Dünya tarihini ele aldığımızda her millete, her dine ve her inanca bir hüküm zamanı verildiğini görürüz. İslamiyetlin ilk yıllarında İslam askeri ve kültürel anlamda yayılırken, İslam ordularının gereksiz yere bir ağaç dalını dahi kırmadığını görürsünüz. Gayrimüslimlere insani değerler çerçevesinde yaklaşan İslam, her zaman sevgi ve muhabbet taşımıştır. Putperest Moğolların ilerleyişi ise kan, katliam ve her türlü zorbalıkla dolu insanlığın kara lekesidir.
Putperest Moğolların devri bittiğinde ise bu sefer Hıristiyanlar, papanın komutasında birleşip haçlı seferleri ile Anadolu ve Kudüs’e işgal orduları göndermişlerdir. Haçlı ordusu tarihte görülmüş en barbar ordudur. Önüne çıkan her canlıyı yok ede ede ilerlemiş, insanlık ayaklar altında ezilip kahru perişan olmuştur.
Haçlıların devri bittiğinde ise yeniden Müslümanların devri başladı. Selçuklu ve Osmanlı ile şaha kalkan ümmet, kan dökücü Haçlıları Avrupa sırtlarına kadar takip etti ve adeta insanlığın intikamını aldı.
Selçuklu ve Osmanlı devrinde savaşlar insanlık suçu işlenmeden yapılarak, dünyaya ve düşman Avrupa haçlılarına insanlık dersi verilmiştir. O zamanlar Bizans’ın halkı tekfurlardan (vali) o kadar bıkmıştır ki, Osmanlı’nın şehirlerini fethetmesini istemişler, beklemişlerdir. Düşünsenize medeniyetin büyüklüğünü… Düşman dahi adalet ve nizamından emin olduğu Osmanlı’yı sevmektedir. Ve bence gerçek fetih surları aşmak değil, Osmanlı gibi gönülleri fethetmektir.
Selçuklu ve Osmanlı’dan sonra İslam yine durakladı. Haçlıların torunu batı ve Yahudiler, bu sefer ortak olarak dirildi ve bu ortaklığa Arakan’da Müslüman çocukları yakan putperestler de katıldı. Peki ne mi oldu? Haçlılar zamanında kana bulanan Ortadoğu bu sefer “Birleşik Hıristiyan-Yahudi” barbarlığı ile kan gölü döndü.
Selçuklunun başına bela edilen haşhaşilerin yerini bugün FETÖ almıştır. IŞİD de Yahudi ve Hıristiyanların ortak ordusudur. Hedefleri de İslam’ın şah damarını koparmaktır. Doğu’da Arakan budistleri ve putperest Çinliler ise savaşın ilerisinde kâfir orduları ile birleşip İslam’a saldıracaktır. Maya aynı, aynı yolun yolcularıdır bunlar.
İran, tarih boyunca Avrupa haçlılarını titreten Osmanlıya, ‘düşmanım düşmanı dostumdur’ nazarıyla bakmıştır. İran’ın ne olduğu belli değil fakat bir örnek daha verelim:
Osmanlı ve Selçuklu düşmanı İran, Suriye’deki iç savaşta Ruslarla iyi bir şekilde anlaşmaktan çekinmiyor. Lafları ile Yahudi ve Amerika düşmanı ama icraatları ile ise İslam’ın karşısında. Belki de Humeyni devrimi Amerika’nın projesiydi. Baktılar İran’ı ele geçirdiler, aynısını FETÖ ile Türkiye’de de yapmak istediler ama başarılı olamadılar.
İslam tarihte olduğundan farklı bir şekilde ayağa kalkıyor. Çünkü artık Hıristiyan-Yahudi, münafık-putperest; hepsinin birliğine karşı tek vücut olarak İslamiyet ile birlikte insanlık da ayağa kalkıyor. Dünya beşten büyüktür ve dünyaya İslam’dan başkası adaleti getiremez.
Türkiye halkı ise her daim mazlumdan yana tavır alarak, Hakk’ın rızasını kazanmıştır. Ve eğer bir çağ daha açılıp kapanacak ise bu millete nasip edilecektir. Bu benim, hüsn-ü zannımdır.
Tüm bunların neticesinde şahsi kanaatim; halifelik, TBMM’den bu OHAL’de çıkmalı ve Türkiye dünyadaki mazlumlara halife sıfatı ile uzanmalıdır. Erdoğan’ın halifeliğini, dünyada tanımayacak mazlum Müslüman olacağını sanmıyorum. Müslümanlar istiyorsa daha neyi bekliyoruz? Halifemizi başımızda görmek en insani hakkımızdır…