlam veremediği abuk subuk harcamalar yaptırması ilginç değil mi?

Erkeğin ben hallederim egosu ile vaat üstüne vaat söz üstüne söz vermesi ve ‘hayata döndüğünde’ dımdızlak ortada kalması ilginç değil mi?

Nikâhta keramet varmış! Var beyim de kerametin ödemelerde vücuda gelmesinin garantisi nerde var?

Gösteriş meraklısı çiftlerin boşanma davaları ile aile mahkemeleri baş edemez oldu.

Sizlerle Türkiye İstatistik kurumundan aldığım bazı verileri aktarayım:

2017 yılında 569 bin 459 çift evleniyor, 128 bin 411 çift boşanıyor.

2018 yılında 553 bin 202 çift evleniyor, 142 bin 448 çift boşanıyor.

Boşanmaların %37.6’sı ilk beş yıl içinde gerçekleşiyor.

Boşanmaların %20.4 ü 6 ile 10 yıl arasında gerçekleşiyor.

Rakamlara boğmayalım. Son olarak son 10 yılda 1.2 milyon çiftin boşandığını hatırlatayım yeter.

Boşanmaların çoğu ekonomik sebeplere dayanıyor. Boşanma süreçleri de ayrı bir dert.

Pozitif ayrımcılık varmış! Olsun da! Buna bir diyeceğimiz yok. Ancak bu ayrımcılık kadının elinde bir silaha dönüşüyorsa ‘orada dur bakalım’ demek gerekmez mi?

Her zaman her yerde atılan kadın erkek eşit sloganına n’oldu?

Sadece boşanıyor diye kadına ödenmesi müstahak görülen tazminatların adını ne koymak gerekir? Ben koyuyorum da burada kaleme alamayacağım!

Boşanmaların önünü alamıyorsak, insanların yeni hayat kurmalarına olsun yardımcı olalım.

Nafakanın sonunu yeniden nikâha bağlamak ilginç değil mi?

Yağımız var, unumuz var, şekerimiz var… helva yapmak için birinin ölmesi mi gerekli?

Aklınızdan soru işaretleri eksik olmasın…