Kıymetli hemşerilerim iyiyiz, aşımızı oluyoruz, maskemizi takıyoruz inşallah…

HATA HATAYI GÖTÜRÜR MÜ?

Kıymetli hemşerilerim iyiyiz, aşımızı oluyoruz, maskemizi takıyoruz inşallah…

Az daha dişimizi sıkalım; etkisizleşecek inşallah.

Bu dert, bu Omikron sadece bizim meselemiz değil, dünyanın meselesi.

Bizim baş meselemiz, şu dünyalar güzeli vatanımızı korumak,yüce gönüllü milletimizin varlığını, birliğini, dirliğini daim kılmak, varlığımıza, birliğimizegöz koyanları gözsüz koymak vememleketimizi kalkındırmak, ele güne, emperyaliste el açmaktan, neticede boyun eğmekten kurtarmak.

Devletimizin ve millet olarak bizim, her birimizin, her bireyimizin görevi, bu idealle, bu erekle, bu ülküyle dolu olarak; Tevfik Fikret’in, “Vatan çalışkan insanların omuzları üzerinde yükselir.” sözünü hep aklımızda tutarak işimizi yapmak, çalışmak, çalışmak, çalışmak…

Ümit Özdağ, 15 Temmuz Alçaklığı günlerinde,

-Darbe başarılı olsaydı, Güneydoğu’yu, PKK’ya gümüş tepsi içinde sunacaklardı demişti.

Önceki gün de, Mete YararCNN Türk’te,

-Teslim olan PKK’lılar, “Darbe başarılı olsaydı, Türkiye’ye girip işgale başlanacaktıdiye ifade verdiler dedi… Nedim Şener de,

-Darbe girişimi gecesi, HDP’den bir açıklama, bir ses duydunuz mu?Duyamazsınız. Çünkü darbe girişiminde Fetö ve PKK birlikte hareket ediyordu dedi.

Şükürler olsun ki, bu toprakların yoğurduğu, aşure tadında Yüce Milletimiztanklara, mermilere, bombalara bedenini siper etti de aslan göğsünde eritti hepsini.

Yoksa işimiz zordu.

Tarih tekerrür edecek, yeniden bir istiklal savaşının içinde bulacaktık kendimizi…

Ve de, bir başka Mehmet Akif’imiz yazacaktıİstiklal Marşımızı…

Evet dostlar, bu sözlerim edebiyat değil, daha dün yaşadıklarımız.

Atatürk’ün kurduğu, Fetöcülerin bombaladığı TBMM’nin içinde, Türk Milletinin canına, malına, namusuna kastetmiş PKK teröristiyle dağda, hem de sözde karargahın içinde sarmaş dolaş fotoğrafları ortaya saçılan bir milletvekili(!) var.

Bu ihanet fotoğraflarına bakan vatandaşlarımızın bir kısmı, “Bu hal eşyanın tabiatına aykırıdır, alçaklıktır, hainliktir.” diyeceğine,

-Açılım sürecinde dağa giden milletvekillerinin fotoğrafları da yayınlandı. Ona niye bir şey denmedi?diyor…

Yahu arkadaşlar, dostlar,böyle çocukluk, böyle densizlik olur mu?

Geçmişteki hata, şimdiki hatayı temizler mi?

O süreç enine boyuna tartışıldı.

Söylenenler söylendi.

Yazılanlar yazıldı.

Hala da yazılıyor, konuşuluyor.

Ben de, Baro Başkanı olarak, adli yıl açılış töreninde, açılım üzerine konuşmuş ve

-Türkiye bu açılımı kaldıramaz! demiştim. Ki, bu sözüm, gazetelerde, televizyonlarda manşet olmuştu…

Niye, hala o günlere takılıyoruz ki?

O girişimin,günahı, sevabı ortaya çıktı.

Niye günümüze ve geleceğimize bakmıyoruz?

Ak Parti Hükümetleri, bölgeyi baştan başa, hükümet binaları, adliye binaları, üniversite binaları, okul binalarıyla, hastanelerle, yollarla, köprülerle, tünellerle, alt, üst geçitlerle donattı, bay etti.

Edirne’yle Van’ı bir etti.

Kürt kardeşlerimizin nerede ne sorunları varsa hepsini birer birer çözdü.

Ben, 2009 Adli Yıl Açılış Törenindeki konuşmamı,

-Şu yapılmalıdır: Kürt yurttaşımız, salt Kürt olması nedeniyle, her nerede ve ilişkide nasıl bir sorunla karşılaşıyorsa, o sorunlar bir bir, en teknik biçimde saptanmalı ve kalıcı çözüm için gerekli düzenlemeler derhal yapılmalıdır. Ve bu bin yıllık kardeş yolculuğu da, sonsuza dek, acısız ve ağıtsız sürmelidir diyerek bitirmiştim.

Mehmet Metiner de önceki gün televizyonda,

-Artık Kürt Sorunu yoktur. Her ne sorun varsa çözüldüdedi.

Pekiyi, neyin nesi halabu PKK?

Bağımsızlık(!) mı?

Bağımsızlıksa eğer bu, kıyamete kadar sürecek mi?

PKK 1978’de kuruldu, daha doğrusu kurduruldu.

2022’den 1978’i çıkarın, kırk dört yıl eder…

Bu kırk dört yıl içinde Kürtlere ne verdin ey PKK?

Ne verdiysen, ABD’ye verdin, AB’ye verdin.

Kürtlerden aldın, aldın, aldın…

Hala anlamayan var mı bunu?

Hala idrak etmeyen var mı ola?

Kırk bin insanın kanına bulanmasından başka ne geçti eline ey PKK?

Hem de çok büyük bir çoğunluğu Kürt evlatlarımızın kanı.

Kürt anneler, götürüp dağlarda Amerika’ya feda edesin diye mi doğurdu o yavrularını?

Sen Allah’ın verdiği can nedir, anne yüreği nedir hiç mi bilmezsin?

Kırk dört yıl geçti…

Türkiye’den bir toz koparamayacağını, Kürt Türk iç içe geçmiş Türk Milletini birbirine düşüremeyeceğini anlamadın mı hala?

Sen susturulduğunda Kürt kardeşlerimiz nefes alıyor, işine gücüne, çoluğuna çocuğuna bakıyor, sen Kürtlerin başınabela mısın PKK?

Hele Türklerle birlik bütünlük içinde yaşayan, canı canına, kanı kanına karışmış Kürtlere değil, bağımsızlık hikayenisen git, çocukların romantikliğine anlat.

Anlat ki bir kaç ana yüreği daha yakarsın belki…

Her partiden, her kökenden, her mezhepten kıymetli arkadaşlarım, kardeşlerim hele hele Atatürkçü kardeşlerim, HDP’li kardeşlerim… Yazdıklarımın hangisi yanlış, hangisi boş?

Allah için söyleyin…

Hepimizin Memleketi dört bir yandan sıkıştırılmaya çalışılıyor.

AB’si, ABD’si iç siyasetimizi biçimlendirmeye, mevcut iktidarı yıkmaya çalışıyor.Niye;

-Yıkarsak biz yıkarız, kurarsak biz kurarız, size ne oluyor? Demiyoruz?

Yıkalar ki, eski Derbeder Türkiye’ye dönüle.

Dönüle ki, “Gel denirse geline, git denirse gidile….”

Kadın, gitmiş dağa, hem de sözde karargaha, Türk’ün, Kürt’ün, Türkiye’nin kanına ekmek doğrayan, yurdunu, yuvasını dağıtmaya çalışan teröristle film çevirir gibi pozlar vermiş…

Şimdi milletvekilliği(!) yapıyor TBMM’de…

Kimileri de, terörist elbiseli, silahlı fotoğraflara bakıp, gerçekleri konuşmak yerine, siyaset olsun diye,

-Eskiden yapılanlara niye bir şey demediniz? diyor, başka bir şey demiyor.

Siyaset hangisidir? Türkiye’nin yararına olan hangisidir?

Açık gerçeğimi söylemek, yoksa çocuk gibi, ‘ben oynamıyorum’ deyip mızıkçılık yapmak mı?

Eski hata, yeni hatayı götürür mü, yoksa büyütür mü?

Sen söyle ey okuyucu!

Sen söyle…