Kendi insanına kurşun, meclisine helikopterle bomba yağdıran, demokrasinin yollarına tank döşeyen, onca insanın canını kaybetmesine sebep olan şerefsizliğin adı askerlik olamaz vatan hainliği olur.

Soysuz darbe girişiminde vatandaşa yapılan saldırıların görüntüleri yayınlandıkça kansızlığa söylenecek söz bulamıyor insan.

Tankların önünde parçalanmış insanlar, evlatlarıyla otururken alınlarından vurulan babalar ve devleti ele geçirmek için önüne geleni katleden soysuzlar...

Bu vatan hainleri her şeyin hesabını yapmışlar da bir şeyi unutmuşlar, vatanı için canını verecek on milyonları unutmuşlar. ‘Demirden korksak trene binmezdik’ diyenlerin tankların önünde nasıl durduğunu gördük.

O halk; Türkiye’nin her yerinde göğsünü siper etti. ‘Yangınsa yangın’ dedi, ‘ölümse ölüm’

Bütün dillerde, bütün kitaplarda, bunun adı ‘destandır.’ Yüz yıllar sonra bile anılacak onurlu bir direniştir. Tabi bunu bir şeytana kulluk edenlerin anlaması mümkün değil.

Çok merak ediyorum. Fethullah Gülen 14 Temmuz günü ‘Darbe düzenlemek için sponsor arıyorum’ dese, kaç teknik adam, kaç iş adamı, kaç futbolcu ve medyanın içinden kaç patron’ bu davete gönülden bağış yapardı?

Daha düne kadar ‘himmet parası’ diye, milleti haraca bağlayan ‘abiler ablalar’, şimdi çıkmışlar demokrasi adına sosyal medyadan açıklama yapıyorlar, meydanlardan tavuk dağıtıyorlar. İnsanlar artık tavuğu yiyorlar da diğerini yemiyorlar.

Onlar bu topraklarda çocuklarımızın sınav soruları çalınırken alkış tutmadılar mı, onlar medyada, sporda, üniversitelerde her biçimde özellikli sayılan kesimin ‘yiyicileri’ değiller miydi?

O yüzden halt yemekten utanmayanların, bir gecede paralel yapıdan demokrasiye yatay geçiş yapacağı sanılmasın!

‘2 cümleyle, bir bayrak sallamayla damarlarına şırınga edilen zehre karşı duracakları da düşünülmesin. Onlar renk değiştirme metodunu küçük yaşta aldılar. Şimdi göz boyama kitaplarını kullanıyorlar ‘ah benim ahmak kafam’ sloganlarıyla.

Kendi paralel dünyasını inşa eden ve kendisi gibi düşünmeyenlere en hain tuzakları kuran bu terör örgütünün sporun içinde kurduğu tuzakları da biliyoruz, Hakan Şükür ve tayfasının gemisine binenlerin nasıl nemalandığını da.

Hakemler nezdinde de mili forma altında da onlar hep ayrıcalıklı sayıldılar. En kral köşeleri kaptılar. O yüzden FETÖ’nun rol modelleri şimdi kendilerini figüran saydıramaz. FETÖ’cü tayfanın, yönetici kılığına girmiş olan soysuzlar hala futbolun köşelerinde duruyorlar.

O piyonların, insanların sadece belleğinde değil, yüreğinde de derin izler bıraktığı unutulmasın.

Köklerinin dibinden kazınması en büyük dileğimdir. Darbe gecesi alev topuna kafa atanlar, tanka kafa tutanlar, paletin önüne yatanlar demokrasinin efendileridir.

Ama sadece o insanların onurlu duruşuyla futbolumuz aydınlık olamaz. Çünkü FETÖ’ya bağlılık yemini eden şerefsizler için çocuklarımızın sınav sorularının çalınmasının da insanlarımızın bombalarla katledilmesinin de zerre kadar değeri yoktur.

Unutmayalım ki; bu soysuz darbe girişiminde şehit olan insanlar, geride kalanlar ‘aydınlık bir dünyada yaşasın’ diye öldü.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a gelince...

Bu darbeyi durduran sihirli gücün kaynağı o'dur. Ama ne acıdır ki; Cumhurbaşkanımız bile darbeyi eniştesinden öğrenmiş. Her tarafı zafiyet. Yaverinin bile hain olduğu bir çember daha ne söylenebilir ki?