Türkiye’nin ulusal güvenliğini tehdit eden FETÖ yapılanması, ‘15 Temmuz Darbe Kalkışması’ ile sanıldığından büyük bir bela olduğunu gösterdi.

TSK, Emniyet, Yargı ve Eğitim Kurumları’ndan sonra nihayet sıra spordaki paralelcileri ayıklamaya geldi.

Devletin içinde yuvalanıp, mevcut iktidarın ve önemli kurumların işleyişini tamamen kendi amaçlarına yönelik kullanmaları bu örgütü diğerlerinden ayırıyor.

Sanatta, sporda, iş dünyasında, medyada, sosyal hayatta kısacası her yerde bu örgütün elemanlarını görmek, her taşın altından bu yapıya ait izler bulmak durumun vahametini daha da artırıyor.

Fikirlerimi kendi alanımla ilgili belirtecek olursam, sporun içinde böylesine bir teşkilatı görmek, yıllarca bu insanlarla aynı maçı seyretmek ya da ortamda bulunmak gerçekten sinir bozucu.

Özellikle TFF’nin yaptığı kendi içindeki temizlik operasyonu önemli bir adım. Ama yeterli mi bence değil.

Kendi vatandaşına bombalar yağdıracak kadar gözü dönen bir örgütün sporun içinde neler yapacağını artık siz düşünün.

TFF’nin bünyesindeki operasyon kulüplere ve sporun tüm birimlerine yansımalıdır. Emniyetteki paralelci zararlı, voleyboldaki zararsız diye bir anlayış olmamalı.

Elbette ki zor ve meşakkatli bir süreç ama her yerden temizlenmeli bu kan emiciler. Futbolculardan himmet parası toplayan abiler, abileri sayesinde transfer yapan futbolcular, imamları referansıyla kulüp bulan antrenörler...

Sporda bunları yaparak hak eden yetenekli insanların önünü keserken, sınav sorularını çalarken, mazlumları öldürürken, kul hakkı yemekten geri durmayanlar, nasıl olurda dillerine Allah’ı, peygamberi alır, bunu da aklım almıyor!

FETÖ ile mücadele sadece devletin sorunu değil, artık Türk toplumunun genel sorunudur. Onun için hangi camiadan olursa olsun, bırakın bağırsakları kılcal damarlara kadar temizlik yapılmalıdır.

Şu süreçte sadece asker, polis, öğretmen, hakim, savcı ile sınırlandırılmayan bir soruşturma büyük Türkiye’nin önünü açacaktır.

Üniversitelerde, kulüplerde, gençlik spor bakanlığında, tüm spor federasyonlarının merkezlerinde, atletizmden okçuluğa, badmintondan yüzmeye kadar her branş didik didik araştırılmalıdır.

Sporu yöneten kim varsa ister profesör, ister kulüp başkanı isterse de malzemeci, kim olursa olsun gözünün yaşına bakılmamalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti’ni ilelebet yaşatmak ve muasır medeniyetler seviyesine yükseltmek istiyorsak, tam bağımsızlığımız için FETÖ ile mücadele de artık PKK ile verilen savaş kadar kıymetli ve mühimdir.

Ülkemizin özgürlüğünü saran bu zararlı sarmaşıkla her alanda mücadele kutsal bir görev değil, zorunlu bir ihtiyaçtır...!