Merhaba sevgili okurlarım… Geçen hafta cuma ve cumartesi günleri dünyaca ünlü Fransız Yazar Moliere’nin yazdığı “Hastalık Hastası” isimli oyunu izledik. Bursa Devlet Tiyatrolarının çok iyi sergilediği oyunda, dekor farklı ve güzeldi. Dekorda insan boyunda aynalar kullanılmış. Ayna dekora daha mistik bir hava vermiş. Öyle ki hep deriz ya “Tiyatro bir aynadır” diye işte sanki o aynayı oyunda somutlaşmış olarak gördük. Yine büyük şamdanlarla 16. yüzyıl Avrupa burjuvalarının fikri aydınlatmaya çalışan salonlarına ışık tuttuk.
Oyunumuz insan davranışındaki saplantıları anlatıyor. İyi niyetle yapılan kötülükler. Cahillik bazen bilim kılığıyla yanaşır insanlara, onu fark edebilmek için eleştiriye açık bir kalp taşımamız gerek. Oyun, kendisini hasta hisseden ve körü körüne doktorlara teslim olan zavallı bir adamı anlatıyor. Doktorlara da eleştiri oku fırlatan yazar, gerçekçilik ile hayal dünyası arasında kalan insanoğlunun komik hikâyesini işlemiş.
Bizlerde çevremizde kendini olduğundan daha fazla hasta hisseden insanlara rastlayabiliriz. Biliyoruz ki bu durumdaki insanlar bedenen olmasalar da ruhen hasta olabilirler.
Kendimizi hasta hissetmek, ilk ağrıda soluğu doktorda almak ve gereğinden çok ilaç almak karaciğerimizin ve midemizin çalışma temposuna zarar verebilir. Tüm bunların sonucunda dönüşü olmayan hastalıklar kazanabiliriz. Halbuki kararında yaşamak gerek. Gülünç durumlara düşmeden akılcı yaklaşımlarla hayatımızı idame etmeliyiz. Tiyatro bilimi ve dini anlatmaz. Ama din ve bilim noktasında insanların batıl, köhnemiş ve topluma kene gibi yapışan hastalıkları anlatır. Bizlere düşen görev bu hastalıkları toplum bilinci ile fark edip sırtımızdan sirkelemektir.
Gelecek hafta 17-18 Nisan tarihlerinde Ephraim Kıshon’un yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Ferdi Dalkılıç’ın yönettiği ve Konya Devlet Tiyatrosu’nun oyunlaştırdığı “Tarla Kuşuydu Juliet” oyununa tüm sanatseverleri bekliyoruz…